Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Simla Vatansever Kocaoğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Bruce D. Perry çocuk psikolojisi alanında kıymetli bir uzman. Kitabında da kendi vaka örneklerinden hikayeler sunuyor bize.

Çocukların yaşadığı travmaları, bunlara sebep olan yetişkin davranışlarını fark etmemiz, neler yapabileceğimiz, nedenleri ve sonuçları hakkında bize açıklayıcı ve bilimsel taraftan bilgiler sunuyor.

Başta çocuğun birincil bakım verenlerinin fakat dahası çevresindeki diğer insanların çocuğa tutarlı bir sevgi ve güven vermesinin kritik önemini anlatıyor.

Tüm bilgilerin anlaşılır bir dille, basitçe ve açıklayıcı olduğunu düşünsem de psikoloji alanı dışındaki kişiler için (örn. yalnızca kendini çocukluk travması konusunda bilinçlendirmek isteyen bir ebeveyn gibi…) fazla bilimsel kaçabileceğini ve ağır olabileceğini düşünürüm.
Yazar bizi psikanalinizin temellerinin atıldığı yıllara götürüyor. 1882’deyiz. Harika bir kurguyla Josef Breuer, Nietzsche, Freud gibi isimleri de bir araya getiriyor.

Breuer ve Nietzsche’nin farkında olmadan birbirlerine “doktor” oluşlarıyla başlayan konuşma terapileriyle bastırılan her bir duygunun gün yüzüne çıkmak için pusuda beklediğini görüyoruz.

Kitabın benim için en vurucu olan öğretisi ise, insanlarla kurduğumuz ilişkilerin bazen kişilerden çok kişilere bizim yüklediğimiz anlamlarla ilgili olduğu oldu.

Ve maalesef bazen “doğru” anlamları “yanlış” kişilere yükleyerek ilişkileri kendimiz için zorlaştırıp, zor duygularla kalıyor olmamız.

Sormalıyız, bu kişi yaptıklarıyla bu anlamı hak mı etti, yoksa ben ihtiyaç duyduğum, hayalini kurduğum anlamları bu kişiye yükledim mi?
Yazarımız bir suç psikolojisi uzmanı, haliyle yalnızca bir cinayet romanı okumuyor dahası katilin motivasyonunu ve psikolojisini de anlamaya çalışıyoruz.

Temposu tatmin ediciydi, sıkmadan, akıcı bir dille, heyecanını ve gizemini koruyarak son sayfaya kadar aktı gitti.

Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi sürükleyici ve evet okuması cesaret istiyor. Cinayetin detaylarını, resmedilmeye çalışılan o kanlı sahneyi ve işkenceyi adeta görebiliyorsunuz. Bu anlamda bazı okuyucular için gerilimden ziyade zorlayıcı/aşırı olabilir diye düşünüyorum.
Doğar doğmaz annesi tarafından terk edilen fakat sonra -neden bilmem- geri alınan bir kız çocuğu. Annesi tarafından “geri alınmış” olsa da aslında terk edilmişliği hiç bitmiyor.

Henüz küçücükken sistematik bir biçimde annesi ve üvey babası tarafından şiddetin pekçoğuna maruz kalıyor. 4 çocuklu bir “ailede” yapayalnız, görülmeden hayatta kalmaya çalışıyor.

Zor bir kitap, yalnızca 110 sayfadan ibaret olmasına rağmen son sayfayı çevirdiğinizde göğsünüzde bir ağırlık kalıyor.

Öğretmenleri, muayene olduğu doktorlar, sosyal hizmetler, polis her biri, her biri öyle yetersiz kalıyor ki. Göz göre göre bir çocuk acılar içerisinde hayattan kopuyor. Ve biliyoruz ki bu hikaye bir yerlerde çok gerçek.

Okuyacak olanların kitabın psikolojik ve insani yönden sarsıcı olduğunu göz önünde bulundurarak okumasını öneririm.
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı olmalı. Diğerleri gibi Nohut Oda da, akıcı dili, duru anlatımı ve kısa bir öykü oluşuyla çerez niyetine bir günde bitiverdi.

Okuma alışkanlığı körelmiş, tıkanmış okurlar için Melisa Kesmez’in iyi bir adres olacağını düşünüyorum.