Toplam yorum: 3.284.939
Bu ayki yorum: 6.445

E-Dergi

bahriyeli58 Tarafından Yapılan Yorumlar

18.04.2010

Son yıllarında hem dini hemde ismi değişen ve leo olarak tanınacak olan , Muhammed'in oğlu Hasan'ın hayat hikayesini anlatıyor. Genel olarak güzel bir kitap, fakat kitapta tepki gösterdiğim yerlerde yok değil. Kahire'yi fetheden Osmanlı askerlerini yağmacı ve tecavüzcü insanlar olarak gösteren yazar bu kanıya nerden ulaştı merak ediyorum. Görmediği bir zamanda ki, Osmanlı askerini tecavüzcü ve yağmacı olarak nitelendiren Amin Maalouf; Irak'ta amerikan askerlerinin yaptıkları ve hergün gözümüzün içine kadar giren envai çeşit rezillikleri için ne der acaba?.
02.04.2010

Mecburiyet nedeniyle doğduğu topraklardan uzaklaşan, varacakları yerde müreffeh bir hayatın olacağını hayal eden fakat hayallerinin tam aksine her gün açlık ve sefaletin katmerleştiği acı bir hayatın yükünü çeken joad ailesinin göç hikayesi. Gayet güzel ve sürükleyici bir roman. Yaşadıkları sefalet okuyucuyu etkiliyor, onların sefaletini, bir ekmek için mücadelesini okuyunca içinde bulunduğum ortamın kıymetini bir kez daha anladım ve yaratana şükrettim. Şükrettiğim diğer bir konu ise amerikalı olmayışım idi, romanda bir çok yerde dikkatimi çekti, büyükanne ve büyükbaba öldü fakat aile fertlerinden hiç kimse üzülmedi ve ağlamadı, sadece bir şey için üzüldüler o da cenazeleri törenle gömemedikleri içindi. Bir çocuklarını geride bıraktırlar sanki hiçbirşey olmamış gibi yola devam ettiler. Bu ne kayıtsızlık bu ne vurdumduymazlık... Ölene geride kalana üzülen yok, üzüleceksen tören yapamadığına üzüleceksin, bu romanda amerikalıların da bu yönünü öğrenmiş oldum.
29.01.2010

Kitabı iki bölüm halinde değerlendirmemiz daha doğru olacaktır. İlk bölüm geçmişte geçiyor, Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Rubaiyat'ın gelişimi. İkinci bölüm ise yakın zamanda(Titanic'in batışına kadar olan zaman) geçiyor. Güzel bir romandı, özellikle ilk bölümün tadı damağımda kaldı.
25.11.2009

Yeryüzüde insanoğlunun sürekli ıstırap duygusu içinde yaşmasının bir tek nedeni var: Mülkiyet.
Burada mülkiyet kavramını her iki anlamıyla da kullandığımızı belirtelim:
Birincisi "sahip olmak", ikincisi ise "sahip olduğumuz(u zannettiğimiz) şeyleri sürekli kılmaya çalışmak."
Acılarımız da buradan kaynaklanıyor:
a)Sahip olamazsak
b)sahip olduklarımızı koruyamazda kaybedersek.
....
....
İsteklerinizden vazgeçiniz -ki buna rıza ve teslimiyet denir- göreceksiniz ki acılarınızın en önemli kaynağı kuruyacaktır. Nitekim "Ne varlığına sevinirim, ne yokluğuna yerinirim" diyen Yunus'umuz, dikkatlerimizi bu hakikate çekmeye çalışır.
Dücane CÜNDİOĞLU.(Hz. İnsan)

Dücane bey düşünen ("düşünen" kelimesinin hakkını vererek düşünen) bir yazarımız. Yukarıda yazdıklarından da anlayacağınız üzere, yazarken kazanmak, pazar edinmek kaygısında değil, aksine pazara düşenlere tekme atma heveslisi ve zaten hiçbirşeyin kendisine ait olmadığını baştan kabullenmiş bir yazar. Hakikat taliplilerine verdiği bir mesajda bu zaten. Düşünmek isteyenlerin ve hakikatle yüzleşmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap...
09.11.2009

Kitabı okumaya başlamamla bitirmem bir oldu. Harika bir eser. Anlatmakla olmaz, kesinlikle okunmalı...