İsyanlar bizim tarihçilerde bir saplantıdır.Hep "şiddetle bastırıldı,kılıçtan geçirildi,kellelerden kuleler yapıldı." derler...Sokollu Mehmet Paşa'lar,Köprülüler isyanları hep şiddetle bastırılar.Ebussud’lar “katli vaciptir” diye fetvalar çıkarırlar.Tarihçi böyle anlatır okurlarına tarihimizi..."oh olsun,iyi olmuş,az bile olmuş!" derler hep de,bu isyanların neden çıktığını nedense hiç anlatmazlar.‘Neden’le ilgilenmeyip hep ‘Sonuç’ ve ‘Yöntem’e bakarlar.
İhsan Sabri Çağlayangil,mağaralarda “Dersim Kürtleri'ni fareler gibi nasıl zehirlediğini” anlatır;Mahmut Esat Bozkurt, “En kötü Türk'ün,Türk olmayanın en iyisinden daha değerli olduğunu” söyleyerek bu söyleminin,tecavüzcü bir Türk'ün Edison,Aynştayn veya Kopernik'ten bile daha değerli olduğu manasına geldiğini farketmez.Hatta “Türk olmayanların bu ülkede köle olmaktan başka bir hakları olmadığını” söyleyecek kadar aşırılığa gider.
Ben Kürt meselesini,Uğur Mumcu gibi bir aydın yazsa da bir Kürt’ten okuyup öğrenmek isterim.Hepimiz Kızılderilileri,zencileri severiz.Onların yaşadığı dramları anlatan kitapları hüzünle okur,filimleri ağlayarak izleriz.Kürtleri de seveceğiz kardeşim.Çünkü onlar da bu ülkenin zencileri ve Kızılderilileridir.Onlar da çok acı çekmişlerdir.Birlik ve beraberlik başka türlü sağlanamaz.