Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Hüseyin Bulut Tarafından Yapılan Yorumlar

19.11.2025

Space Odyssey (Uzay Destanı) serisinin ikinci kitabı. İlk kitapta yaşananlardan sonra Çin gizli bir uzay programıyla Jüpiter'e yolculuk planlar. Bunun üzerine Amerika Rusya'nın yardımıyla acil bir sefer hazırlığı yapar. Çünkü Çin'in amacı yıllar önce Jüpiter'in yörüngesinde bırakılan "Discovery" gemisindeki sırlara erişmektir. Amerikan hükümeti ise bunu istememektedir. Hükümet Discovery'e ulaşmakla hem sırlara vakıf olmak hem de yapay zeka olan HAL 9000'in davranışlarının sebebini öğrenmek istemektedir.
Bu amaçla mühendis Curnow, Floyd ve Dr. Chandra Amerikan heyeti olarak Rus gemisi ile yapılacak sefere katılırlar.
Bu sırada Bowman'ın macerası ve görevi henüz bitmemiştir. Bowman aslında monolitin sırrını kendisi çözmüş değildir. Üst varlıklar tarafından bir amaç uğruna seçilmiştir. Amacını gerçekleştirirken Floyd ve ekibinden yardımını esirgemez. Çünkü insanlıkla bağını tam olarak koparmamıştır.
Tavsiye ederim. Güzel seri. Fakat bildiğim kadarıyla 2061 ve 3001'in güncel baskısı yok.
06.11.2025

Batık maliyet teorisi diye bir teori var. Belli bir şeye verdiğimiz emek, zaman veya beklentiler boşa gitmesin diye mantıksız hale gelse de o davranışı, durumu sürdürmek anlamına geliyor. Aslında bu konuda bir atasözümüz var: Zararın neresinden dönersen kârdır. Teori zarardan dönememeyi ifade ediyor.
İşte Tatar Çölü'nün temelinde bu teori yatıyor. Teğmen Drogo bazı amaçlarla kaleye ilk geldiğinde oradan ayrılmanın planlarını yapıyor. Fakat birtakım sebeplerle kaleye şans tanıyor, orada bir süre kalıyor. İşte o andan itibaren bir kısır döngünün içinde buluyor kendini. Artık ayrılmak istese de ayrılamıyor kaleden. Çünkü, madem o kadar beklemişti biraz daha bekleyiverseydi. Bekledikçe, beklenilen daha da değerleniyor. Bu kadar beklediği şey gün geçtikçe daha ve daha anlamlı oluyor. Bu anlayış "madem bu kadar bekledim, bunun bi anlamı olmalı" mantığını barındırıyor.
İşte böyle, bir şey olacak hissiyle koca bir kitap bitiyor ve Drogo yalnız beklentiyle ömrünün geçip gitmesine göz yumuyor.
06.11.2025

Kitabı okuduktan sonra keşke D. Cüceloğlu'nu sağken tanısaymışım dedim. Çok kıymetli bir eser Geliştiren Anne Baba. Her satırı önemli. Çize çize, notlar ala ala, sindire sindire okudum. Bu yüzden epeyce sürdü okumam. Fakat bitirdikten sonra şu sonuca ulaştım: Bu kitabı herkes okumalı. O nedenle 10- 15 tane alıp hediye etme fikri geldi aklıma. İnşallah yapacağım.
Kitabın temel anlatısı nasıl bir anne baba olmayı istiyoruz? Çocuğunu değerler kültürüyle yetiştiren, geliştiren, geliştirirken gelişen, bu yolla topluma ve insanlığa fayda sağlamış olan bir ebeveyn mi yoksa korku kültürüyle, dış baskı, utandırma yoluyla çocuk yetiştiren ve ne kendine ne çocuğuna ne de insanlığa fayda sağlamayan bir ebeveyn mi?
Çocuklar konusunda farkındalık sahibiyseniz yazarın anlattığı bazı örnekleri okudukça üzüleceksiniz. Zaten diğer çocuklar için değil de sadece kendi çocuğunuzu düşünüyorsanız henüz farkındalığınız oluşmamıştır. Kitaptaki önemli çıktılardan biri de buydu zaten.
Mutlaka okuyun.
06.11.2025

Lovecraft kozmik korku denilince akla gelen ve bu türe ismini veren (lovecraftvari korku da denilir) yazardır. Cthulhu evreni de kozmik korkunun öncülerindendir. Kozmik korku, klasik korku türlerinden oldukça farklıdır. Yazarın ifadesiyle en kadim ve güçlü korkudur bilinmeyenin korkusu.
Kozmik korku insanın evrendeki hiçliği ve önemsizliği, bilinmezlik, devasa kozmik varlıklar, delilik gibi temaları barındıran bir korku türü. Bir gece vakti küçük bir sandalda devasa dalgaların olduğu okyanusun ortasında olduğunuzu hayal edin.
Lovecraft kitap içindeki diğer hikayelerinde de kozmik korkunun çeşitli görünümlerini bize hissettirir. Karanlık, bilinmezlik, derin kuyular ve dehlizler, kadim yaratıklar, nereden geldiği belli olmayan sesler gibi unsurlarla korkuyu anlatır.
Görme, duyma veya hissetme gibi duyular olmadan korkunun hissedilmesi mümkün müdür? Elbette somut duyuların sebep olduğu kadar olmasa da ürperme ve tedirginliği hissediyorsunuz. Lovecraft bunu yalnızca yazarak başarıyor.
03.11.2025

Zacharius Usta'yı bilimkurgu temalı, zamanda yolculuk ve benzeri bir içerikte olduğunu düşünerek almıştım. Fakat kitabı alacak olanlara sesleniyorum: Bu bir bilimkurgu hikayesi değil. Bundan ziyade insan aklının yaratmaya olan takıntısı, bilim ve inanç arasındaki ilişki gibi konulara felsefi yaklaşımlarda bulunan bir anlatı.
Zacharius usta yaptığı saatleri o kadar sevmektedir ki bu sevgi, yaptığı her saatte bir parçasının bulunduğu ve saatlerin durmasının mekanik bir problem değil kendiyle olan bağlantının eseri olduğu hissine kapılmasına neden olmuştur. Kendi sonunun yaklaştığını düşünür. Kibri yaratıcıya meydan okumasına sebep olur: Zacharius Usta ölemez, ölmemelidir. Çünkü o zamana hükmetmektedir. Yaptığı saatler insanın bir benzeridir. Saatlere getirdiği yenilik insandan esinlenerek icat ettiği bir parçadır. Bu bir meydan okumadır. Fakat yapılmaması gereken ve sonu hüsranla biten bir meydan okuma.