Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

eerciyas Tarafından Yapılan Yorumlar

02.05.2002

Bu bir kurmaca ama o kadar gerçek ki öbür taraftan; sanırım insanların kafasını karıştıran da bu. O insanlar aslında yaşadılar yada yaşıyorlar. Ne malum Beyaz Hala gibi bir büyük halamız var belki de...En çok o kadını sevdim ben baksanıza neler diyor'Biz birine hemen inanır yada hemen kızarız. Sonra, küçük öfkeleri büyük nefretlere, küçük umutları büyük heyecanlara dönüştürmekte üstümüze yoktur. Aslında bu Akdeniz denen müthiş denizin çevresindeki bütün kültürler az çok böyledir ama biz Türkler en delikanlı olanıyız galiba'O kadının torunu olmak isteyecek kadar sevdim kitabı.Belki bilerek yada bilmeyerek bizi tekrar Çanakkale Savaşı okumaya itti Buket Uzuner ama lise tarih kitaplarından değil ...Elinize sağlık.
02.05.2002

Bir orhan pamuk okuru olarak kitabı hemen aldım ve okumaya başladım.ancak medya ve orhan pamuk o kadar çabuk davrandı ki gerçekten kitabı kendi bakış açımla görmeme ve yorumlamama fazlasıyla karıştı. Ama nihayetinde romanın daha başından itibaren buram buram Orhan Pamuk koktuğunu görüp kendimi öykünün veya çok katmanlı olay ve imgesel kurgunun akışına bıraktım.
Romanı okurken insan ister istemez diğer Orhan Pamuk kitaplarıyla bir bütünlük oluşturmaya başlıyor çünkü yazarın tıpkı "Benim Adım Kırmızı"daki nakkaşlar gibi göze batan bir üslubu var ve değişmeyen bazı olgular üzerinden olaylar gelişiyor. (doğu-batı ikilemi, aşkta ve hayatta anti kahramanlar, tarih vs..)

Kar o kadar çok anlama işaret ediyor ki kitabın adına yakışıyor. ben kar yıldızını ve anlamlarını Umberto Eco'nun "Foucault Sarkacı" kitabındaki bir imgeye benzettim. Nedeni ise manevi ve mutlak olanla ilişkisi ve onunla bütünleşmesi ile ilgili.

Kişiler iyi analiz edilmiş bir empati kurabiliyor onlarla okuyucu ancak bu insanlar konuşmalarında bana çok gerçekdışı göründü çünkü karakterler abartılı konuşturulmuş.

Sonuç olarak tipik bir Orhan Pamuk romanı (zaman olarak günümüzü seçmesi ve siyasi unsurun biraz daha fazla olması dışında). Yani sürükleyici, merak ve kuşku uyandırıcı, çok anlamlı ve okunması gereken bir roman. Ama en iyi romanı diyemem.

02.05.2002

Romanın asıl amacı, mübadele sonrasının kıpırtısızlığından, şaşkın sessizliğinden yararlanarak, bu topraklarda yaşanan savaşlara, çoktan unutulmuş olan, kimsenin sözünü bile etmediği, etmek istemediği savaşlara dair bir şeyler anlatmak sanki. Bugünün eğlence dolu Türkiyesinde göze görünmeyen, tozlu köşelerde unutulmuş anıları bir kez daha, bütün korkunçluklarıyla ortaya çıkarmak, yazılmamış olan bir tarihi yazmaya çalışmak.

19.04.2002

Kitap bir solukta okunacak türden. Akıcı bir üslubu var. Tamamen Oktay Sinanoğlu'nun anlatımından yola çıkarak hazırlandığı için, aynı olaylara iki kez değinildiği oluyor. Bu rahatsız etmekten ziyade daha sıcak bir üslup ortaya çıkarmış. Kitabın ilk kısımları heyecanla okunacak türden. Bu bölümlerde Oktay Sinanoğlu'nun başarılarını heyecanla ve hayretler içinde kalarak bir solukta okuyorsunuz. Sonlarına doğru ise Oktay Sinanoğlu'nun Türkiye günleri anlatılıyor. Bunlar da ders olacak nitelikte ama kimseyi şaşırtmıyor, çünkü hepimiz yaşıyoruz veya yapıyoruz bu tarz şeyleri. Mutlaka okunması gereken bir kitap.

16.04.2002

Maalouf'dan yine muhteşem bir kitap - hatta bence en iyisi -. Gerçekten de inanılmaz bir yaşam öyküsü içinde bizlerden de çok şey var. O zaman Osmanlı İmparatorluğu'nu padişahların bilmediğimiz yönleri ve tüm bunların yanı sıra çok değişik, şanslı, macera dolu bir kişinin inanamayacağınız bir yaşam öyküsü. İnsan nereden nereye demeden kendini alamaz. Ne diyeyim; bence kesin okuyun...