Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

GERÇEKÇİLİKYANLISI Tarafından Yapılan Yorumlar

Doğrusunu söylemek gerekirse kitapla ilgili yorumlara baktığımda taasubun ne kadar ileri derecede olduğunu gördüm.Hayret ettim.Hz.Ali gereksiz yere ön plana çıkarılmış,sahabeler yerilmiş gibi bir takım kültürel mezhepsel aklı örten ,duygusallıkla haşır neşir ilme bilgiye dayanmayan puta ,geleneğe tapınmalar sezdim.Size ehlibeytin üstünlüğünü EHLİ SÜNNET KAYNAKLARIN DAN sunuyorum.Ayrıca kuran ı kerim de peygamber efendimize inen ayetlerde münafıklardan bahsedilirken PEYGAMBER EFENDİMİZİ GÖREN HERKESİN SAHABE OLDUGUNU SÖYLEYEN AKILALMAZ ANLAYIŞI KINIYORUM.Yanlış anlaşılmasın ben burada Hz.Ali dışındaki 3 halifeyi hedef almıyorum.Ama kültürel olarak olarak kabul edilen ve saltanatttan kalma bu halifeliğe göre üstünlük sırası anlayışına akıl erdirmekte zorlanıyorum.Hele ki Hz.Hasan'ı zehirleten Muaviye gibi bir insanın sahiplenilmesini hiç ama hiç anlayamıyorum.Size tarafsız bir şekilde Mervan'ın NİÇİN vali yapıldığını vb. kısacası islam tarihi okumanızı tavsiye ederim.Tabii Muaviye nin mezarını da araştırmanızı tavsiye ederim...Ebu Hüreyrenin peygamber efendimizin yanın da geçirdiği süreyle naklettiği hadis sayısını orantılamanızı tavsiye ederim.Ve aşağıdaki ehli sünnet kaynaklı hadislerden gerçek sünnete ulaşma da ehlibeytin önemini görmeniz açısından emanet ve hadisleri alma açısından değerlendirmenizi de

EHL-İ BEYTİ SEVMEK İMANIN ALÂMETİDİR

Allah Teâlâ, müminlere Resûlü’nün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

Bismillahirrahmanırrahim
“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum.” (Şûrâ/23)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-ı kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. ” Zeyd b. Erkam’ı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,

“Ey Zeyd, Rasûlullah’ın (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),

“Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullah’ın (s.a.v) haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,

“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’ın âilesidir” dedi. Husayn,

“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),

“Evet” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)

Müfessirlerin imamı Fahruddin er-Râzî (rah.) demiştir ki:

“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum”
âyet-i kerimesi (Şûrâ/23) Resûlullah’ın (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabını sevmenin vacip olduğunu göstermektedir. Allah Resûlü (s.a.v) sahih hadislerinde:
“Fatıma benden bir parçadır; onu üzen beni de üzer” (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmuş, Hz. Ali’yi, Hasan ve Hüseyin’i sevdiğini belirtmiştir. Efendimizin sevdiği kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazın sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ne salât ve selâm okunması, bütün ümmete emredilmiştir. Bu büyük bir makamdır; onlardan başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ni sevmek vaciptir.

Efendimiz’in zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor:

Resûlullah (s.a.v) Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’le yemek yedi. Yemekten sonra, onları üzerindeki elbise ile sardı ve,

“Allahım! Bunlara düşman olana sen de düşman ol; bunları seveni sen de sev!”
diye duâ etti. (Ebû Ya’lâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IX, 166-167.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in amcası Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir şekilde, Efendimiz’in huzuruna geldi ve,

“Yâ Resûlellah! Kureyş bizden ne istiyor; birbirleriyle karşılaşınca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karşılaşınca yüzleri değişiyor!” diye şikâyet etti. Allah Resûlü (s.a.v) bu hâle çok gazaplandı; yüzü kıpkırmızı oldu. Sonra,
“Allah’a yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmiş olmaz”
buyurdu ve şöyle devam etti:

“Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Hiç şüphesiz bir kimsenin amcası babası gibidir.” (Tirmizî, Menâkıb, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Ali’ye hitaben: “Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafıklar buğzeder.”
buyurmuştur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkıb, 20; Nesâî, iman, 19.)

İçinde Sunni kaynaklara ait hadislerin de oldugu bu bilgilerden sonra ve ilgili ayeti kerimeden sonra ortada tartışılacak bir şey kalmıyor.Size GADİRİHUM olayını hangi mezhepten olursanız olun iyi araştırmanızı tavsiye ederim.
1)EHLİ BEYT VE EHLİSÜNNET EKOLLERİ CİLT:1,2,3 ,KEVSER YAYINLARI ,ALLEME MURTAZA ASKERİ
2)ALİ,ALİ ŞERİATİ,FECR YAYINLARI
3)İMAMLAR VE SULTANLAR,MUSTAFA İSLAMOĞLU
4)NEHCUL BELAĞA,HZ.ALİ ,BEYAN YAYINLARI
5)İSLAM VE SINIFSAL YAPI,ALİ ŞERİATİ
adlı kitapları mutlak suretle öneririm. Bir kalbiniz varsa okuduğunuza belki de hayatta en fazla sevineceğiniz eserlerdir bunlar(doğru bakış açısını ve algılamayı yakalamak adına).İyi Okumalar.
TAASUP VE BABADAN KALMA BİR DİN YAŞAMAK İSTEMEYENLER İÇİN MUTLAK SURETLE OKUNMASI GEREKEN KİTABIN 1.CİLDİ,2.VE 3.CİLTLERİ DE KONU BAKIMIN DEVAMI NİTELEĞİNDE....Özellikle de KATI MEZHEPÇİLER(HANGİ MEZHEPTEN OLURLARSA OLSUNLAR!!!!!!!) Bu kitabı alıp okusunlar...Artık yeter!!!!!!!Irak'ın, Ortadogu'nun durumu ortada...Düşünmeyen,düşünmek istemeyen,düşündürülmeyen müslüman kardeşler birbirlerini öldürüyorlar..... İşin ilginci hemde şayet; doğdukları yerlerin mezhep dokusunu degiştirmiş olsaydınız hiç bir fark gözetmeden karşı mezhebin savunuluculuğunu yapabilecek müslüman kardeşlerimiz........Ne kadar acı....Bir insan dininin kitabını bilmeden, okumadan anlamaya çalışmadan,o dini nasıl yaşayabilir...O dinin mensubu oldugunu nasıl söyleyebilir?Fazla söze gerek yok.ARTIK KATI MEZHEPÇİLER AŞAGIDAKİ AYETLERE DE SANIRIM???!!!! KARŞI GELMEYECEKLERDİR...BELLİ Mİ OLUR?!!!
""""Bismillahirrahmanirrahim.
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için KOLAYLAŞTIRDIK. Var mı düşünüp öğüt alan?(KAMER 17,22,32,40)
Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, AKILLARINI KULLANMAYAN (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.(ENFAL 22)
Onlara, “ALLAH’IN İNDİRDİGİNE (Kur’an’a) ve PEYGAMBERE’E GELİN” denildiğinde onlar, “BABALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ DİN BİZE YETER” derler. PEKİ YA BABALARI BİR ŞEY BİLMİYOR ve DOGRU YOLU BULAMAMIŞ OLSALAR DA MI? (MAİDE 104)
Ey iman edenler! Siz KENDİNİZİ düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, YOLDAN SAPAN KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir. (MAİDE 105)
Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra SIRF, aralarındaki İHTİRAS VE AŞIRILIK yüzünden AYRILIGA düştüler. Kim Allah’ın AYETLERİNİ inkar ederse, bilsin ki Allah HESABI ÇOK ÇABUK görendir. (ALİ İMRAN 19)
Size Allah’ın AYETLERİ OKUNUP dururken ve Allah’ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? KİM ALLAH’A SIMSIKI bağlanırsa, KESİNLİKLE O, doğru yola iletilmiştir. (ALİ IMRAN suresi 101)
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. (ALİ İMRAN 102)
Hep birlikte “”ALLAH’IN İPİNE (Kur’an’a) SIMSIKISIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini BÖYLE APAÇIK bildiriyor ki doğru yola eresiniz. (ALİ İMRAN103)
Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ÜMMETİNİZ (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için SADECE BANA kulluk edin.(ENBİYA 92)
(İnsanlar) İŞLERİNİ KENDİ ARALARINDA PARÇA PARÇA ETTİLER. Hepsi de ancak bize dönecekler. (ENBİYA 93)
ŞÜPHESİZ BU (İslam), TEK BİR DİN OLARAK SİZİN DİNİNİZDİR. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. (MÜ'MİNUN suresi 52. ayet)
(İNSANLAR İSE,DİN) işlerini kendi aralarında PARÇA PARÇA ettiler. HER GRUP KENDİNDE BULUNAN İLE SEVİNMEKTEDİR. (MÜ'MİNUN 53)
Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, HER ŞEYE VEKİLDİR. (Zümer 62)
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle ise O’nu vekil edin. (MÜZEMMİL 9)
KAFİRLERE ve MÜNAFIKLARA itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. VEKİL OLARAK ALLAH YETER.(AHZAP 48)
De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, AYETLERİNİ size gösterecek ve SİZ de onları TANIYACAKSINIZ. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (NEML 93)
O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. HÜKÜM YALNIZCA O’NUN DUR. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.(KASAS 70)"""""

BU KİTABI ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM...
Nehcul Belaga incelendiğinde içinde şimdiki sunni anlayışa(kültüre) ters düşen bazı sözlerin oldugu eleştirileri kitabı okuyanlar arasında oluşmuş.Bu çok dogal şimdiye kadar hiç eleştirel gözle mezhebini inceleme çabasına girmemiş insanlar için dogaldır.Müslüman alemi gerçek bir arayışta olupta KURAN MEALİ ni baştan aşağıya okuyup kendine hayat ve mezhepsel arayışlar içerisinde bir prosedür oluşturabiliyor mu yada gerek duyuyor mu ki bunu yapsın?Yada inancının içindeki değerlerin dokunulmazlıkları nereden geliyor bunun araştırmasını yapıp ,dinle ilgili tanımlamaları yapabiliyor mi ki bunu da yapsın...Kuran da dine ısındırılmış insanlardan ve peygamberemizin yaşadığı dönemde münafıkların olduğu da düşünülürse nasıl olur da peygamberimizi gören her insan SAHABE OLABİLİR?Bunu vicdan sahibi olan bir insan olarak benim aklım almıyor.....Ve bu insanlardan nasıl hadis aktarılabilir???? PEKİ HİÇ RESMİ TERS ÇEVİRİP BAKMAYI, BULUNDUĞUNUZ ALIŞTIĞINIZ VE ESKİDEN BERİ KENDİNİZİ BULDUGUNUZ ŞARTLARIN ATALETİNDE BULUNMA RAHATLIĞINDAN ÇIKARAK ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK YADA BU İHTİMALİ DE GÖZ ARDI ETMEMELİYİM DEME CESARETİNDE BULUNABİLİR MİSİNİZ?
Genellikle insanlar öğretileri ve yetiştirildikleri ortam nasılsa ;aldıkları bilgileri inanç olarak benimsemişler ve bu inançları hiç bir araştırma yapmadan kutsallaştırmışlardır.(İstisnalar çok azdır).Bu insanın genel yapısında olan zamanla ruhuna yerleştirdiği ;ben buyum ve kendimi korumalıyım refleksiyle karşı bir görüş gelince düşünme ve araştırma ihtiyacı duymadan eleştirme güdüsünden başka bir şey değil.Ben tüm müslüman kardeşlerimize ilk önce kuranı kerimi merkeze alarak tıpkı yeni bir dine girercesine sıfırdan şartlanmalardan kurtularak okumalarını ve gerekli genel kuralları çıkardıktan sonra mezhepsel araştırmaları "SIFIR" daki bir insan olarak yapmayı tavsiye ederim.Malumunuz genelimiz HANEFİ mezhebinin takip edildiği bir dünya da İslam la tanıştık, bulundugumuz ortamın mezhebini aldık...Ve bir çogumuz araştırma bile yapmadan karşı görüşleri gözümüz kapalı reddettik...Ben size bu kapsamda Ali Şeriati'nin İNSANIN DÖRT ZİNDANI adlı eserini (bunu konuyu ele almış) tavsiye ederim.....Ben size bunun yanında size mezhepsel konularda bakış açınızı genişletecek bir kaç kitap önermek istiyorum,umarım faydalanma cesaretini duygusallıktan uzak ve ihtimalleri göz önünde bulundurarak gösterirsiniz:

1)EHLİ BEYT ve EHLİSÜNNET EKOLLERİ CİLT:1,2,3 ,KEVSER YAYINLARI,ALLEME MURTAZA ASKERİ

2)DOĞRUYA DOĞRU,PROF.DR.MUHAMMED TİCANİ,KEVSER YAYINLARI

3)NEHCÜ'L BELAĞA ,HZ.ALİ,BEYAN YAYINLARI

4)İSLAM VE SINIFSAL YAPI,ALİ ŞERİATİ FECR YAYINLARI

5)EBUZER,ALİ ŞERİATİ,YENİ ZAMANLAR YAYINLARI
bu kitapları şayet okursanız mezheplere bakış açınız çok daha farklı olacaktır diye düşünüyorum

Not:DR. MUHAMMED TİCANİ nin kitapları ,kitapyurdunda CAN YAYINLARI altında satışı mevcut… Lakin ALEVİLİK ve ŞİA(CAFERİLİK) aynı şeyler olmadığı için 2 nolu bahsettigim kitabın ismi degiştirilerek satıldığı için bu yayın evinde benim açımdan bir şüphe oluştu.AMA YİNE DE SİZE ""TİCANİ""nin BU KİTAPLARINI DA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.İÇERİĞİN DEĞİŞTİRİLDİĞİNİ SANMIYORUM.Okuyan ne kaybedebilir ki?Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
Ali Şeriati'nin diğer kitaplarında da olduğu gibi;farkındalık oluşturan ve okunması gereken bir kitap.....
Neden bu hallerde olduğumuzu düşüncenin yerine mirasi inanç edinmenin etkilerini görmek istiyorsanız okuyun derim....
Tanımlamaları kültürden gelmiş ve inançsal duygusallığın aklı örttüğü dünyamızda umarım....
BİR GÜN UMARIM TÜM MÜSLÜMANLAR İNANDIKLARI DİN OLAN İSLAM'IN TANIMLAMALARINI VE NEYİN NE OLMASI GEREKTİĞİNİ ALIŞKANLIK VE DUYGUSALLIKLA DEGİL DE OKUYARAK ELDE EDERLER.....İNANIYORUM Kİ O ZAMAN GERÇEK,ÇAGDAŞ,DÜŞÜNEN MÜSLÜMANLAR HER KONUDA YOL KATEDECEKTİRLER....BU KİTABI

....ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM....

BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM
Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. (ENFAL 22)
Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? (FURKAN 44)
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
(TUR 32)
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?(YUNUS 42)
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. (YUNUS 100)
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.(ZÜMER 9)
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
(ZÜMER 18)
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.(ENBİYA 53)
Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?
(MAİDE 104)
“Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler.(ŞUARA 74)
HAYIR! ONLAR SADECE, “ŞÜPHESİZ BİZ BABALARIMIZI BİR DİN ÜZERİNDE BULDUK VE BİZ ONLARIN İZLERİNDEN GİTMEKTEYİZ” DEDİLER.(ZUHRUF 22)
Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında HİÇBİR BİLGİN OLMAYAN ŞEYİ benden isteme. Ben, sana CAHİLLERDEN OLMAMANI öğütlerim” dedi(HUD 46)
Hani inkâr edenler kalplerine TAASUBU, CAHİLİYE TAASUBUNU yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. (FETİH 26)
İŞTE BU AYETLERE DAYANARAK TÜM MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZE İSLAMI İNANÇ OLMAKTAN(BABADAN KALMA TAASUB 'TAN) ÇIKARIP;HER TÜRLÜ ÖZELLİKLE ELEŞTİREL KİTAPLARI(ELEŞTİRİ İNSANI GELİŞTİRİR) BOL BOL OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM...

ÖZELLİKLE DE ""ALİ ŞERİATİ"" GİBİ BİR YAZAR VE ""BÖYLE BİR KİTAP"" BULMUŞKEN......KALIN SAĞLICAKLA.....


ALİ ŞERİATİ SON ZAMANLARDA KEŞFETTİĞİM GERÇEKTEN OKUNMASI GEREKEN BİR İNSAN,HANİ BABALARININ DİNİ ÜZERİNE BULDUKLARI YOL ÜZERİNE GİDEN TAASUPÇULAR OKUMADAN BEĞENMESELER DE;NE DE OLSA İNANÇLARI ÖYLE VE TAVİZ VEREMEZLER;TIPKI BUDİST VEYA HRİSTİYAN OLARAK YETİŞİP TAVİZ VEREMEYEN İNSANLAR GİBİ;UMARIM GÜZEL DİNİMİZ ARTIK İNANÇ OLMAKTAN ÇIKIP OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ AKIL DİNİ OLUR.BUNUN İÇİNDE İNSAN KALİTESİ GEREKİYOR:YADA TÖRE VE DUYGUSAL İNANÇLARINDAN ARINMIŞ ÖNYARGISIZ KURANI MERKEZE ALMIŞ İNSANLAR GEREKİYOR.İŞTE İNSANIN DÖRT ZİNDANI DA BUNU ANLATIYOR.MUTLAKA TAVSİYE EDERİM.TABİİ OLARAK ŞERİATİ'NİN DİĞER KİTAPLARINI DA....Ayreten size ALİ ŞERİATİ'nin TÜM kitaplarını hem dünya hemde mezhepsel açıdan bakış açınızı geliştirmesi bakımından ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM.OKUDUGUNUZDA BENİ DAHA İYİ ANLAYACAKSINIZ!!!! AŞAĞIDA ŞERİATİ'Yİ DOGDUĞU MEZHEPZEL KRİTERLER İÇERİSİNDE CAHİLCE ELEŞTİRENLER İÇİN BİR TAKIM BİLGİLER MEVCUT.BİR KALBİNİZ YOKSA BU HERKES TARAFINDAN KABUL EDİLEN GERÇEKLERİ GÖZÜNÜZÜ KAPATIP KABUL ETMEZSİNİZ VE BU ÖYLE BİR SEVİYEYE GELİR Kİ ALİ ŞERİATİ GİBİ BİR DEHADAN İSTİFADE EDEMEZSİNİZ!!!!)
UMARIM BİR GÜN SANSÜRLER KALKAR…Aşağıdaki metinlerdeki hadisleri SUNNİ kaynaklardan alıntı olduğuna dikkatinizi çekerim.Kontrol etmeniz için sayfa numarasına kadar kaynak gösterilmiştir...

EHL-İ BEYTİ SEVMEK İMANIN ALÂMETİDİR

Allah Teâlâ, müminlere Resûlü’nün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

Bismillahirrahmanırrahim
“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum.” (Şûrâ/23)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-ı kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. ” Zeyd b. Erkam’ı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,

“Ey Zeyd, Rasûlullah’ın (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),

“Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullah’ın (s.a.v) haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,

“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’ın âilesidir” dedi. Husayn,

“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),

“Evet” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)

Müfessirlerin imamı Fahruddin er-Râzî (rah.) demiştir ki:

“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum”
âyet-i kerimesi (Şûrâ/23) Resûlullah’ın (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabını sevmenin vacip olduğunu göstermektedir. Allah Resûlü (s.a.v) sahih hadislerinde:
“Fatıma benden bir parçadır; onu üzen beni de üzer” (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmuş, Hz. Ali’yi, Hasan ve Hüseyin’i sevdiğini belirtmiştir. Efendimizin sevdiği kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazın sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ne salât ve selâm okunması, bütün ümmete emredilmiştir. Bu büyük bir makamdır; onlardan başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ni sevmek vaciptir.

Efendimiz’in zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor:

Resûlullah (s.a.v) Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’le yemek yedi. Yemekten sonra, onları üzerindeki elbise ile sardı ve,

“Allahım! Bunlara düşman olana sen de düşman ol; bunları seveni sen de sev!”
diye duâ etti. (Ebû Ya’lâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IX, 166-167.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in amcası Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir şekilde, Efendimiz’in huzuruna geldi ve,

“Yâ Resûlellah! Kureyş bizden ne istiyor; birbirleriyle karşılaşınca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karşılaşınca yüzleri değişiyor!” diye şikâyet etti. Allah Resûlü (s.a.v) bu hâle çok gazaplandı; yüzü kıpkırmızı oldu. Sonra,
“Allah’a yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmiş olmaz”
buyurdu ve şöyle devam etti:

“Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Hiç şüphesiz bir kimsenin amcası babası gibidir.” (Tirmizî, Menâkıb, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Ali’ye hitaben: “Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafıklar buğzeder.”
buyurmuştur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkıb, 20; Nesâî, iman, 19.)

İçinde Sunni kaynaklara ait hadislerin de oldugu bu bilgilerden sonra ve ilgili ayeti kerimeden sonra ortada tartışılacak bir şey kalmıyor.Size GADİRİHUM olayını hangi mezhepten olursanız olun iyi araştırmanızı tavsiye ederim.

NOT: Hadis Kaynaklarına ulaşmada ehlibeytin önemi acaba ne kadar?Tartışılması gereken önemli noktalardan birisi budur.Ebu Hüreyre'nin peygamberimizin ölmeden önce sadece 3 sene yanında bulunmasına ragmen Sahihi Buhari ve Müslim de 5000 den fazla hadisi varken Hz.Ali'den 500 tane bile hadisin olmayışı düşündürücü degil mi?Bu bilgileri araştırmanızı ve düşünmenizi tavsiye ederim.İmamı Azamın Ehli Beyt ten olan Caferi Sadıkın ögrenci oldugunu biliyor muydunuz?