Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

M. Furkan Doğruyol Tarafından Yapılan Yorumlar

26.12.2024

Ey Oğul!
Dilediğin gibi yaşa, günün birinde toprak olacaksın.
Dilediğini sev, bir gün ayrı kalacaksın.
Dilediğini yap, gün gelecek karşılığını bulacaksın.

Günümüz toplumunun gençlerine ışık tutacak bu eser İmam-ı Gazâlî Hazretleri tarafından, öğrencisinin pek kıymetli isteği üzerine kaleme alınmıştır.
Ey oğul diye başlayıp 10 kural ile biten bu eşsiz eser şüphesiz günümüz ve gelecekteki gençlere yol göstermede çok büyük rehberdir ve rehber olacaktır.
Eserin temelinde ‘ahiret adamı’ nasıl yetişmelidir, İslam’a uygun mümin nasıl olmalıdır gibi sorular yer alsa da trafikte, işte, okulda kısacası insan ilişkilerinde nasıl davranılması gerektiğinden de bahsedilmiştir.
Allah, İmam-ı Gazali Hazretlerine ve diğer tüm islam âlimlerine rahmet, peygamber efendimiz (s.a.v) komşu eylesin…
12.10.2024

Sevgili Mert Başaran’ı tasarruf ve yatırım gibi pek çok konuda sosyal medyadan tanıyorsunuzdur muhtemelen. Kaleme aldığı bu eserde hayat hikayesinden bahsediyor Mert bey. Başarısızlıklarından, para yönetiminde çok iyi olan dedesinin aksine tam zıttı bir babaya sahip oluşundan, parayla nasıl tanıştığından, gereksiz harcamalara, kredi kartlarına kadar birçok günümüz tüketim çağı sorunlarına değiniyor. Sistemin finansal köle aradığına ve bu kölelikten kurtulmanın yollarını asla öğrenmemizi istemediklerine değiniyor. Bitcoinden borsaya, altına, gayrimenkul gibi bir çok yatırım araçlarına nasıl doğru yatırım yapılması gerektiğini anlatıyor.
“Altını yanlış yerden alırsanız zarar edersiniz, bakırı doğru yerden alırsanız da kâr.”

Kısacası başucu kitabı yapmamızı istiyor Mert bey. Borsada büyük bir düşüş mü oldu, birisi size şu kağıt uçacak hadi alalım diyerek tüyo mu verdi vs gibi konularda hemen açıp tekrardan okumamızı istiyor kitabı. Bence son derece haklı da….
08.10.2024

Çağımız toplumlarının en büyük sorunlarından biri (en önemlisi de desek yanlış olmaz sanırım) şüphesiz TÜKETİM’dir. Bilinçsiz ve çılgınca yapılan tüketim. Küçüğünden büyüğüne, ucuzundan pahalısına, her geçen gün ihtiyacımız olmayan ürünlere milyonlarca lirayı bir anlık haz duygusuna yenik düşerek bir çırpıda harcıyoruz. O telefonun kırmızısına veya o tişörtün mavisine sahip olunca her şeyin yoluna gireceğini, kalıcı mutluluğa erişeceğimizi sanıyoruz. Ama tabi öyle olmuyor, tam tersi daha fazla harcama yaptıkça daha mutsuz insanlar olup çıkıyoruz. Tam da dünyaca ünlü şirketlerin, markaların istediği gibi tüketim çılgını bireyler haline geliyoruz. Peki neden kendimize dur diyemiyoruz? Elimizdekilerle mutlu olmayı, aza tamah etmeyi bilmiyoruz? Kim bilir belki kalıcı mutluluk azdadır…

Matt Haig, sosyal medya kullanımından uyku düzenine, tüketimden insanın en kıymetli varlık oluşuna dair birçok konuyu bu başucu niteliğindeki eserinde bir araya getirmiş ve biz değerli okurlarına sunmuş.
07.11.2022

Gözlerinizi 2 dakikalığına kapatın ve sadece düşünün. Lütfen !
Doğduğunuz andan itibaren yürüyemediğinizi, koşamadığınızı, kendi başınıza hiçbir zaman yiyip içemediğinizi ve bundan sonra da yiyip içemeyeceğinizi. Annenize, babanıza ve diğer sevdiklerinize 1 kere bile olsa 'SENİ SEVİYORUM' diyemediğinizi...
Serinin ilk kitabı olan İçimdeki Müzik, 11 yaşına kadar hiçbir zaman yürüyememiş ve konuşamamış olan Melodi'nin 1.ağızdan hayatını anlatmasına değiniyor. Melodi aslında sanılandan çok daha zeki bir kız. Fotoğrafik hafızaya sahip, gördüğünü bir daha unutmuyor. Müziğin renklerini ve tatlarını duyabiliyor ve daha nicesi.
Melodi'nin okula başlaması, arkadaşları, öğretmenleri, komşuları Bayan V ve daha bir çok kişiyi, kaynaştırma sınıfında geçirdiği zamanları ve ülke çapında düzenlenen bilgi yarışmasına uzanan serüvenini anlatan bu eşsiz roman, şüphesiz küçüğünden büyüğüne her bireyin okuması gereken bir başyapıt.
Serinin ikinci kitabı olan 'İçimdeki Ezgi' yi de okumayı unutmayın :)
26.04.2022

Yaşamımızda zaman zaman içinden çıkamadığımız sorunlarla karşılaşabiliriz. İşe yaramadığımızı, sadece çevremize ayak bağı olduğumuzu düşünürüz. Bize iyi gelecek insanlar ya toprağın altında ya da uzaklarda olurlar, çok uzaklarda. Ve dolayısıyla yalnız hissederiz, çok yalnız. Koca gezegende tek başımıza olduğumuzu düşünürüz… Hepimiz şüphesiz intihar etmeyi düşünmüşüzdür. Gerek hayatın sıkıcılığından, gerek ekonomik sıkıntılardan, gerekse bu hayattaki umutsuzluk ve pişmanlıklarla geçen ömrümüzden. Ama hiçbirimiz de dönüp ardımıza bakmayız ki her şeye rağmen yaşanılmaya değer, bu hayatı yaşanılabilir bir yer haline getirmeye değer…. Matt Haig bu eşsiz sürrealist romanında işini, çok sevdiği kedisi Voltair’I, babasını ve daha bir çok şeyini kaybeden Nora’nın. artık bu hayattan beklentisi olmayıp bir gece yarısı 00.00.00 da intihar etmesini konu alır. İntihar eder etmesine de hiç beklediği gibi olmaz. Nora yaşamayı istiyordur ama önce pişmanlıklarından kurtulması gerekir.