Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423

E-Dergi

Hasan ali Topcu Tarafından Yapılan Yorumlar

10.07.2002

Bakır kırmızısı kanatlarıyla Çukurova göklerinde süzülen kartallar, kemikli sivrisinekler, kavruk ırgatlar, köylüler...
Dağın öte yüzü dörtlüsü'nü okuyup bitirdikten sonra ölüm böylesine zor, yaşam böylesine zor ve öylece dehşetle duruyor önümde. insan neler yapabilir ? toprağa nasıl basar da iki ayağı üzerinde durur ? nefret nasıl iliği kemiğe kadar işler? nasıl sever ki insan tırnağından saç teline kadar? Gerçeklik kimsenin hizmetinde değil. İşte öylece durur . içindeyiz . tam da göbeğinde. Ama onu nasıl anlatırsın? Çukurova gerçegi . her bir insan. o herzaman duyduğumuz gördüğümüz, acıdığımız... aslında görmediğimiz, duymadığımız , bilmediğimiz.. her bir insan koca birer dünya. Korkunç acı, dram. ve yaşam karşısında iki ayağını toprağa basan daha doğrusu yüreğini toprağa basan insanların hikayesi. Hiç söylenmemiş , hiç yazılmamış gibi yazmış Yaşar Kemal. DEHŞET…
10.07.2002

Yaşar Kemal'in Kimsecik üçlüsünün üç kitabını da okudum.Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı ve Kanın Sesi. belleğimde kök salan kimlikler, mekanlar, kişilikler, tecrübeler.
Korkunun romanı bu. Korkunun bilincimizde açacağı o geniş ve hep kıyılarında dolaştığımız ve Yaşar Kemal'in bizi tam da o alanın ortasına savunmasız bir şekilde bıraktığı roman. Orada gezdiriyor bizi. Delice korkuyorsunuz ve insanın korkularıyla insan olabildiğinin bilincine varıyorsunuz.Sonra korku duvarını aşıveriyorsunuz. yeniden üretene kadar.Öylesine dehşetli sevebilir ki insan öylesine dehşetli sevginizden korkabilir ve onu öldürebilirsiniz. o psikolojik çözülmeler. Dehşet bir üçlü insanın sınırlarını zorluyor ya da daha önce olan ama farkında bile olmadığımız o sınırların ötesine geçiyorsunuz. Mustafa'nın korku kesmiş küçük bedeni oluveriyorsunuz.onunla ölüyor, öldürüyor, korkudan ölüyorsunuz svevgiden deliriyorsunuz bir çocuğun yüreği olup çıkıyorsunuz. Salman'ın delice sevgisine kaptırıveriyorsunuz kendinizi ve öldürüyorsunuz.Korkudan ve sevgiden sarhoş oldum
10.07.2002

Üslubuyla, diyaloglardaki o Anadolu'nun yalın ama keskin felsefi söylemleriyle , dilin tıpkı toprak gibi bereketli . ustaca kullanımıyla Yaşar Kemal Çakırcalı'yı ölümsüzleştirmiş. Eşkıya ya da eşkıyalık olgularını tarihsel mekan ve ilişkileriyle halkın, yoksulun ezilenin, hakarete uğrayanın tutunduğu, dayandığı bir gerçek dağ olarak önümüze koyuyor. Kime göre eşkıya ya da bozguncu. iktidar ve halk çelişkisini yine öylesine dehşetli işlemişYaşar Kemal. Yaşar Kemal dilindeki yüreğindeki dağları çıkarıp önümüze dikiveriyor.Ttırman, keşfet o dağları çok şey bulacaksın orada sana dair.
10.07.2002

Köroğlu,Karacaoğlan ve Alageyik; çocukluğumuzdan beri belki onlarca kez duymuş,okumuş, filmini izlemişizdir ya da çokca bahsi geçmiştir. Güncel olan kimi durumlarda örnek bile vermişizdir. Ama hiçbirisinde Yaşar Kemal'in anlatımındaki derin yoğunluğa ulaşamamışımdır. Bu da Kemal'in derin Anadolu kültürü ve kimliğiyle, diliyle olan o kopmaz köklerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Destanlarımız, efsanelerimiz, hikayelerimiz ve onların kahramanları ne şanslıdır ki Kemal gibi bir dillendiricileri var ve bu topraklar ne bereketlidir ki üretmiş bu kişileri , destanları hem de dilini, dillendiricisini. Anadolu ve insanı o derin keder, o derin sevinç dedirtiyor insana.
10.07.2002

işte size iktidar ve onun tebası olduğu sanılan bir halk topluluğunun yaşama sıkı sıkıya sarılmaları ,sürgüne kendilerince yanıt aramaları. kültürleri ,dilleri , aşkları apaçık. toprağın, suyun, otun, börtü böceğin, kuşun sesi karışmış insan sesine çığlığına olabildiğince insan. bu insanlar ve iktidarın bir zaman kesitinde ki beklentileri , uçurumları ve o halk topluluğunun sürgüne insanca onurlu direnişleri. ağlayabilirsiniz, bağırabilirsiniz. bir ot, çiçek , kuş , pınarda kaynayan su yada gökte yıldız olma isteği dayanılmaz olabilir . Yaşar Kemal insanı anlatmakla bitiremiyor. insana dair ne varsa sunuyor önümüze. Bu karmakarışık zamanda insan olgusu dehşetle bağırıyor yüzümüze. Çözülüyoruz, çürüyoruz diye .