Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

GERÇEKÇİLİKYANLISI Tarafından Yapılan Yorumlar

Bu kitabın yazarı olan MUHYİDDİN İBN ARABİ hakkında bir arkadaşımız ,anladığım kadarıyla MUHYİDDİN İBN ARABİ 'nin ALLAH'I TENZİH etmediğini savunmuş.Ben MUHYİDDİN ARABİ'nin yazmış olduğu bir kitaptan alıntıda bulunarak size bu konu hakkında bir bilgi sunmak istiyorum.Değerlendirmek size kalmış.İNŞALLAH doğru bir şekilde değerlendirirsiniz.Sorumluluk kabul etmiyorum...

Bismillahirrahmanırrahim

Cemali zahir olduğu için celali ulu, yaklaşmasında yakın ve yüceliğinde mürakebe eden Allah'a hamd olsun.O, izzet, göz kamaştırıcı parlaklık,azamet ve büyüklük sahibidir.O'NUN ZATI BAŞKA ZATLARA BENZEMEKTEN YÜCEDİR,HAREKETLERDEN,DURUŞLARDAN,SAĞA SOLA DÖNMELERDEN,İŞARET VE İBARELERİ ALGILAMAK GİBİ BEŞERİ OLGULARDAN BERİDİR.NİTELENMEKTEN,SINIRLARDAN,HAREKET OLARAK İNİP ÇIKMAKTAN ,İSTİVA EDİLEN ŞEYE TEMAS ETMEK ANLAMINDA İSTİVA ETMEKTEN,OTURMAKTAN,BİR MAKSADI OLSA BİLE MAKSAT PEŞİNDE KOŞUŞTURUP SEĞİRTMEKTEN,YİTİK BİR ŞEYLE KARŞILAŞMAKTAN DOLAYI ÇOŞKUYLA KAHKAHA ATMAKTAN YÜCEDİR.TAFSİLATLI OLARAK İZAH EDİLMEKTEN,TOPLANMAKTAN,DAMGALANMAKTAN,MİLLETLERİN DEGİŞMESİYLE DEGİŞMEKTEN, LEZZET ALMAKTAN,BİR AMELDEN DOLAYI ACI DUYMAKTAN VEYA EZELİ OLMAMAKLA NİTELENMEKTEN MÜNEZZEHTİR.YER KAPLAMAKTAN,BÖLÜNMEKTEN YA DA CİSİMLERİN NİTELİKLERİNİ ALMAKTAN ,ANLAYIŞLARIN HAKİKATİNİN KÜHNÜNÜ İHATA ETMESİNDEN YA DA VEHİMLERİN ŞEKİLLENDİRDİKLERİ GİBİ OLMAKTAN ,YAHUT UYANIKLIK VEYA UYKU HALİNDE OLDUĞU GİBİ KAVRANMAKTAN,MEKANLARLA VE GÜNLERLE KAYITLANDIRILMAKTAN,VARLIĞININ DEVAMLILIĞININ ÜZERİNDEN AYLARIN VE YILLARIN GEÇMESİNE BAĞLI OLMASINDAN,ÜSTÜNÜN,ALTININ,SAĞININ,SOLUNUN,ARKASININ VEYA ÖNÜNÜN OLMASINDAN, AKILLARIN VEYA DÜŞLERİN CELALİNİ KAVRAMASINDAN ULUDUR.

(MUHYİDDİN İBN ARABİ ,RİSALELER 1, CELAL VE CEMAL KİTABINDAN)

""""NOT:BENCE MUHYİDDİN İBN ARABİ'DE BU SÖYLEDİKLERİNE BAKILARAK ALLAH'I HER TÜRLÜ EKSİKLİKTEN TENZİH EDİYOR.BELKİ DE SORUN ONU ANLAYAMAYANLARDA ...ALLAH DAHA İYİ BİLİR....""""
Bismillahirrahmanırrahim

Cemali zahir olduğu için celali ulu, yaklaşmasında yakın ve yüceliğinde mürakebe eden Allah'a hamd olsun.O, izzet, göz kamaştırıcı parlaklık,azamet ve büyüklük sahibidir.O'NUN ZATI BAŞKA ZATLARA BENZEMEKTEN YÜCEDİR,HAREKETLERDEN,DURUŞLARDAN,SAĞA SOLA DÖNMELERDEN,İŞARET VE İBARELERİ ALGILAMAK GİBİ BEŞERİ OLGULARDAN BERİDİR.NİTELENMEKTEN,SINIRLARDAN,HAREKET OLARAK İNİP ÇIKMAKTAN ,İSTİVA EDİLEN ŞEYE TEMAS ETMEK ANLAMINDA İSTİVA ETMEKTEN,OTURMAKTAN,BİR MAKSADI OLSA BİLE MAKSAT PEŞİNDE KOŞUŞTURUP SEĞİRTMEKTEN,YİTİK BİR ŞEYLE KARŞILAŞMAKTAN DOLAYI ÇOŞKUYLA KAHKAHA ATMAKTAN YÜCEDİR.TAFSİLATLI OLARAK İZAH EDİLMEKTEN,TOPLANMAKTAN,DAMGALANMAKTAN,MİLLETLERİN DEGİŞMESİYLE DEGİŞMEKTEN, LEZZET ALMAKTAN,BİR AMELDEN DOLAYI ACI DUYMAKTAN VEYA EZELİ OLMAMAKLA NİTELENMEKTEN MÜNEZZEHTİR.YER KAPLAMAKTAN,BÖLÜNMEKTEN YA DA CİSİMLERİN NİTELİKLERİNİ ALMAKTAN ,ANLAYIŞLARIN HAKİKATİNİN KÜHNÜNÜ İHATA ETMESİNDEN YA DA VEHİMLERİN ŞEKİLLENDİRDİKLERİ GİBİ OLMAKTAN ,YAHUT UYANIKLIK VEYA UYKU HALİNDE OLDUĞU GİBİ KAVRANMAKTAN,MEKANLARLA VE GÜNLERLE KAYITLANDIRILMAKTAN,VARLIĞININ DEVAMLILIĞININ ÜZERİNDEN AYLARIN VE YILLARIN GEÇMESİNE BAĞLI OLMASINDAN,ÜSTÜNÜN,ALTININ,SAĞININ,SOLUNUN,ARKASININ VEYA ÖNÜNÜN OLMASINDAN, AKILLARIN VEYA DÜŞLERİN CELALİNİ KAVRAMASINDAN ULUDUR.

(MUHYİDDİN İBN ARABİ ,RİSALELER 1, CELAL VE CEMAL KİTABINDAN)

""""NOT:BENCE MUHYİDDİN İBN ARABİ'DE BU SÖYLEDİKLERİNE BAKILARAK ALLAH'I HER TÜRLÜ EKSİKLİKTEN TENZİH EDİYOR.BELKİ DE SORUN ONU ANLAYAMAYANLARDA ...ALLAH DAHA İYİ BİLİR....""""
ALİ ŞERİATİ'nin kitapları gerçekten kaliteli,insana değer katan,iz bırakan kitaplar. Ve bence değerlendirilmesi gereken bir şahsiyet....BENCE, BİR KİTABI BİTİRDİGİNİZ DE SİZ ESKİ SİZ DEĞİLSENİZ; OKUDUGUNUZ O KİTAP GERÇEK BİR ESERDİR.Ali Şeriati'nin kitapları bence bu kapsama giriyor.ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM....
ABDULKADİR GEYLANİ HERKESİN BİLDİĞİ ÜZERİNE HEM ANNE TARAFINDAN HEMDE BABA TARAFINDAN PEYGAMBER EFENDİMİZE ULAŞMAKTADIR.BÖYLE BİR ZATIN ESERİNİN başına mezhepci eklentiler yapmak gerçekten yayınevi açısından oldukça üzücü bu kitabı hediye ederken bu sayfaları yırtıp hediye ediyorum.BEDİR YAYINEVİ'ni ise mezhepçi tutumundan dolayı kınıyorum.Mezheplerle ilgili görüşün"Tefsir-i Kebir Tevilat ,Muhyiddin İbn Arabi,Kitsan Yayınevi'nin altındaki yorum gibi olması gerektiğine inanıyorum..Bunun dışında bu kalınlıktaki kitabın fiyatının oldukça uygun oldugunu da söylemeden geçemiyecegim.Aşagıda HANEFİ KAYNAKLARDAN ALINTILARINDA BULUNDUĞU ve SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİN soyu hakkında yeterli bilgiyi sunuyorum.Umarım BEDİR YAYINEVİ kitaplarının önsayfasına kendi itikadi mezhebinin kaynaklarından alınmış olan bu bilgiyi herkitabının BAŞINA EKLER!!!!!!!

EHL-İ BEYTİ SEVMEK İMANIN ALÂMETİDİR

Allah Teâlâ, müminlere Resûlü’nün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

Bismillahirrahmanırrahim
“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum.” (Şûrâ/23)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-ı kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. ” Zeyd b. Erkam’ı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,

“Ey Zeyd, Rasûlullah’ın (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),

“Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullah’ın (s.a.v) haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,

“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’ın âilesidir” dedi. Husayn,

“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),

“Evet” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)

Müfessirlerin imamı Fahruddin er-Râzî (rah.) demiştir ki:

“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum”
âyet-i kerimesi (Şûrâ/23) Resûlullah’ın (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabını sevmenin vacip olduğunu göstermektedir. Allah Resûlü (s.a.v) sahih hadislerinde:
“Fatıma benden bir parçadır; onu üzen beni de üzer” (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmuş, Hz. Ali’yi, Hasan ve Hüseyin’i sevdiğini belirtmiştir. Efendimizin sevdiği kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazın sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ne salât ve selâm okunması, bütün ümmete emredilmiştir. Bu büyük bir makamdır; onlardan başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ni sevmek vaciptir.

Efendimiz’in zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor:

Resûlullah (s.a.v) Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’le yemek yedi. Yemekten sonra, onları üzerindeki elbise ile sardı ve,

“Allahım! Bunlara düşman olana sen de düşman ol; bunları seveni sen de sev!”
diye duâ etti. (Ebû Ya’lâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IX, 166-167.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in amcası Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir şekilde, Efendimiz’in huzuruna geldi ve,

“Yâ Resûlellah! Kureyş bizden ne istiyor; birbirleriyle karşılaşınca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karşılaşınca yüzleri değişiyor!” diye şikâyet etti. Allah Resûlü (s.a.v) bu hâle çok gazaplandı; yüzü kıpkırmızı oldu. Sonra,
“Allah’a yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmiş olmaz”
buyurdu ve şöyle devam etti:

“Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Hiç şüphesiz bir kimsenin amcası babası gibidir.” (Tirmizî, Menâkıb, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Ali’ye hitaben: “Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafıklar buğzeder.”
buyurmuştur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkıb, 20; Nesâî, iman, 19.)

İçinde Sunni kaynaklara ait hadislerin de oldugu bu bilgilerden sonra ve ilgili ayeti kerimeden sonra ortada tartışılacak bir şey kalmıyor.Size GADİRİHUM olayını hangi mezhepten olursanız olun iyi araştırmanızı tavsiye ederim.
BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. (ARAF 175)

Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder. (ALAK 6-7)

De ki: "Bir düşünün bakalım! Allah'ın azabı yakanıza yapışsa yahut o saat gelip çatsa, Allah'tan başkasına mı yakarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin!"
Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz(ENAM 40-41)

Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.(BAKARA45)

O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.(KIYAMET 31)

Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.(LOKMAN 4)

Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.(ARAF 9)

Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. (ARAF 40)

Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.(ARAF 51)

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. (ARAF 136)

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. (ARAF 146)

Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. (ARAF 174)

Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!(CASİYE 8)

Bu Kur’an, insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur), kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir.(CASİYE 20)