Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Selin Arslanoğulları Tarafından Yapılan Yorumlar

mürekkep dünya üçlüsünün ilk kitabı mürekkep yüreki okuduğumda, oldukça sevimli bir hikayeyle karşılaşmıştım. Ancak ikinci kitap olan mürekkep yüreki okuduğumda, ilkinden çok daha güzel, çok daha heyecanlı ve kesinlikle çok daha hayalgücü geniş olan bir hikayeyle karşılaştım. İlk kitap daha çok bir gençlik kitabı havasında olsa da ikinci kitap fantastik kitap tadında. Cornelia Funke'nin yarattığı bu dünya gerçekten de çok renkli ve karakterler de çok başarılı. Ancak ilkini okumadan ikincisini okumamanızı tavsiye ediyorum. Kesinlikle bu kitabı okurken keyif alacağınıza inanıyorum. Umarım serinin üçüncü kitabı da Türkçe'ye çevrilir...
Bu kitabı, hakkında oldukça güzel şeyler duyduktan sonra satın aldım ve ne yalan söyleyeyim, tamamıyla hayal kırıklığına uğradım. 400 sayfadan oluşmasına rağmen okumak öyle eziyet haline geldi ki, bir hafta boyunca tek kelimesini okumadan bir köşeye attım. Sonra da belki yanılıyorumdur düşüncesiyle elime alıp bir günde kitabı bitirdim. Ve sonrasında yanılmadığımdan emin oldum. Kitabın beni bu kadar hayalkırıklığına uğratmasının nedeni bence, yazarın, belli başlı kurallara bağlı kalarak-zoraki yazmış izlenimini uyandıran üslubuydu. Hernekadar karakterlerin hikayeleri, olay örgüsü iyi-çok iyi değil ama orta derecede iyi- bir şekilde yazılmış olsa da, muhtemelen belirlenen hikayeye sadık kalma amacı, hikayeye verilmesi gereken derinliğin ve içtenliğin önüne geçmiş ve oldukça bilindik olan konu, sıradan bir seri katil hikayesinden öteye geçememiş.
Bence, bir kitabın okuyucuya zevk vermesi, hikayesinin karmaşıklığından veya farklılığından öte, yazım şekline, üslubuna bağlıdır. Ve ancak ki bir yazar, hikayesine inanarak, hikayesinin içine girerek yazdığı zaman, okuyucuya bu zevki yaşatabilir. Ve hele ki yazılan kitap bir romansa, bu içtenlik herşeyden önemlidir. Okuyucunun, yazıyla ve karakterlerle bütünleşmesi, yazarınsa kendi hikayesine yürekten inanması gereklidir.
Shane Gericke'nin kitabında ise maalesef bu özelliklerin hiçbirini bulamadım. Tersine, televizyonda oldukça popüler olan (csi, criminal minds, ncis vs tarzı, birbiri ardına çekilen benzer dizileri düşünürsek..) seri katil hikayesini oluştururken yazar, bence hikayeye sadık kalma amacıyla içtenliğinden oldukça çok taviz vermiş ve güzel olabilecek olan bu hikaye 400 sayfalık bir işgenceye dönüştürmüş ve karakterler, yalnızca kağıt üzerinde yaşayan-bize fazlasıyla uzak kalan roman karakterlerinden öteye geçememiş.
Aşık olmak ve aşık olduğunuzla aranızda onlarca engel olması... O tutkuya bir de yasaklar girince, elbette insana o denli çekici geliyor ki, okurken kendiniz de 'böyle bir aşk yaşamak istiyorum' havasına giriyorsunuz. Alacakaranlık, basit bir dille yazılmış çok sürükleyici bir kitap. Konusu oldukça basit aslında ancak öyle güzel bir şekilde işlenmiş ki okurken yüzünüzde oluşan tebessüme engel olamıyorsunuz. İster 15 yaşınızda olun ister 35, bu kitabı okurken kesinlikle keyif alacağınıza ve kitabın bitmemesini arzulamanıza rağmen bir solukta bitirmekten de kendinizi alıkoyamayacağınıza emin olabilirsiniz. Serisinin diğer kitaplarının Türkçeye çevrilmeyecek olması gerçekten çok üzücü. Tıpkı Laurell K. Hamilton'In Anita Blake serisi gibi bir keyif daha yarım bırakılıyor böylece. En azından bu ve Anita Blake serisinin İngilizcesini Türkiye'ye getirseler, çevirmiyorsalar da... Böyle bir keyiften yoksun bırakıldığımıza üzülüyorum gerçekten de...
Henry James'in eşsiz yazım stilini bilenler zaten bu kitabı da kaçırmayacaklardır. Oldukça kısa bir kitap. Birkaç saatte bitiyor. Bir hayalet hikayesi olmasına rağmen fantastik kitap türüne girmiyor. Tavsiye ederim
Jane Austen'in Aşk ve Gururdan hemen sonra yazmış olduğu umut Parkı'nda, Fanny Price'la tanışıyoruz. Fakir bir aileden gelip zengin amcasının yanında, Mansfield Park'ta yaşamaya başlayan, burada aşağı sınıftan olduğu sık sık kendisine hatırlatılırken, kuzenlerinden yalnızca Edmund tarafından her zaman şefkat gören ve yavaşça Edmund'a duyduğu sevginin aşka doğru ilerlemesiyle duygusal bir karmaşaya sürüklenen Fanny Price'ın yaşadıklarını okumak gerçekten tatmin edici. Zaten Jane Austen'in ustalığıyla yazılan bir kitaba olumsuz bir yorumda bulunmak imkansız sanırım. Samimi ama mesafeli, karışık ama aynı zamanda yalın bir kitap. Okurken bir yandan bazı karakterlere hayıflanıp yüzünüz asılırken, bir yandan da gülümsemenize engel olamayacaksınız.