Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
aerolaconic Tarafından Yapılan Yorumlar
Arka kapakta, Mehmet Mollaosmanoğlu'nun kısa ama tam isabet, Aşkın Güngör'ün baştan abartılı gibi gelen ama yerden göğe kadar haklı, Şebnem Pişkin'in fiyat etiketi nedeni ile okuyamadığım spoiler (tdk buna Türkçe bir karşılık bulsun artık) içeren yorumları var. Ve çok samimi söylüyorum ben ilk defa arka kapaktan yazılanların doğru çıktığı bir kitap okuyorum. Ümit İhsan'ın bir gün Livaneli, Yaşar Kemal, Reşat Nuri gibi Türk Edebiyatının duayenlerinden biri olmasını umut ediyorum. Kesinlikle ilgilenilmesi, desteklenmesi gereken bir yazar. Abartıyor diyenlere Aşkın Güngör gibi cevap vereyim; "İnanmazsanız ayıp sizindir, abartıyorsam benim"
İthaki Yayınları bu kitap için yeri göğü (neredeyse Marsı) o kadar ayağa kaldırdı ki, bir ara bu kitabı almayanı dövecekler sandım. Aldım, okudum. Diğer okuyanlar kadar ayılıp bayılmadım ama fena da değil. Sadece İthaki'nin çok daha güzel kitapları var. Bu kadar reklam hak etmediğini söyleyebilirim.
Mars'ta mahsur kalan ve hayatta kalmaya çalışan Mark, onu kurtarmak için olaya dahil olan Nasa, bir sürü teknik detaylı, bizim anlamayacağımız işleri anlarmışız gibi anlatıyor. Bu haliyle çok yorucu.
Son: Arka kapak yazılarını okuyunca oha diyebilirsiniz, bence de oha yani, biraz abartmışlar. İyi ama o kadar da değil.
Kitap Turan Bey ile başlıyor. Turan Bey iki santim daha kısa olsa aynı ben... Yoksa geniş omuz, kır düşmüş şakaklar falan hepsi bende mevcut. Turan Bey antikacı... Dükkanın adı da Tuğra... Çoğu antikacı gibi Osmanlı dönemine ve Tuğralara karşı özel bir ilgisi var. Ancak zaman konusunda saplantılı ve zamanın aşılabilirliliği, zamdan yolculuk gibi konularla yakından ilgili. Belli bir anda istemdışı olarak zamanda yolculuğu gerçekleştiriyor ve kendini 1878 yılında, Turatekin isimli Abdülhamit karşıtı bir muhalifin suretinde buluyor ve burada tamamen bambaşka bir maceraya atılıyor. Zaman yolculuğuyla geçmişe giden Turan Bey'in şimdiki hayatındaki herkesin, herşeyin geçmişte bir karşılığı var. Turan Bey'in doğruluğu, ya da yanlışlığına karar verdiği şeylerin arkasında gizlenen gerçekler 1878'de yaşadığı olayların içinde saklı.
Sanırım Kenan'a bu kadar kızmamın sebebi gerçekçi anlatılmasından ötürü. 687 sayfalık kitabın neredeyse tamamı bilinç akışı tekniği ile yazılmış. Böyle bir emek, böyle bir uğraş akıl alacak gibi değil. Yazara gerçekten helal olsun. Kaçak aşkın yanında dönem olayları harikulade işlenmiş. Ancak karakterlerin iç dünyalarındaki çatışmaları, kararsızlıkları, ikilemleri o kadar çok yer tutuyor, o kadar ok tekrarlanıyor ki bazen insanı bunaltıyor. Hikaye çok yavaş ilerliyor. Sadece 450. sayfadan sonra protestoların başlamasıyla biraz hızlanıyor. Bu nedenle çok keyifle okuduğumu söyleyemem. Ancak kesinlikle bir Rus klasiği kalitesinde. Eğer dönem romanlarını seviyorsanız, okumalısınız, ki bence zaten şimdiye kadar da okumuş olmalıydınız.
Ne yalan söyleyeyim, bir Stephen King romanının kötü olabileceğini zaten düşünmüyordum ama bu kadar da muhteşem olacağını hiç tahmin etmemiştim. İlk başlar biraz sıkıcı olsa da giderek hızlanıyor. Son iki yüz sayfadaki tempo inanılmaz. Kitabı bitirebilmek için bu sabah 05:00 de kalktım.