Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Hüseyin Bulut Tarafından Yapılan Yorumlar

04.04.2025

Tanpınar’ın harika kalemi ve sanatı bu kitabı okumak için başka bir sebep aramaktan kurtarıyor sizi. Okurken edebi zevkinizi doruğa çıkaracak ifadeler, cümleler kitabın başından sonuna kadar her an karşınıza çıkıyor.
Romanın başında gündelik konular somut olarak anlatılırken sona doğru gittikçe konular soyutlaşıyor. Sanki bir bilimkurgu roman hissiyatı veriyor yer yer.
Romanın temeli eski ve yeni arasındaki ilişki, eskiden yeniye geçiş konularından oluşuyor. Bu konular sık sık ve açıkça okuyucuya gösteriliyor. Tanpınar Osmanlılık ile Avrupailik arasında kalan Türkiye’yi ve Muvakkit Nuri Efendi ile Halit Ayarcı arasında kalan Hayri İrdal’ı anlatıyor.
21.10.2024

Zor zamanlar güçlü insanlar, kolay zamanlar ise zayıf insanlar yetiştirir.İlk iki kitapta milletin zor zamanlarına şahit olduk.Hep savaşla geçti vakit:Düşmanla savaş, kötülükle savaş, zorbalıkla savaş... Bu üçüncü kitapta da karakterlerin kendileriyle olan savaşı anlatılıyor.Zor zamanların yetiştirdiği Kamil Bey, Ramiz Bey gibi karakterlerin savaş sonrasında yeni zamanlara ayak uyduramayışını (veya ayak uydurmak istememeleri) gözler önüne seriliyor.
Savaşın bitişinden sonra, görece,kolay zamanlarda yetişen zayıf insanları da anlatıyor Kemal Tahir.Fiziksel zayıflık değil ama... Karakter olarak zayıf,kaypak insanları anlatıyor. Her şeye rağmen doğru olanları,doğru kalanları da anlatıyor, günün adamlarını, gücün adamlarını da anlatıyor.
Hürriyet yönetim biçiminden öte bir şeydir.Savaş zamanı,hapisteyken bile,hür olan Kamil Bey, Ramiz Bey savaştan sonra bir nevi mahpus oluyorlar.Nefislerinin kölesi olanların hürriyet naraları atmalarının saçma olduğu da ortaya çıkıyor eserde.
23.09.2024

Barış istiyorsan savaşa hazır ol, diye bir söz var. Barışı tesis etmek veya sürdürmek isteyenlerin savaşmayı bilmesi, savaşa hazır olması gerekir. Çünkü barışı istemeyen birileri her zaman olacaktır. Romanı okuyup bitirdiğimde bunlar aklıma geldi. Kendi topraklarını korumak isteyen bir millet, dünyanın dört bir yanından gelen düşmanların esiri olduğunda barışı istemek gibi bir lükse sahip değildi. Çok ezildi, eziyet gördü, aç kaldı, yatacak yer bulamadı Anadolu insanı... Ne zaman ki savaşacak gücü kendinde buldu o zaman barışı tesis etti.

Esir şehir üçlemesinin ilk kitabında bir şehrin esareti, ikinci kitabı Esir Şehrin Mahpusunda bir insanın esareti anlatılıyor. Fakat her ikisinde de, ilkinde İstanbul, ikincisinde Kamil Bey bir milletin yaşadığı eziyetleri yaşıyor aslında. Hiç alışık olmadığımız, bilmediğimiz bir hayatı, mahpusluk hayatını anlatıyor bize Kemal Tahir. Bütün acısını bileğinde biriktirip bir yumruk gibi düşmana indiren milletin hikayesini...
29.08.2024

Bir haber okumuştum.İstanbul'un ilk stadyumunun Taksim Stadyumu olduğu, 1921'den 1940'a kadar maçların burada oynandığı gibi bilgiler içeriyordu. Haberi okuyunca, aklımda her zaman bulunan bir konu tekrar canlanmıştı. Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, yıllarca okulda bu savaşlarla alakalı hap bilgiler öğrendik.Ordular şunu yaptı, komutanlar bunu yaptı, bürokratlar şöyle yaptı... Fakat halk neredeydi? İnsan neredeydi?
İşte bu romanda Kemal Tahir usta kalemiyle bunu bize göstermiş. Savaş zamanlarında da insanlar evleniyorlar, boşanıyorlar, kavga ediyorlar, kahvehanelerde oturup çay, kahve içiyorlar, avukat tutup dava açıyorlar, günah işliyorlar, günlük hayatta bugün ne yapıyorsak, imkanı dahilinde herkes, o zor zamanlarda da bunları yapıyordu işte.
Kemal Tahir, Kurtuluş Savaşı sırasında yaşayan insanların portresini çiziyor; fikirlerini, duygularını önümüze koyuyor. Düşman işgali sebebiyle esir olan şehrin ve ülkenin halini insanın gözünden bize aktarıyor.Kamil Bey'in gözünden...
26.08.2024

Bir solukta bitireceğiniz bir eser. Nesrin'in, Leman Sultan (Leman Okyar) Hanımefendiyle birlikte yaptığı manevi yolculuğun; kemalat yolculuğunun; kendini bulma belki de yeniden keşfetme yolculuğunun hikayesidir. Roman gerçek olaylardan esinlenilmiş... İçinde çokça gerçek dünyadan olaylar bulunuyor. Lokman hocanın hayatından esintiler de içinde bulunuyor fakat bunları ancak Lokman Hoca'yı tanıyanlar fark edecektir.
Eseri roman olarak alıp okuyabilirsiniz. Bu edebi türde sizi tatmin edecektir. Bununla beraber aslında bir tasavvufi eser olarak nitelenmesini de mümkün görüyorum. Çünkü bir kamil mürşide hanım olarak Leman Sultan'ın gerçek hayattaki öğretileri (öyle olduğunu düşünüyorum) ile Nesrin bu yolculuğu yapıyor. Bu yolculukta çeşitli tehlikelerle karşılaşıyor. Bu tehlikelerden biri Nefise Hanım ile olan ilişkisinde ortaya çıkıyor fakat en önemlisi kendi nefsiyle olan mücadelesinde ortaya çıkan tehlike denilebilir.
Keyifle, bir solukta, okuyacağınızı düşünüyorum. Tavsiye ederim.