Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Simla Vatansever Kocaoğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Romanın ana temasında Trueba ailesi’nin üç kuşak süren öyküsü var. Üç kuşakta üç kadın Clara, Blanca ve Alba… Tüm bu ataerkil düzenin ve Esteban Trueba gibi müthiş kibirli ve hırslı bir adamın gölgesinde hikayeye anlam katıyor, dönemin zorlukları ve mücadelesi içinde büyük rol oynayarak aslında biraz da kadının gücünü ve dirayetini ortaya koyuyorlar.

Kitaba başlamadan önce biraz da ismine aldanarak daha çok olağanüstü olayların olduğu, gerçekdışığılın hakim olacağı bir roman okuyacağım sandım. Kitap olağanüstü detaylar barındırsa da bunun çok ötesine geçen bir gerçekliği anlatarak bizi Şili’de yaşanan toplumsal değişime, yıllar boyu süren işleyişin nasıl da bir anda otoriter rejimle sarsıldığına götürüyor.

Özetle, sadece bir ailenin başına gelenleri okumanın da ötesinde bir toplumun değişim, dönüşüm ve mücadelesine tanıklık ediyoruz.

Bu kitap vesilesiyle yazarla tanıştım ve çok severek okudum. Bu keyifli okumadan sonra diğer kitaplarına da şans veririm.
100 sayfalık bir kitap olmasına rağmen maalesef okuması hiç kolay olmadı benim için. Sanki bir türlü sonu gelmedi. Sayfa sayısı olarak 5-6 katı olan romanları yarı süresinde okuyabiliyorken bir hafta boyunca elimde gezdirip durdum. Adı gibi günler, aylar, yıllar sürdü sanki :)

Kitap ana tema olarak umudu ve mücadeleyi anlatıyor. Fakat hikaye maalesef bana etkileyici ya da ilham verici gelmedi. Abartıldığını düşündüğüm bir kitap oldu.

ne yazık ki bana hiç hitab etmedi.
Roman adeta yazarın bir iç döküşü niteliğinde. Spesifik bir konu üzerine, belli bir olay örgüsüne bağlı yazılmamış. Daha çok yazarın duygu ve düşüncelerini okuyoruz denebilir.

Bu çerçeveden değerlendirecek olursam ortalamanın üzerinde bir roman olduğunu söyleyebilirim. Dil akıcıydı, tüm bu olaysızlığa rağmen sıkmadan, teklemeden kendini okuttu. Böylesi bir tarzda bunun çok da kolay olmadığını düşünürüm.

Buna rağmen bana ne yazık ki çok da hitab eden, yer eden bir yanı olmadığından “okunur/çerezlik” kategorisinde kalacak.
Okuyanların övgü dolu yorumları sebebiyle yüksek beklentiyle başladığım bir kitaptı fakat beklentimin çok çok çok altında kaldı ne yazık ki…

Kitabı ana karakterlerden Tuna’nın anlatımıyla okuyoruz ve kimi bölümlerde Tuna’nın çocukluk yıllarındayız, kimi bölümlerde ise artık yetişkin olan Tuna’nın aniden çıkan iç savaşla askere alındığı buhranlı yıllarında.

İç savaş ortamını kitabın yarısı gibi hatrısayılır bir yoğunlukta okurken bu ortamı tanımak ve anlamak isterdim, fakat bu maalesef aktarıl(a)madığı gibi yalnızca Tuna’nın çarpık, tuhaf, buhranlı düşünceleriyle sık sık boğucu olacak biçimde karşılaşıyoruz.

Bir de kitabın sanırım yarısına yaklaşırken bir cümle geçiyor, Türk değil Türkiye’li olmak? Nedir? Ne maksatla böyle bir cümleye yer verilmiştir? Anlayamadım…

Çocukluk dönemi yıllarını okumak nispeten daha akıcı ve keyifli olsa da,

burada da yazar sıkça tekrara düşecek biçimde küçük Tuna’nın bir türlü görülmediği bir çare aşkını anlatıyor. ne yazık ki sevemedim
Ne yazık ki hiç ama hiç beğenmedim. Haddinden fazla uzatılmış, neredeyse 20 sayfada bir sayfalarca kendini tekrar eden bir kitap. Ve kitap maalesef asla düzeltilmeyen yazım yanlışları ile dolu. Şimdi düşündüğümde nasıl da tamamını okudum bilemiyorum.