Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

GERÇEKÇİLİKYANLISI Tarafından Yapılan Yorumlar

Bismillahirrahmanırrahim

“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” (Taha 81)

Çagımızın belası obeziye dikkat........
Ahmed Hulusi gerçekten okunması gereken bir yazar...Fakat uygulamalarını özellikle tasavvufi açıdan bakarsak her kesin gerçekleştirmesi mümkün degil.Hayattan vazgeçiş ve ölçüyü kaçırma gibi...Mesela ruhbanlığa özendirmesi gibi....

Bismillahirrahmanırrahim
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.(HADİD 27)

Her şey O’nun katında bir ölçü iledir.(RAD 8)

Bir eleştirimde çogu kez kullandığı cifir hesaplı zikirler hakkında....Her ne kadar tesbihatta namazdan sonra 33 lük zikirler yapsak da...Cifir konusu anladıgım kadarıyla tartışmalı bir konu ve BÜYÜ İLE EŞDEĞER TUTULUYOR...YANİ ÖBÜR TARAFTA BİR NASİBİNİZ OLMAYABİLİR...Konuya iyice araştırma yapmadan girmemenizi tavsiye ederim...Bunun dışında mezhep imamı,yazar,alim sınıfı bizde çok fazla....Zaten okumamız şart olan KURANI KERİM İ BİR KAÇ KEZ okuduktan sonra diger kitaplara geçiş yapmanızı tavsiye ederim.Daha sonra AHMED HULUSİ yi okumanızın İSLAMI değerlendirmek ve yazarı eleştirmek açısından daha faydalı olacagı kanaatindeyim....
Nereye kadar AKIL? Niçin, nasıl ve neye İMAN? Müminler neye İMAN zorunda? ŞEYTAN nereden indi? CİNLER niçin insanın düşmanı? “AMENTÜ”nün anlam ve açıklaması... “SÜNNET”in anlamları ve kapsamı... “KADER” konusunun içyüzü... Namaz, oruç, hac gibi kullukların sırları... “Sekeratı mevt” nedir; nasıl korunulur?

Düşünebilen beyinler, Kur`ân-ı Kerîm’i anlamak istediklerinde çok önemli işaretler ve uyarılarla muhatap olmaktadırlar...

İşte bir örnek...

Nisa Suresi 136. ayetin başı:

“YA EYYÜHELLEZİYNE ÂMENU, ÂMİNU BİLLAHİ.....”

“EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN.... ??????.....”

Burada iman etmeleri istenen kişiler, “İMAN EHLİ” olanlardır! “MÜMİNLERİN”, “İMAN ETMELERİ” istenmektedir!...

Neye?...

“BİLLAHİ” denerek “ALLAH”a!

Hitab edilen kişiler “İMAN EDENLER” diye tanımlandığına göre elbette ki “ALLAH”a, “RASÛLÜNE” ve kendilerine o ana kadar gelmiş olan ayetlere inanıyorlardı.

Durum böyle olunca, üzerinde durulması gerekli olan çok önemli husus, işte burada karşımıza çıkmaktadır! Şöyle ki...

Niçin, “İMAN EHLİNDEN” “iman etmeleri” istenmektedir “ÂMENU BİLLAHİ” uyarısıyla?

İşte KUR`ÂN ’IN SIRRI, TASAVVUFUN ÖZÜ ve TEMELİ bu sorunun cevabındadır!

AKIL VE İMAN,AHMED HULUSİ adlı kitaptan.....
Not:TEVEKKÜLÜN İNCELİKLERİ,ÜSKÜDAR YAYINEVİ adlı kitabını şiddetle tavsiye ederim....
Cehennem nedir ve nerededir? Abdest temizlik içinse niçin yüzünüze toprak sürüyorsunuz? Zikir beyni nasıl geliştiriyor? Beynin gerçek işlevi nedir? RUH nedir, yapısı, özellikleri nelerdir? Beyinler nasıl programlanıyor? Kader nasıl ve nereye yazıldı? Allah’a ermek nedir ve nasıl olur? Dinin temelindeki bilimsel gerçekler nelerdir? Dinle emrolunan bir kısım fiillerin ardındaki gerçekler nelerdir? Din niçin gelmiştir? Ölüm ötesine niçin inanmak zorundayız? İnsan denilen varlık nedir, nasıl oluşmuştur, hangi tesirlerin hükmü altındadır, neleri meydana getirebilme özelliklerine sahiptir? İnsan nereden geldi. Neden geldi. Nasıl geldi. Nereye gidiyor? İnsan denilen varlığın sahip olduğu eşsiz hazine BEYİN! Beyne verilmiş hayalimizden bile geçirmediğimiz sayısız özellikler!

Esasen bu kitap iki ana bakış açısını izah etmektedir:

A) ZÂHİR yönüyle, dinin dayandığı gerçekler.

B) BÂTIN yönüyle dinin insana idrâk ettirmek istediği, HAKİKATI.

Şunu kesinlikle bilelim ki...

Din bugün çoğunluğun sandığı gibi yüzeysel emirler - yasaklar bütünü değildir!

Dinde öyle “SIRLAR” vardır ki, bunlara muttali olan bir kişinin bütün hayatı değerlendiriş şekli mutlaka değişir! Ve bunlar ancak yüksek tefekkür gücüne sahip olarak yaratılmış beyinlere has ilimlerdir!

Öyle ise, bizler de artık beyinlerimizi çalıştırıp, 5 duyuyla kayıtlı mahlûklar olarak yaşama seviyesinden; Allahu Teâlâ'nın kendisine “HALİFE” olarak meydana getirdiği, “en şerefli” olma mertebesine ulaşalım!

Unutmayalım ki, dünyaya bir daha geri dönüş sözkonusu değildir... Şu anda neler elde edebilirsek, ebedî bir yaşam boyunca onlarla yetinmek zorunda kalacağız.

AHMED HULUSİ,İNSAN VE SIRALARI adlı kitaptan....
Kuantum Fiziği” ve ona dayalı olarak inşa edilen “Holografik Beyin ve Evren” gerçeğine açıklık getirmeye çalışan bölümlerimiz ile; Tasavvuf`un “Vahdet” müşahedesinin tespit ettiği “Âlemlerin aslı hayâldir” realitesi bu kitapta olabildiğince net bir şekilde açıklanmaya çalışılarak; bilim ile tasavvufun, “aynı şey”in iki ayrı yorumlaması olduğu anlatılmak istenmiştir.

Gerçekte varolan “tek yapının” = “hakikatin” geçmişte sezgiye veya “vahye” dayalı bir şekilde algılanıp; “mecâzî” bir şekilde, benzetme yollu, semboller yollu dile getirilmesiyle; 1990'larda en son şeklini alan bilimsel bakış açısının aynı gerçekte buluşması, elbette ki ehli için büyük bir zevkle temâşa edilecek bir kemâlât ve güzelliktir!.

En son bilimsel tespitlere göre; EVRENİN ASLI, KUANTSAL YAPIDAN OLUŞAN ve HOLOGRAFİK ÖZELLİK GÖSTEREN BİR TÜMELLİKTİR.

Atomaltı parçacıkların bulutumsu hareketlerinin Holografik özellik gösterdiği deneylerle gösterilmiştir. Tespit edilen ilginç bir durum da, ATOMALTI PARÇACIKLARIN BİRBİRİ İLE İLİŞKİLİ olduğudur. Bu ilişki, parçaların bütün tarafından organize edildiğini ortaya koymaktadır. Yani, atomaltı parçalar bağımsız değildir; Gizli bir düzen tarafından organize edilmektedir.

Holografik yapının özelliğine göre, varlığın tümünde olan her özellik, varlığın her zerresinde tam olarak mevcuttur. Herşey birbirinin devamı olarak süreklilik arzetmektedir; herşey, bir diğer şeyin taşıdığı tüm özellikleri bünyesinde barındırmaktadır ve aynı diğer “şey”dir. Varlık, bildiğimiz “evren” kavramı ötesinde, Bölünmez, parçalanmaz, parçaların bütünü olarak meydana gelmemiş TEK bir yapıdır!.

Bütün bunların sonucunda ortaya çıkan gerçek, evrende mekânı olan herhangi bir yerdeki bir TANRININ varlığından sözedilemeyeceğidir.

Öte yandan İslâm’ın kutsal kitabı Kurân’a göre de, “TANRI YOKTUR, SADECE ALLAH VARDIR”.

Bu “ALLAH”, “AHAD”dır!. Yani, öyle bir TEK ki, varlığı yanısıra ikinci bir varlıktan sözedilemiyeceği gibi; O’nun parçaların birleşmesiyle oluşan bir tümel yapı olduğundan da sözedilemez.

AHMED HULUSİ, TEKİN SEYRİ adlı kitaptan.....