Toplam yorum: 3.284.699
Bu ayki yorum: 6.205

E-Dergi

Meryem Kınık Tarafından Yapılan Yorumlar

15.01.2021

Zweig kitaplarında alışkın olduğumuz ana karakterin kendi kendine konuşması hakim. Salomonsohn göğsünde hissettiği ağrıyla uyanıyor. Hareket edersem geçer diye düşünüp koridora yürümeye çıktı. Çıktığında kızının bir odadan çıkıp gittiğini gördü. Yaşlı adamın aklına kızın başkasıyla olduğu düşüncesi yerleşti. Kitapta bu durumun yaşlı adamın üzerindeki etkisini, kendini sorgulayışını, karısı ile kızını sorguladığı ve yavaş yavaş kalbinin çöktüğünü okuyoruz. Bir saatte bitirebileceğiniz bir kitap.
15.01.2021

Kitap deneme gibi yazılmış 26 nasihatten oluşuyor. Halkın konu üzerine soruyor ve ermiş yanıtlıyor. Ve yoruma geçeyim. Kitap 55 ince gibi görünüyordu. Bir etkinlik için okuyayım diye aldım elime. Daha önce duydum ama spoiler yemeyeyim diye araştırmadım. Deneme okumayı seviyordum zaten. 55 sayfa okurum 1 günde biter diye düşündüm. Ama daha ilk sayfada çok yerde durdum düşündüm. Sonra diğer sayfa derken her yerin altı çiziliydi. İncecik ama içine kocaman dünya sığdıran bir kitap. Çok etkilendim. Yaptığım yanlışların farkına vardım. Çok şey öğrendim. En çok çocuk kısmında etkilendim. O kısmı okuduğumda aklıma Hazal Kaya'nın " Çocuğunuz LGBT+ birey olsa tepkiniz ne olurdu?'' sorusu sorulduğunda verdiği cevap geldi. Videoyu aşağıya bırakacağım. İzlemek isteyen olursa diye. Ben çok beğendim. Bence herkes okumalı.
15.01.2021

İlk olarak kitabın konusundan bahsedeyim. Savaşta yaralanan genç bir İskoç subayı hastanede tedavi gördükten sonra bir ailenin yanına yerleştirilir. Ailenin isteği subayın aile üyeleriyle içli dışlı olmamasıdır. Sadece ailenin sunduğu hizmetlerden yararlanılmasıdır. Bu istek subaya garip ve kabaca gelir. Kısaca böyle bir konusu var.
Sürükleyici bir kitap. Subayın duygularını gerçekten çok iyi anlatmış. Fakat tam heyecanlı yere geldiğinde kısa sürmesi kötü oldu ve sonu havada kaldı. En azından sonunu bitirebilirdi. Bu da sevmediğim bir tarz maalesef. Ama güzel okunulacak bir kitap. En sevdiğim kısım da duyguların gerçekten muhteşem şekilde işlenmesiydi.
Bir oturuşta oturup, sıkılmadan bitirilebilecek bir kitap.
15.01.2021

İlk olarak şunu bilmenizi istiyorum. Bu kitapta anlatılan şeyler gerçek ve yaşayan kişi de kitabın yazarıdır.
Natascha 10 yaşında küçük bir kızdır. Yaşadıkları bölge tehlikelidir. Bu yüzden annesi küçük kızı her gün okula bırakır. Fakat arkadaşları tarafından bu yüzden zorbalığa maruz kalır. 2 Mart günü annesinden izin kopartıp okula tek başına gitmek için yola çıkar. Biraz ilerledikten sonra yolda beyaz bir minibüs görür. Annesinin bu şekilde bir olayla karşılaştığında karşıya geç dediği gelir aklına ama bunu uygulamaz. Biraz ilerledikten sonra adam onu alır ve minibüsün içine atar. Adam onu evde yaptığı bir hücreye atar. Ve Natascha'nın yürek burkan hikayesi böyle başladı. 3096 gün boyunca bir hücrede Wolfgang Priklopil tarafından esir tutuldu. Bu zaman içinde hem duygusal hem de fiziksel istismara maruz kaldı.
15.01.2021

Alıntılar üzerinden gitmek istiyorum. “Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm. Ta ki, sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.” Beni sarsan aforizmalardan biriydi bu.

“Hiçbir şey karanlık bir odada, siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa!” Kitabı okumadan bir gün önce bir eğitime katılmıştım. Hocamız başlarken karan bir odada kediyi aramaya hazır mısınız demişti. Sonuç mu? Hala o kediyi arıyorum.

İşin aslı bence kitaba şans vermelisiniz. Okuduktan sonra tekrar okuyacağım kitaplardan birisi oldu kesinlikle. Eğer puan verecek olursam 10 üzerinden 10 veririm.