Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ttardutigin Tarafından Yapılan Yorumlar

19.02.2010

roman kurgu olarak klasik olmakla birlikte verdiği mesaj açısından okumaya değer diyorum.
sevdiği kadını tekrar elde etmek adına cinayet işlemeyi kendisine hak gören bir insanın işlediği cinayetler.
ayrıca sinema dünyasında yaşanan rezillikleri bir bir gerçekçi bir şekilde anlatıyor. starlar dünyasına girmek için nerelerden geçmek gerektiği, nelere katlanmak gerektiği, ünlü olmanın bedelleri. ve dahi bir çok insanın imrendiği ünlülülerin aslında ne kadar da yalnız olduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor roman. ayrıca sinema dünyasında ne kara para aklamalarının döndüğünü de anlatıyor. ibretlik bir roman aslında. üstelik hepsi de yaşanmış şeyler
12.02.2010

kemal tahir'in çorumda geçen olayları anlattığı kitabı. celal bayar'ın başbakan olduğu dönemlerde yaşayan yayla padişahı sülük bey ve onun analığı emey hana'nın başından geçem olayları anlatıyor. dönemin insanlarını sanki içinde yaşıyormuşçasına anlatmış kemal tahir.
27.01.2010

altan öymen'in menderes'in iktidara geldiği 1950 yılından 6-7 eylül olaylarının sonuna kadarki dönemi anlattığı anı kitabı.
marilyn monroe'nun hikayesi de anlatılıyor kitapta, tam da menderes hükümeti ile muhalefetin göstermelik de olsa bir bahar havası yaşadığı dönemde hüseyin üzmez'in ahmet emin yalman'a yaptığı suikast girişimi de anlatılıyor. bu suikast girişiminden sonra irtica tehlikesinin gündeme gelmesi.
ahmet emin yalman'ın vurulduktan sonra hüseyin üzmez'in öğreniminde yardımcı olması manidar geldi.
mihri belli'nin eşinin de hayatı anlatılıyor kitapta. 167 komünist davası, komünistlere o dönemde halkın ve devletin bakış açısını da anlatıyor.
mccarthy'ciliği de anlatıyor kitap. yani sadece türkiye değil o dönemde dünyada olup bitenleri de anlatmış kitabında.

genelde menderes hükümetinin basına yaklaşımı üzerinde durmuş. kitabı okurken keşke şunlar olmasaydı dediğim çok oldu.

bu tarz kitaplar genelde sıkıcı geliyor bana fakat altan öymen'in kitabı bir çırpıda okuttu kendini. devamını da yazacakmış merakle bakliyoruz.
22.01.2010

kemal tahir'in milli mücadeledeki örgütlenmeleri anlattığı romanı. dönemin imkanlarını, halkın yorgunluğunu ama buna rağmen verilen mücadeleyi anlatıyor.okunması gereken önemli bir roman.öneririm.
08.01.2010

kitabın başında bizim müslümanlar diye müslüman portresi çizmiş. soner yalçın'a göre bütün müslümanlar "bizim müslümanlar" dediği müslümanları örnek almalıymış. soner yalçın, kitabında gösterdiği örnek alınması gereken müslüman tipine üç tane örnek göstermiş. bunlar; nurettin topçu, cemil meriç ve nezihe araz imiş.

bu üç kişi hakkında bilgiler vermiş. özellikle nezihe araz hakkında yazdıkları soner yalçın'ın müslümanlıktan ve dindarlıktan ne anladığı konusunda fikir sahibi olmamıza yarıyor;

"nezihe araz dindardı, bir dergaha bağlıydı ama hayatı boyunca saçını örtmedi. beş vakit namaz kılmadı, oruç tutmadı.
erkek meclislerinden kaçmadı. kendini hiç ikinci sınıf görmedi. meyhaneye gidip rakı da içti. nesimi'den türkü de söyledi. kimsenin günlük yaşamına, hayat felsefesine karışmadı. siyasete ilgi duymadı; kendini hep partiler üstü gördü.
atatürk'e hayrandı. /.../ şimdi söyler misiniz nezihe araz kimdir?
nezihe araz türkiye'dir."

soner yalçın dindar olmanın tek şartının bir dergaha bağlı olmaktan ibaret sanıyor. nezihe araz'ı da bir dergaha bağlı olması ve anadolu evliyaları ile ilgili bir kitap yazmasından mütevellit dindar olarak gösteriyor. daha doğrusu dindarlığının tek ölçütünün bunları yapmak olduğunu gösteriyor. yani sen bir dergaha üye ol da istersen namaz kılma, rakı iç, oruç tutma önemli değil sen dindarsın ve bütün dindarlar seni örnek almak zorundadır. almazlarsa dinciler o müslümanlara benzemez. kesin bir iş vardır işin içinde.

soner yalçın'ın internet sitesini takip edenler bu kitapta fazla bir şey bulamayacaklar. orada yazılan bir çok yazıyı aynen kitaba almış.

okurlarından gelen bir mail vasıtasıyla v.gazetesi ve h.com'un israil bağlantısını ortaya çıkarmış. bu israil bağlantısı da şöyle oluyormuş; bu gazetelerin internet siteleri php ile bitiyormuş. php'nin de sahibi bir yahudiymiş. dinci gazeteler de hem israil düşmanlığı yapıyorlarmış hem de bir yahudinin malı olan php uzantısını kullanıyorlarmış ve dolayısı ile israil'le bağlantılılarmış.

mesela abdullah gül bir kere papyon takmıştı. bununla dalgasını geçiyor ve bu dinciler neden papyonu sevmezler ki filan diyor. sonra papyonun kravatın şeceresini çıkarıyor.