Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574
E-Dergi
KY-546768 Tarafından Yapılan Yorumlar
Genelde iki yazara ait kitapları okurken ön yargılıydım ama "kusursuz hayatlar" bunu silip yok etti. Okurken gülümseyip bazen de hüzünlediğim yerler oldu.
Psikanaliz okumayı seviyorsanız kesinlikle okumadan geçmeyin derim. .
Arzunun yarattığı sıkıntı ve güçlükler hüsrandan doğar; bir şeyi tercih ettiğimizde başka bir şey yüzünden hüsrana uğrayabiliriz. Dolayısıyla hüsrana katlanıp katlanamayacağımız ya da bunu isteyip istemediğimiz son derece belirleyicidir. “İhtiyaçlarımız” dediğimiz şeyler konusunda bu kadar emin ve ikna edici varlıklar olmasaydık bu durumun ceremesini başka şekillerde çekiyor olurdu
Amerikalı milyarder olan Gog bir şeyleri kafasına takıp neden niçin felsefesine girerek dünyayı gezmeye başlar. Bestsecisinden, tiyatrocusuna, iş adamından bilim adamına, düşünürlere, din adamları ve daha nicelerini hikâyeleyip kendince yorum yaparak notlar almış defterine. Benim ilgimi çeken; sessizliğin musikisini icat eden müzisyen, kazanç aramayan üretim ve satış mistiği olan Hanry Ford, keman çalma yeteneği olduğunu bilmediğimiz Einstein… Her bölüm, her şahsiyet birbirinden güzeldi. Altını çizmediğim satır kaldı mı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var o da bu kitabı bir kez daha okuyacak olmam.
.Yıllar evvel filmini izlediğim kitabı; izlemeyip okumadıysanız kesinlikle önce okuyun derim. Zira ister istemez aklındaki görüntülerle denk getirmeye çalışıyorsunuz. Kitabı ele alacak olursak tek kelimeyle mükemmeldi. Konusu, anlatışı, yer betimelemeleri efsaneydi. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Toskana'da rastlantı sonucu yaşamları iç içe geçen dört insanın sıra dışı öyküleri kaleme alınmış. Her biri, savaşın yükünü omuzlarında taşıyan, izlerini beynine kazımış dört insan. Uçağının düşmesi sonucu yanarak tanınmaz hale gelip belleğini yitiren bir adam, kendini bu adamın tedavisine adayan Kanadalı bir hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanıp başparmaklarını kaybeden eski bir İtalyan hırsız ve her an ölümle burun buruna olup bu yükle korkusuzca yaşayan bomba imha uzmanı bir Sih asker ve bu dört karakteri unuttukları geçmişe sürükleyerek İngiliz hastanın gerçek kimliğine götüren bir kadın... Ve gerisi hikâyede efendim… .
Kitabın genel olarak konusu dünya düzeni. Tam bir distopya aslına bakarsanız. Henry Ford ve efsanevi T modelinin ortaya çıkışını, sürekli olarak mükemmelliyetçi bir yaşam arayışı konularının üzerinde duruluyor. Zaten karakterlerin isimleri ve eleştirilen düzenin parçaları da bu adlardan geliyor. Benim ilgimi Mustafa Mond çekmişti. Mond Cesur Yeni Dünya’nın önde denetçisinden biri ve otoritenin temsilcisidir. Esinlenilen kişiler de Mustafa Kemal Atatürk ve Sir Alfred Mod. Romanın kurgusu 26. Yüzyıl İngilteresinde geçiyor. Üreme teknolojisi, uykuda öğretim, şişe bebekler, herkesin eşit olması, tüm ırkların aynı çatı altında yaşaması - aile, din, kültür, sanat, edebiyat, felsefe, tek eşliliğin olmadığı ütopik bir dünya kurulmuş. Zaman zaman kendi içinde ironileri olan bu kitap okunmaya değer deyip sözlerimi noktalıyorum efendim.
.
.