Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Simla Vatansever Kocaoğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Yazarın okuduğum altıncı kitabı. Ve her zamanki gibi bayıldım!!

Diğer kitaplarda da olduğu gibi tam “Çözdüm ben olayı.” dediğim yerde kafamı yeniden karıştırıp çorba gibi etmesine bayılıyorum! Şaşırtmacaları hiç bitmiyor. Kurgu yeteneği gerçekten nefis!

Kilitli Kapı adlı kitabı da Türkçeye çevrilmiş, ona da en kısa zamanda başlamak istiyorum. Bu kadar çalışkan ve üretken bir yazarın hızına yetişemediklerinden sanırım henüz Türkçeye çevrilmemiş çok kitabı var. Onları da heyecanla bekliyor olacağım.
Bir aşk romanından çok daha fazlası. Fantastik bir bakışla bizi tarihin içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Çoğu bölümü okurken kendi adıma zorlandığım oldu. Manevi yönü hayli ağır, insanüstü bir mücadeleye yazarın gözüyle tanıklık ettiğimiz, tarihin içinden çarpıcı bir öykü.

Olumsuz anlamda bir şey belirtmek gerekirse, kitabın ilk 150 sayfası diyebilirim benim için çok durağandı, haliyle yavaş aktı. Bu da yazarın o dönemi, dönemin görünüşünü gözümüzde canlandırmak için betimlemelere çokça yer verip, resmetmeye çalışmasından belki.

Okumaya değer, tavsiye edilir.
Yazarın okuduğum 7. kitabı (bildiğim kadarıyla Türkçeye çevrilen son kitabı zaten)

Freida’mm ne yazsa okurum açıkçası, çok akıcı, yalın dili ve her sayfayı merakla çevireceğiniz bir kurgusu oluyor. Bu kitap da öyleydi.

Fakat, yedi kitap arasından en zayıf bulduğum da sanırım bu kitabı olur. Diğer kitaplara kıyasla kurgu zayıftı, üzerine sanki çok da kafa yormadan yazılmış gibiydi. Az çok tahmin edilebilirdi.

Ama Seviyorum Freida’mı o yüzden okunur, çok güzel çerezlik, su gibi akar gider.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı maalesef sevemedim.

Yazarın dili çok akıcı, o sebeple kolay okunur bir kitap fakat hikaye fazla zorlama geldi.

Şebnem adındaki kapak kızının etrafında “tesadüfen” birleşen hayatlar. Hikaye anlatılırken çok sık yeni karakterler duyuyorsunuz, onun halası Ayşe, bunun eniştesi Ahmet, onun ablası Fatma gibi, bu sebeple ara ara “Bu isim bir yerde geçmişti, kimdi?” diye duraksamalar yaşadım.

Benim için çok da tadı tuzu olmayan, akıcı anlatımı olmasa muhtemel yarıda bırakacağım bir kitaptı.
Pek çok kitap iyilik ve kötülük üzerine yazılır. Fakat sanıyorum pek azı bu kadar derinlemesine, bu kadar düşündürerek, içimize işleyerek anlatır.

İnsan doğuştan iyi ya da kötü doğar mı?
İyi, kötü nedir sahiden?
Kötü biri iyi birine dönüşebilir mi? Tüm bu soruların cevaplarını arayacaksınız kitapta. Ve cevap küçücük bir kelimeye çıkacak;

Timşel...

İki hecelik bir kelimenin içi ancak bu kadar dolu olurdu sanırım. Hükmedebilirsin… İyilik ya da kötülük başına gelen değil, seçebilirsin, yönetebilirsin.

Kendi adıma en özet anlamda bu cevabı aldım.

Okunması, üzerine düşünülmesi gereken kıymetli bir kitap. Başlarken gözünüzü korkutsa da dili çok yalın, çok akıcı. Tavsiyedir.