Toplam yorum: 3.323.066
Bu ayki yorum: 210
E-Dergi
CenkerŞ Tarafından Yapılan Yorumlar
Ateş ve Kan George R.R.Martin'in tarih kitabı diyebileceğimiz eserlerinden. Bu eserde yazar bize Game of Thrones'tan da yakından tanıdığımız Targeryan Hanedanlığını Kurucusu Fatih Aegon'dan başlayıp 3.Aegon'a kadar detaylı bir şekilde anlatıyor.
Yapısal olarak baktığımızda eseri bir şaheser olarak değerlendirebiliriz. Evren en ufak ayrıntısına kadar düşünülmüş ve sevdiğimiz diğer çoğu kurgusal evren gibi kendi içerisinde dallanıp budaklanıyor. Ateş ve Kan'ı okurken evrendeki hanedanlıklar, gelenekler, dinler ve bir sürü önemli kişilik hakkında bilgi ediniyoruz. Madalyonun diğer yüzünde ise bir sürü komplo, suikast ve entrika hakkında yazar tarafından bilgilendiriliyoruz.
Bazı arkadaşlar için özellikle hanedanların isimleri ve konumları kafa karıştırıcı gelebilir bundan dolayı ara ara telefondan haritaya bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü zaman zaman cidden karışabiliyor ama çözülemeyecek bir sorun değil.
Ejderhalar dans eder, insanlar ise ayaklarının altında toz gibidir.
Uyarı:Maalesef bu seri de yarım bırakıldı.Okumaya buna göre başlarsanız sizin için daha iyi olur.
Buz ve Ateş serisinin yazarı George R.R.Martin'in yazdığı bir şaheser daha.Hali hazırda dizisi de çıkmışken bir inceleme yazasım geldi.
Seriye aşina olanlar evrenin ne kadar iyi kurgulandığını biliyorlardır.Bu eserinde Martin bize Buz ve Ateş'in yaklaşık 100 sene öncesinde geçen bir hikayeyi anlatıyor.Asıl serinin aksine büyük soylu bir hanenin hanedan üyesinin hikayesini anlatmak yerine asil doğumlu olmayan Sör Uzun Duncan'ın hikayesini okuyoruz.Kitap boyunca Duncan ve sadık yaveri Yumurta birçok macera yaşıyor ve kitabın çeşitli yerlerinde aralarındaki bağın nasıl geliştiğine şahit oluyoruz.
Ayrıca Martin biz okuyucuya bir hikaye anlatmanın yanı sıra evreni de tanıtmayı es geçmiyor.Hanedanlar,lordlar,gelenekler ve evrenle alakalı bir ton şey öğreniyoruz.
Martin Luther'in fikir yapısını ve ideallerini anlamak açısından kıymetli olan bu eser temelde Luther'in dönemin Mainz Psikoposu Albrecht von Brandenburg'a yazmış olduğu mektup ve ardından 95 Tez'in Latince ve özenle hazırlanan Türkçe çevirisinden oluşuyor.
Eserin başında dönemin koşullarına ve Martin Luther hakkında biyografik bilgiler veriliyor.
Kendi öznel yorumum:
Bilinenin aksine Luther, hazırladığı tez metnini bir kiliseye çivilememiş,sadece çevresine duyurmakla yetinmiştir.Bir dönem eleştirisi olarak Luther ve Jan Hus arasında bağlantı kurulmaya çalışılmış ve büyük bir hata yapılmıştır.Temelde Jan Hus ve Luther çok farklı kişiliklerdir.Luther dinine son derece bağlı bir Hristiyanken ve tek gayesi kiliseyi girdiği bu yanlış yoldan çıkarmak iken,Jan Hus daha devrimci bir karaktere sahiptir.Bu nedenle Martin Luther'i bir devrimci gibi göstermeye çalışmak pek doğru olmayacaktır.
Son olarak ise C.Cengiz Çevik'e bu kıymetli çevirisi için şahsım adına minnettarım.
Toplum Sözleşmesi ya da orjinal adıyla ''Du contrat social''Fransız aydınlanmasının en önemli isimlerinden biri olan Jean Jacques Rousseau'nun ölümsüz eseridir.
Yazar temel olarak adil bir hükümetin oluşumunu sorgulamakla beraber toplumun temel dinamiklerine iniyor ve toplumun nerede,nasıl ve hangi amaç çevresinde oluştuğunu bizlere anlatıyor.Bunu yaparken de daha iyi anlamamız için sık sık karşılaştırmalara başvuruyor.Rousseau'nun bu karşılaştırmalarda ise tarafsız ve realist bir tutum izlemesi de önemli bir detay.
Hükümetlerin karşılaştırıldığı bölüm özellikle ilgililer için çok değerli.
Burada monarşi,demokrasi,aristokrasi ve teokrasi gibi bir çok değerli yönetim biçiminin incelendiğini görüyoruz.Bu kitabı özellikle siyaset bilimine ve hukuğa ilgi duyan okuyuculara şiddetle öneriyorum.Bunun dışında kalan okuyucular ise yer yer kitaptan sıkılabilir uyarmakta fayda var :)
''Kendilerini başkalarının efendisi sananlar, aslında onlardan daha büyük kölelerdir...''
Eser özellikle dönemin japon kültürünü ve siyasi yapısını anlamak için çok değerli bir kaynak.Eserde Yamamoto Tsunetomo'nun yaşadıklarını eski bir samuray olan Tsuramito Tashiro'nun kaleminden okuyoruz.Yamamoto peşisıra bir şekilde bizlere hayatının farklı dönemlerinde duyguğu ya da tecrübe ettiği olayları anlatıyor.Bu kopuk tarzda gerçekleşen anlatım bazı okuyucuları kopartabilir,uyarmakta fayda var.
Yamamoto Tsunetomo'nun yaşadığı dönem ise Japonya'nın siyasi bütünlüğü açışından çok önemli bir dönem olan Edo Dönemi'ne denk geliyor.Kitabın belirli yerlerinde Toyotomi Hideyoshi,Tokugava İeyasu gibi Japonya için önemli birçok isimden bahsediliyor. Yazarımız asıl olarak bir bey ailesinin hizmetkarı ve bunun sonucu olarak kitabın belirli kısımlarında işine ve efendisine katı suretli bağlılığını biz okuyucuya hissettiriyor.Ara ara cinsiyetçi basmakalıp ifadeler görsek de bence tolere edilebilir.Eğer Japon kültürüne bir sempati besliyorsanız gönül rahatlığıyla değerlendirebilirsiniz.