Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

FIGCEL Tarafından Yapılan Yorumlar

25.08.2008

Yine bir Judith McNauht klasiği.... Buda yine kendinizi düklerin düşeslerin , ihtişamlı malikanelerin arasında kaybettiğiniz eski zaman İngiltere 'sinde geçen bir roman... Alexandra ve Jordan' ın her an daha da derinleşen aşkını okurken çıkmaza giren yanlış anlaşılmalarla heycanlanacak, hazırcevap, zeki ve akıllı Alexandra' nın Jordan'la olan bazı diyologlarında gerçekten gülecek ve yazarın o eşsiz anlatımıyla yine kendinizi tüm bu sürükleyici olaylar dizisinin tam içinde hissedeceksiniz....
Eğer sizde benim gibi bu yazarın takipçilerindenseniz gözünüz kapalı bu kitabı alabilirsiniz. Yazarın okuduğum en güzel kitaplarından biriydi (aslında tüm kitapları mükemmel, ama bir kaçı ayrı bi güzel... bu da onlardan biri)
Genel olarak ben bir Judith McNaught kitabına başladığımda sonuna bir sayfa daha yaklaştığım için biten her sayfa için üzülüyorum , çünkü biliyorum ki ufukta bu yazarın henüz okumadığım yeni bir kitabı yok.... Yazar bir roman makinası olmasına rağmen bunla birlikte altı üstü 9 kitabı Türkçeye çevrilmiş.... Yayınevinden ricam yazarın diğer romanlarını da çok uzun aralar vermeden okuyucularla buluşturması.....
19.08.2008

14 yaşındayken babasının ölümüyle köyünden ayrılıp yaşamlarını sürdürmek için amcasının yanına , İsfahan'a gelen yoksul bir köylü kızı ile annesinin hikayesi anlatılıyor "çiçeklerin kanı" nda...
Daha köyündeyken çok güzel halılar dokuyan bu küçük kız, Şah'ın gözde halı dokuma ustalarından olan amcasından, halı dokuma ve desenler üzerine çok şey öğrenir. Bu öğrendikleri ve dokuduğu halılar onun tek dayanağı olurken, mecbur kaldığı muta nikahından ve romanda iliklerinize kadar hissedeceğiniz yoksulluktan da tek çıkış/kaçış yolu olacaktır.

Her bir ilmekteki emek ve halıyı ayrıcalıklı yapan desenler o kadar ince ince anlatılmış ki, bana kitabın her bir kelimesi de bir irmek, olay örgüsüde eşsiz bir desen gibi geldi... Kitap başlı başına nadide bir halı gibi işlenmiş... Zevkle okuyacağınıza inadığım sürükleyici bir kitap....
02.08.2008

Ofelya' nın bendeki ilk çağrışımı Shakespeare ve Hamlet' ti...Bu yüzden Hamlet' in konusunun çok sürükleyici bir anlatımla romanın içine yayılacağını umuyordum ama benim için tam bir hayal kırıklığı oldu....Hamlet'in temel olayları sadece kısa bölümler halinde romanda yer alıyor ama hepsi bu kadar...
3 bölümden oluşan bu romanın ilk iki bölümünde Ofelya ve Hamlet'in çocukluğu ve gençliği, birbirlerine olan aşkı (???) ve sarayda geçen olaylar anlatılırken üçüncü ve son bölümde roman tümüyle boyut değiştiriyor. Bu bölümde konu tümüyle Ofelya'nın manastırda geçen günleri. O kadar çok manastır hayatından, özel kutlamalardan, törenlerden bahsediliyordu ki rahibeleri, piskoposları takip ederken başta Hamlet'le ilgili bi şey okuduğunuzu bile hatırlamıyorsunuz... Benim aradığımı bulamadığım, kötü diyemeyeceğim, ama okumaktan da zevk almadığım bir kitaptı....
20.07.2008

Eğer yazardan daha önce "Kiralık Nişanlı" yı okuduysanız bu da yine eski dönem İngiltere' sinde geçen o tarz bir kitap. Kraliçe Victoria'nın son zamanları olduğuna göre olaylar ingiltere'de 1900 lerin başında geçiyor olmalı.
Concordia zeki, güzel, zorluklardan yılmayıp olayların üstüne gitmeyi seven bir öğretmendir. Ambrose ise çocukluğundan gelen saklanma ve hırsızlık yeteneklerini artık başarılı bir dedektif olarak ortaya koymaktadır. Kiralık Nişanlı da olduğu gibi yine karmaşık bir olay çözüme kavuşurken Ambrose ve Concordia 'nın aşkı size kitabı zevkle okutuyor. Judith McNaught'tan sonra kitaplarını takip edeceğim 2. bir yazar buldum galiba.....
13.07.2008

1914 te Riverton Malikanesi' ne 14 yaşındayken hizmetçi olarak gelen Grace tanık olduğu konuşmaları, olayları ve özellikle kimsenin bilmediği bir sırrı ölmeden önce torunu ile paylaşmaya karar veriyor. Doldurduğu kasette, I. Dünya Savaşı' nın aileyi nasıl etkilediği, savaştan dönebilenlerdeki savaşın izlerinin yıkıcı etkisi , o dönemin İngiltere' sindeki farklı sınıfların yaşam tarzı Grace' in gözlemleri ile hayat buluyor.
Kitabı bitirdiğimde "keşke Grace bu hikayesini torunu yerine film yapımcısı Ursula' ya anlatsaydı , Ursula da bunu çok güzel bi şekilde çekseydi ben de oturup izleseydim" diye düşündüm... :))
Yazarın anlatımı çok güzel ve akıcı, konuyu da tüm roman boyunca ince ince çok iyi işlemiş ... Keyifle okuyacağınıza inanıyorum....