Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aerolaconic Tarafından Yapılan Yorumlar

13.05.2015

Öncelikle son zamanlarda en iyi -Türk yazarlar arasında hiç olmadığı kadar hem de- kurgulardan birine sahip. Osmanlı Saray Tabiplerinden ve hiç yaşlanmama hastalığından muzdarip Atahunalp Urumgalatlı bir sahilde hafızasını yitirmiş bir şekilde kendine gelir. Sahile bitişik yamaçlarda kurulu bir çiftliğe ulaşan Atahunalp, burada kendisi gibi hafıza zayıflığı olan torunları, torunlarının torunları ile birlikte 140 küsur yıllık hafızasının peşinde olan bir örgütten sakladıklarını öğrenir. Hem kaybolan hafızasını, hem de peşindekilerin kim olduğunu öğrenmek isterken kendini bir garip maceranın içide bulunur. Dahası hafızasında bir şeyler canlandıkça kafası daha da çok karışacaktır.
13.05.2015

Sanayi devriminin kıyısında, insanlık dışı şartlarda çalışan madencileri örgütleyen Ètienne baş karakterimiz. Açlık ve sefaletin canlarına tak dediği madenciler en nihayetinde grev kararı alıyorlar ve sefaletlerinin bir kaç kat artmasına göğüs geriyorlar.

Anlatımın güzelliği büyüleyici. Yaklaşık 140 yıl önce yazılmış bir şahseser. Ayrıca nadir görülen şekilde kaliteli bir çeviri ve baskısı var. Yazım yanlışına hiç rastlamadım.

Kitabı okumadan önce bir kömür madeninin içi hakkında kısa bir araştırma yapmanın daha iyi olacağı kanaatindeyim. Zira kitabın önemli bir bölümü madenin içinde geçiyor. Ha bir de bu nedenle klostrofobisi olanları biraz bunaltabilir. Anlatım o denli gerçekçi. Bir de filmi varmış diyorlar ama ağlayacağımdan korkar seyredemem. Facianın olduğu dönemde okumaya çalışsaydım aynı şekilde kitabı da bitirebileceğimden emin değilim. Bence "insan olmak" adına ölmeden önce mutlaka okunması gereken bir eser.
13.05.2015

Talaytaytan, ailesi ile yıldızı bir türlü barışmamış hem sosyopat hem de pyromanyak, 19 yaşında bir delikanlı. Bu yaşına kadar kimseyi takmadan, sevgi görmeden, sevgi göstermeden büyüyen Talaytay'ın hayatı, kendisinden hamile kalmak istediğini söyleyen Tennure ile değişik. Tennure son derece çirkin bir kadın olmasına rağmen, içindeki kötülük, hırs, özgüven gibi özellikleri Talaytaytan'ı etkiler.

Bu kitapta da yazarın kendine has dili dikkat çekiyor. Sıkça kullanılan tevettür, tekamül gibi kelimelerin yanı sıra mühimsemek, alakalanmak gibi kelimeler kullanılmış. Beyoğlu'nun arka sokaklarında geçen kısımlarda argo kullanımının sınırları zorlanmış. Hatta bazı yerlerde "Şoför Nebahat" esintileri hissediliyor.

Kurgu yine güzel olmakla beraber bu sefer işin macera dozu biraz eksik kalmış. Mezesi eksik rakı sofrası gibi. Ancak yazarın, sevgi, sadakat, kötülüğün doğası, dinler üstü mistik kavramlar noktasındaki dokunuşları enfes.
27.11.2014

Ümit İhsan ve Kıyamet Tarıkatı bence kitabın en iyi hikayesi. Her ne kadar başlarda "Yolda sıkı bir kahvaltı yapsak iyi olacak" diyen Amerikan ağızlı komisere kıl kapsamda genele bakıldığında kitabın en fazla emek verilmiş hikayesi. Tarikat muhabbeti klasik ama günümüz tarihine yerleştirilmesi başarılı, hiç sırıtmıyor. Hikaye olarak kullanılarak yazık edilmiş belki de; içinde barındırdığı, cinayeti, tarihi kitapları, komiseri ve komiser yardımcısı ile hatta ve hatta hikayenin Beyoğlunda bir yerlerde geçiyor olması ile bu hikayeden üçleme çıkarabilecek bir yazar tanıyorum ben. Altı üzerinden altı vererek birinci ilan ediyorum bu hikayeyi.

Paragrafta kazılan çukurdan olsa gerek, Şebnem Pişkin'in hikayesi hariç her hikayede ölüm, ceset temaları işlenmiş. Editörlüğünü yazarlardan Ece Özbaş Korkmaz'ın yaptığı kitapta kesme işaretleri or'dan bur'dan, ner'deyiz gibi garip şekilde kullanılmış. Bunun dışında kelime hataları yok denecek kadar az.
08.08.2014

Ama yine de kabul etmeliyim ki Ahmet Ümit, malzemesi kelimeler ve cümleler olan bir büyücü. Allah için kitabın her yeni sayfasını tarif edilemez bir merakla çeviriyorsunuz. "Evet inanıyorum ki bu sayfada bir şeyler olacak... Artık bir şeyler olmalı... Kesin bu sayfada artık bir şeyler anlatmaya başlayacak... diye geçiyor aklınızdan. Ama kitap bittiğinde "eee, hani polisiye nerde" diyerek elinizde 412 sayfalık bir kağıt kütlesi ile kalakalıyorsunuz.

Yine her zamanki gibi, kitap boyunca üstünkörü bahsi geçen bir karakterin hiç bahsedilmeyen yanlarının kitabın son 10 sayfasında verilerek "ahanda katil bu, nasıl ama hiç farketmediniz di mi" süpriz bir final yapılmış. İnternette en çok eleştirilen kısım olan Gezi Direnişini herkes gibi bende samimi bulmasam da sohbetlerin (valla kurgu demeye dilim varmıyor) içine yedirilmesini başarılı buldum. Ancak kendine komiser Nevzat'ın komşusu olarak rol verdiği cameosu iğrenç.

Ve yine her zamanki gibi tek artısı (eğer artı sayılırsa) hızlı, sıkılmadan, kafa yormadan okunması. Kitabın en önemli sorunu polisiye olarak lanse edilmesi. Yoksa kitap, İstanbul'da geçen bir cinayet romanı değil, bildiğin cinayette geçen bir İstanbul romanı. Onun dışında son derece gereksiz.