Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aerolaconic Tarafından Yapılan Yorumlar

02.01.2013

Bu kitabı okumak zor. Hatta çoğu zaman hiç bir şey anlatmadığı hissine kapılıp, okuyup da ne olacak hissine kapılıyorsunuz. Ancak bu kitabın kötülüğünden değil aksine kitabın romanın kahramanı İlya İliç Oblomov'un uyuşukluğunu birebir bize aktarmasından kaynaklanıyor. Meğersem benim plan yapmaktan, işleri önce bir sıraya koyalım da bakarız, dur şimdi önce şu iş bitsin de diyerekten planladıklarımızı bir türlü hayata geçiremememizin bir adı varmış. Oblomovluk...

Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olan (olduğu söylenen) Oblomov, gerçekten yorucu, sık sık tekrar içeren, Oblomov gibi uyuşuk anlatım tarzıyla uykunuzu getiren bir kitap. Ben okudum. Neden bilmem -bazı kitaplarda bana böyle olur- ömrün son demlerinde ateş başında okunmalı hissi verdi. Belki kitabın atmosferindendir. Her ne kadar 1001 kitaptan birisi ise de bence 650 den sonra biri olabilir :) Yine de kendinde okuyacak dinginliği hissedenler çekinmeden denesinler. Dünya klasiklerinden birini okumayın diyecek kadar ukala değilim henüz. Çevirisini çok başarılı bulduğumu da ayrıca belirtmek isterim. Her ne kadar çoğu zaman yadırgasamda, "vallahi, allah rahmet eylesin, hıdrellez, hıdır - ilyas günü" olarak çevrilen kelimeler öyle güzel yerlerde kullanılmış ki hiç eğreti durmuyor.
01.01.2013

İlk kitap Her Temas İz Bırakır'ın devamı niteliğinde harika bir kitap. Sanırım iki gün içinde okudum. Siznema filmini izleyenlerin tanıyacağı Ankara'nın ilk seri katili Red Kit'in hikayesi. Emrah Serbes'in muhteşem akıcı, gerçekçi anlatımıyla gerçek bir soruşturmanın içindeyiz. Kesinlikle okunmalı.
01.01.2013

Oldukça güzel, gayet hayal gücünüzü çalıştıran Gaiman'ın her zaman ki zıpır, uçuk anlatım tarzıyla anlattığı bir kitap. Ancak bu anlatım tarzı zaman zaman insanı çok zorluyor. Öyle ki bazı tasvirlerin, fantastik edebiyatın tanrısı, dahi bir yazarın yaratıcılığının bir eseri mi, yoksa krize girmiş bir uyuşturucu müptelasının sanrıları mı anlaşılmıyor.

...Züppe, Ruislip'ten rahat rahat bir kafa daha uzundu Öte yandan Ruislip, her biri tamamen domuzyağıyla dolu, büyük birer deri bavul taşıyan dört züppe kadar çekiyormuş gibi görünüyordu.

... Bay Croup gülmeye başladı. Kopmuş parmaklardan oluşan bir duvardaki tırnakların üzerinde çekilen kara tahta gibi çıkıyordu sesi.

... Sonra bir ses çıkardı. -bir elli boyunda ve insan etine zaafı olan bir guguk kuşunun çıkarabileceği türden bir gu-guk gu-guk vb.

Ama gerçekten korkunç yaratıcı bir konsept üstüne kurulmuş. Rahatlıkla devamı yazılabilecek bir kitap olmuş. Yazarın tarzına alışık olmayan sevmeyebilirler. Kişisel görüşüm, alışveriş listesinin en önünde olmasa da, daha kesin kararlarınız yoksa ilk onda olabilir.
01.01.2013

özel yerine rezalet baskı demek daha uygun olur sanırım. Aslında gayet okunabilir bir kitap olan bu kitap - ki göreceli gerçi ona ayrıca değineceğim- özel baskı için sanırım ebatı küçültülürken yeniden dizgiden yada editör kontrolünden geçmemiş. Satır sonları yanlış yerden kesilmiş kelimeler, satır ortasında kesme işareti ile ayrılmış kelimeler ile dolu. Dolu dediysem her sayfada en az bir iki tane var. Öte yandan şimdiye kadar gördüğüm en iğrenç çeviriye sahip. Evet bende karşılığı varsa bir kelimenin türkçesinin kullanılmasından yanayım ama Ameriaklı birine sperm yerine meni, katil/şüpheli , ya da her zaman kullanıldığı haliyle adamımız yerine fail dedirtmek nedir allasen? Ayrıca biricik dedektifim Rizolli'nin birisine "boyunuz da pek uzunmuş maşallah" demesi neyin nesidir? Öte yandan türkçe sevdalısı da değil bence. Yoksa konunun gidişatına göre karşılığı departman/bölüm/büro olarak çevrilebilecek bir kelimeyi lab (ben laboratuvarın kısaltmasıdır diye tahmin ediyorum) olarak çevirmezdi. Kaldı ki cümle içinde kullanılırken kısaltma olarak da kullanılmamış, kelimenin kendisi "lab" mış gibi yazılmış.

"jane rizolli için kıl, elyaf kanıt labına gitmek demek...."
"otopsi labından içeri girdiğinde..."
"boston emniyeti suç önlemene labı dedektifi..." vs.

Kitabın tek artısı Cnbc-e de takip ettiğim Rizolli&Isles dizisinin bu kitaptan uyarlanmış olması. Bence tabi. Benim gibi dizinin takipçisiyseniz ve Rizollinin hastasıysanız çevirmen ve baskı işkencesine katlanabiliyorsunuz. Ama dizden haberiniz yok veya zaten beğenmemişseniz sanmıyorum ki sonuna kadar okuyabilesiniz. Dediğim gibi ben Rizolli'nin hatırına katlandım. Ama onun dışında çekilir dert değil. Almayın, aldırtmayın.
01.01.2013

Aslında geminin değil, bir çocuğun öyküsü bu. Ama ne öykü a dostlar. Hani hepimizin (özellikle bizim gibi çizgi romancıların) çocukluğunda olmuştur ya gözlerini kapar kendini kızılderililerin arasında bulursun, kulağını çeken birini hayallerinde eşek sudan gelene kadar döversin. Öykümüzdeki çocuk da böyle anne ve babasının terkettiği, orman bekçisi dedesinin yanında bir kulubede yaşayan, yalnızlıktan kendine taşları, dürbününü arkadaş yapan kimsenin adıyla bile çağırmadığı bir çocuk. Ama bir çocuğun hayal dünyası, aklından geçirdikleri, hayalleri bu kadar güzel anlatılamaz. Her okuduğumda bir kere daha hayran kalıyorum. Kelime dağarcığım, yazma yeteneğim bu adamı övmeye dahi yetersiz kalıyor. Zaman zaman filmlerde dizilerde gözlerimin yaşardığı olurdu ama ilk defa bi kitabı okurken gözlerim doldu. Çocuk hayaline girip onla beraber balık olasım geldi, ardında köpük köpük iz bırakan o beyaz gemi ile yarışasım...