Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Mukaddes Özcan Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam.
Romanın merkezinde yine Robert Langdon yer alıyor. Olaylar, noetik bilimci Katherine Solomon etrafında şekilleniyor ve Prag’da geçiyor. Hem tarih hem de gizem unsurları, mitolojik ve sembolik kodlarla iç içe geçmiş.
Langdon, bir davet üzerine Prag’a gelir ve burada Katherine Solomon’la yolları kesişir. Tam da bu noktada olaylar zinciri başlar. Katherine’in yazdığı kitap, bazı güçlü çevrelerin ilgisini çekmiştir ve bu kitap yüzünden Prag’da her şey bir anda değişir. Solomon’un kitabının ortaya çıkmasını istemeyenler vardır ve bu durum hikâyeyi giderek daha tehlikeli hâle getirir.
Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin.
Atatürk’ün hayatını kuru bir tarih diliyle değil; bir insanın iç dünyasını, kırılganlıklarını, cesaretini ve yalnızlığını duyan, hisseden bir kalemle anlatıyor. Bu yüzden kitap, bir biyografi olmanın ötesinde, bir milletin ruhunu taşıyan bir edebi bellek gibi duruyor.
'Açlık', Nobet Edebiyat Ödüllü Knut Hamsun'un yazmış olduğu otobiyografik bir roman. Başkarakter Andreas Tangen yazar olmak ister fakat ailesinden, çevresinden maddi manevi bir destek göremez. Hayallerini gerçekleştirebilmek için hem günlük farklı işlerde çalışır hem de yazı yazmaya devam eder. Ara ara yazdığı yazıları gazetede yayımlanır ve bunlardan kazandığı parayla geçinmeye çalışır. Kazandığı paralar onu ancak bir kaç gün idare eder ve günlerce aç kalır. Yine de yazmayı bırakmaz. Aç ve sefalet içinde olmasına rağmen kimseden yardım istemeyecek kadar gururlu, bir dilenci ondan para istediğinde, cebindeki son parayı verecek kadar da cömerttir. Dürüst ve namuslu olmak en önem verdiği şeydir, kimseden yardım istemez, insanların karşısında küçük düşmeyi kendine yediremez.
1955 yılında Kıbrıs sorunu nasıl başladı, Türkiye bu olaylar karşısında nasıl bir duruş sergiledi, geri planda neler yaşandı, Yunanistan-Türkiye arasındaki gerginlik Türkiye'de yaşayan Rumlara nasıl yansıdı birilerinin ego tatmini için gayrimüslimler, en başta Rumlar olmak üzere nasıl ağır bir fatura ödedi, anlatılan o Eylül ayının hüznünü kalbimde hissederek gözyaşlarımı tutamadan okudum diyebilirim.
Kitap detaylı olmasa da 14 Ekim 1960'da başlayan Yassıada yargılama süreçleri ile son buluyor. Kitabın başlarında, sonda üzücü şeyler olacağını anlıyorsunuz ama bu kadar vahşeti tahmin etmek çok zordu.