Toplam yorum: 3.285.128
Bu ayki yorum: 6.654

E-Dergi

İyi ki kitaplar var :) Tarafından Yapılan Yorumlar

Kitap insanı öyle bir yerinden yakalıyor ki. Hiç bitmesin isterken, kapanan gözlerinize inat sürdürüyorsunuz okumayı. HADİN serisini de çok keyifle okumuştum Funda Hanım'ın. Fakat bu başka bir kitap, başka bir dokunuş olmuş. Devamının gelmesini diliyor, dört gözle bekliyorum. Kanayan ne çok yaramız var biz kadınların, en çok da yara alan yanımız anneliğimiz. Evlatlarımız için yürüdüğümüz dikenli yolların, gül bahçelerine çıkmasını umut ediyorum. Yaralı yüreklere bir nefes şifa niyetine, bir umut, bir ışık niyetine okunmalı, okutulmalı. Bu sadece bir kitap değil bu kitabın sanki bir ruhu var. Evet evet ruha bürünmüş bir kitap...
İmzalı olarak sipariş etmenin mutluluğu ile karşılarken kitabımı, canım Funda Uçuk Er, imzana ek bıraktığın not; sırtımı sıvazladı ince ince. Rabbim razı olsun, kalemin daim, okurun, istifade edenin bol, ruha bürüdüğün kitabının yolu açık, aydın olsun...
İçten muhabbetle :)
Direniş, umut, mücadele, hayat, hayal ve gerçeklik gibi bir çok duygunun iç içe geçtiği, ustaca harmanlandığı muazzam bir eser...
Yazarın okuduğum ve hayran kaldığım ilk kitabı. Çevirisi yapılan diğer tüm kitaplarını da almayı hedefliyorum. Yeri gelmişken kitabı çeviren Ayşe Nur Rana'ya, çevirmenin notu olarak eklediği kısımlar için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Ruhumu kanatlandıran bir eser oldu...
Yarasını birbirinden tanıyan, aynı yaraya iki karşı taraf olarak ortak olan iki insanın öyküsü. Aynı yerden kanayan yaralarını sarmaya çalışan iki yaralı yürek... Selime Teyze ve "kadersiz" Meltem...

Bir sedire oturmuş, ellerinde çay bardakları Kaz Dağları'nın eteklerinde, yeşilin, sakinliğin huzuruna sığınmışlar ve kendiliğinden dökülüvermiş sırlar...

Gittikçe azalan sabırsızlığımız, tahammülsüzlüğümüz, yaş alanlarımıza yitirdiğimiz sevgimiz saygımız, çarpıcı bir şekilde kendimizle yüzleşmeye davet ediyor satır aralarında bizleri.

Çok bizden, çok içten, hüzünlü, hayat kadar gerçek bir öykü. Öyle akıcı ki elinden bırakmak istemiyor insan... Kalemine, yüreğine sağlık Şermin Yaşar, bizden öykülerin daim, okurun bol olsun.
Dök içini, kurtul yüklerinden, kendini keşfet, sana değer verenleri, emek verenleri hisset demiş sanki Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler'i ile...

Bir ailenin üyelerinin karakterlerini, ayrı ayrı ama anlatım açısından birbirine tamamen bağlı konuşturarak; dışarıdan bakıldığında güçlü sanılan bağlarını, sırlarını öyle güzel, öyle masum dökmüş ki ortaya, okurken acının ciğerlerinize işlediğini hissederken bir yandan da tebessüm ettiriyor kalemiyle. İçin acıya acıya, acı acı gülmek gibi...

Birbirine gönülden bağlı öyküler tadında; bir karakteri okurken diğer karakteri dinlemek için sabırsızlanılan, akıp giden, içinden her birimizin kendimizden muhakkak birşeyler bulabileceği eşsiz bir eser...
On iki bin yıl öncesinin Göbeklitepe'sine bir de İskender Pala'nın kadim diliyle yolculuk yapmak...
Kitabı soluksuz okudum.
Tarihin içinde zekice kurgulanmış, hak ile batılın, iyi ile kötünün, nefret ile merhametin savaşının ustaca yoğurulduğu muazzam bir eser...