Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aerolaconic Tarafından Yapılan Yorumlar

13.05.2015

ykü klasik, Aytmatov'a yakışır doğa tasvirleri ile bezeli. Anlatım yine, gece yorgun argın yatağına giren Kemal'in sızlayan ellerini hissettirecek kadar iyi. Ama genel itibari ile zayıf kalan (kısa olmasıyla alakalı belki) bir öykü.
Elips Kitap'tan çıkan kitabın orijinal ismi maalesef yine yok. Keşke olsaydı. Aytmatov okumaya başlayacak bir kitap değil ama yazarın bir kaç kitabını okuduktan sonra nasılsa okuyacağınız bir kitap. Tüüm kitaplarını okumak gibi bir kaygınız yoksa bu kitabı es geçebilirsiniz
13.05.2015

“Herkesin bir yıldızı vardır” alt başlığı ile sunulan kitap iddia ediyorum bence yazarın en iyi kitabı. Herşey hayattan bıkan, bezgin, yılgın Ferruh’un intihar etmeye karar vermesi ile başlıyor. Ondan sonra Ferruh aklının hayalinin bile almayacağı, hem de tam 2000 yıllık bir tuzağın içinde buluyor kendini. 2000 yıl öncesinin Pontus İmparatorunun kızı prenses Pervin, günümüzde Mitras olduğunu düşündüğü Ferruh’u buluyor. Birlikte Mitras heykelini bulup boğayı öldürmeye çalışıyorlar. Boğayı öldürmek bu arada bol tanrılı zamanlardan kalma sembolik bir deyim. Boğa takımyıdızının Pers takımyıldızı ile aynı hizaya gelmesini temsil ediyor. Bu arada bu kitap sayesinde çoktandır meraklı olduğum, düşmüş melekler, dünyayı terk eden tanrılar üzerine eğilmeye karar verdim. Allah sonumu hayır etsin. Son dakikaya kadar sürükleyici, her sayfada şimdi ne olacak diye merak ettiren bir kitap, çok beğendim.
13.05.2015

Doğruya doğru, hikaye olarak anlatımı, heyecan, macera aman aman çok iyi değil. Daha çok döneme ait Türk örf ve adetlerini öğreten bir belgesel gibi düşünmek gerek. İslamiyet ile ilişkilendirilmesinde takvim olarak kafam basmasa da, içindeki pek çok öğe Cüneyt Arkın filmlerinde bol bol kullanıldığı için tanıdık. Allah, peygamber, dua, cennet, cehennemin cirit attığı Arap masallarının aksine bu Türk masalında cinsellik yok denecek kadar az. Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boyu’nda çobandan hamile kalan peri kızı, başka bir hikayede Oğuz beylerinin yedi gün uyuması gibi öğeler nedense bana İslamiyet öncesi Türklerin bilmemiz gereken yığınla efsanevi özellikleri olduğu hissini uyandırdı.

Kitabın sonuna gayet kapsamlı bir Öztürkçe-Türkçe sözlük konmuş ki en beğendiğim bölüm buydu. Öylesine bakınırken bile bir sürü harika Türkçe kelime gördüm. Gökçe’nin meğerse ne güzel anlamı varmış.
13.05.2015

Tanios, Kfaryabda köyünün Şeyhi Francis'in kahyası Gerios'un oğlu. Ancak kitabın sonuna kadar acaba Şeyh'İn oğlu olabilir mi sorusu gündem de tutuluyor. Lakin asıl mevzu bu değil. Tanios'un doğumundan itibaren, Mısır Paşası ve Osmanlı Padişahı arasındaki çekişmelerin köylülerin ve Tanios'un hayatı üzerindeki etkileri anlatılıyor.

İlk bölüm biraz sıkıcı gibi gelse de anlatımın büyüsüne kapılmanız uzun sürmüyor. Maalouf'un diğer kitaplarında olduğu gibi tam anlamıyla bir Arap masalı tadında bir anlatım var. Çok güzel. Diğer kitaplar demişken, yazarın okuduğum diğer kitapları içinde (Doğu'nun Limanları, Işık Bahçeleri, Semerkand) kurgusu en derli toplu, en rahat anlaşılır olanı.
13.05.2015

hikaye ikiye ayrılıyor. İlki toplantıda yaşananlar, konuşulanlarken, diğeri toplantıyı seyreden Süha'nın hatıraları. Toplantı kısmı hem ilgi çekici, hem de alevi kültürü hakkında bilgilendirici iken hatıra kısmı -bu benzetmeyi hep yapıyorum- ödev arasına kakalanan maç özeti kıvamında. Çoğu yerde sırf sayfa sayısını arttırmak için (130 sayfa) için yazıldığı bariz belli. Hatta bir ara Süha'nın anıları canlanırken, eskiden gittiği bir yemeği atırlıyor ve yemeği anlatmaya başlıyor, derken yemekteki Süha, ağzına maydanoz atınca bu sefer çocukluluk anıları canlanıyor ve bir seviye daha hatıra katmanına iniyoruz. Bir nevi Inception yani. Süha da Dicaprio...

Yazar bu sefer hem Alevi'leri, hem de 80'lerin mağdurlarını aynı potada eriterek, aynı anda iki kanayan yaraya ilişkin sosyal mesaj vermiş. Bunun bir tık yukarısı Mahsun Kırmızıgül filmi zaten.