Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Gül Ayan Tarafından Yapılan Yorumlar

28.05.2024

Barış Bıçakçı hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yok, ben bulamadım. Bu durum ilgimi daha da çok arttırdı ve henüz okumaya başlamadan, Yazara gizlice gıpta ettim, saygı duydum ve bana özelmiş gibi hissettim.
Çilek reçeli tadında bir kitap diyebilirim.Roman, Cemil’in yazar olma hayallerini anlatılıyor...Yazdığı ilk romanı, bir yayınevinin editörlerine, değerlendirmek için bırakmış, gelecek cevabı beklemektedir. Bu sancılı zaman kesiti içinde, kahramanımız, günlük rutinlerinin yanı sıra, hayatını gözden geçiriyor; çocukluğunu, öğrencilik yıllarını, evliliğini, arkadaşlıklarını.
Küçücük bir roman, fakat Yazar pek çok konuya değinmiş; Müellif olabilmenin uygulamalı örnekleri…Ebeveynlerin, kendi mutsuzluklarını çocuklarına yansıtması...Erkekler arasında sıkı dostlukları... Büyük kentte, toplu halde yaşayan insanların yabancılaşması...Doğanın katledilmesi ve beton yığınları.... Aşkı...Cinayeti çözmeye çalışan yaşlı kadını ve bu toplumsal yarayı… Hayatın şölen olduğunu yazan bir liste…

23.05.2024

Sinclair Lewis ismini, ilk kez , Bukowski'nin kitaplarında görmüştüm. Bir yazarın, başka bir yazara atıfta bulunması çok hoşuma gidiyor ve yazarı tanımıyorsam, mutlaka önerileri dikkate alıyorum ve başka bir kitap okur macerasının peşine düşüyorum.
Sinclair Lewis'in üslubunu ve romanın konusunu sevdim, kitabı tek sözle tarif etmem gerekiyorsa, samimi derdim, çok içten yazılmış ve ben okumaktan keyif aldım. Bu tarz romanları okumayı seviyorum, vıcık vıcık romantizm kokan pembe masallardan değil, oldukça gerçekçi, hayata dair ve özellikle karı koca arasındaki ilişkileri o günün bakış açısıyla okumak güzeldi.
Sinclair Lewis, güzel, içten bir roman yazmış, tepeler kadar eski bir konuyu işlemiş, yine de benim ilgimi uyandırdı, en güçlü olan rağmenli sevgiyi, romanında harika anlatabilmiş. İnsan sevince , birisi için deli olunca, tıpkı Cass gibi davranır...
Bu gün için romanda anlatılanlar güncelliğini kaybetmiş olabilir, yine de ben geçmişe doğru bu yolculuğumda çok eğlendim.

23.05.2024

Kesinlikle katılıyorum bu görüşe; ' Hak ettiği halde Nobel' i alamamış pek çok yazar vardır ancak hak etmediği halde Nobel alan tek bir yazar bile yoktur.'' Kitabın son sayfasını kapattıktan sonra, içimden spontane iki “ Bravo!” yükseldi …Birisi Llosa için, diğeri ise Celal Üster için .Ben müthiş bir çeviri okudum, hatta ve hatta, bu romanın çekiciliği sanki anca zengin Türkçemizle bu kadar güzelleşebilir, kanısına vardım kendimce.
Kitabı bu sefer renklerle tarif etmem gerekiyorsa pembe ve lacivert derim. Kitapları, müziklerle, tablolarla, oyunlarla ve o an içimden nasıl geliyorsa özdeşleştirmeyi seviyorum. Bu sefer, nefes kesen okur maceramda, sevgiyi simgeleyen pembeyi örten, ilkel arzuların karanlığı lacivert diyorum ve bu iki rengin karışımı bana keyifli dakikalar yaşattığını söyleyebilirim.

İlginç, eğlenceli, sorgulayıcı, kuşatıcı, kışkırtıcı, özlü, cazibeli ve çok çabuk sona eren bir kitap okur macerasıydı…
22.05.2024


Romanla birlikte, kendimi eski, siyah beyaz Fransız filmleri içinde buldum ve hiç görmediğim Paris hissi sardı benliğimi. Her birkaç sayfada okuduğum metnin içinde olmayan bir şey sanki yeniden düzenlenecekmiş gibi, bir tür uyanış rüyası içine düştüğümü hissettim, tam olarak tarif edemedim, arada sanki sis örtüsü içinde takip ettim hikayeyi ve dolayısıyla benim için İlginç bir okuma serüveni oldu.

Okuduğum sürece aklımda çalan şarkı Teoman'nın İstanbul'da Sonbahar...
Nedenini bilmiyorum, pek alakası yok aslında , sonbahar en hüzünlü mevsim olduğundan belki...
İstanbul'u görmeden, o şehirde yaşamadan, onu konu eden bir roman okumak ne kadar eksik olurdu düşüncesi geçiyordu sık sık aklımdan.
Bu anlamada sanırım romandan bir Fransız kadar keyif alamadım...Bazı romanlar özellikle, orijinal dilde okumak, mekanlarında bulunmak, isteği uyandırıyor bende ve bu o romanlardan birisi.
21.05.2024

Shakespeare’in bazı eserleri, günümüzün yazarları tarafından yeniden yorumlanarak , Hogarth ‘ın (İngiltere’nin köklü yayınevlerinden) başlatmış olduğu değişik bir proje. Anne Tyler de bunlardan birisi, Hırçın Kız – The Taming of the Shrew oyununu günümüze Sirke Kız -Vinegar Girl olarak uyarlamış.

Bu projenin ne kadar doğru olduğunu tartışmıyorum, fakat haberim olunca çok merak ettim ve kitabı ossaat edinip devrettim.

Shakespeare’in, en sevdiğim komedisinin, özüne sadık kalırken, esprili ve çağdaş yaklaşabilmiş bence Anne Tyler . Beni güldüren, düşündüren, iyi yazılmış eğlenceli bir kitap diyebilirim. Hırçın Kız hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz, ya da bu oyununu hiç duymamış da olabilirsiniz, Anne Tyler, çok zor iş başarmış bana kalırsa ve her iki tür okuyucuya hitap edebilmiş. Kitapta çok hoşuma giden ve kendime ilke edinmek istediğim pasajı paylaşıyorum ;
“Güzel bir şey söyle kuralı; Eğer söyleyeceğiniz şey güzel değilse, bir şey söylemeyin”