Muhteşem demek bile yetmiyor. Yazar öyle başarılı ki o insanları, hayatlarını, sıkıntılarını, hislerini... tanımlarken. Sanki onları yaşayan, yaşamak zorunda olan bizzat sizsiniz. İnsanın içi acıyor, ağlamaktan alamıyor kendini çoğu zaman. Karakterler, olaylar, mekanlar, kurgular... inanılmaz.
Ne tesadüftür bilemiyorum, ama o bölgelerden (Afganistan, Pakistan, İran...) çok dostum oldu. Hatta 2007 yazında bölgeye bir seyahatim bile oldu. O zaman bile, kadının ezilmişliği, sindirilmişliği, çektiği eziyet derecesindeki sıkıntıları sürüyordu. Kadınlar bunu anlatamıyordu; kendilerini ifade edebilme çabasından çoktan vazgeçtikleri belliydi. Ama mimikleri, vücut dilleri bunu apaçık gösteriyordu.
Rabbim, tüm evrenin yaratıcısıdır. Her kuluna, bir annenin evladına duyduğu sevginin, şevkatin, hoşgörünün, affediciliğin, lütufların... milyon mislini duyar. Hiçbir kuluna da, her ne sebeple olursa olsun, başka bir kuluna bu derece eza ve ceza verme hakkı tanımaz. ŞERİAT denen bu saçmalık, tamamen güçlülerin güçsüzleri ezebilme ve sömürebilme maşasından başka bir şey değil. ALLAH HEPİMİZİ AFFETSİN.
Bu kitabı herkes okumalı. Özellikle de bu devirde. Okumalı ki; ATATÜRK sayesinde ulaştığımız refah ve ileri toplum seviyemizin farkına, önemine, değerine vakıf olabilsin.