Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
Zyenpe Tarafından Yapılan Yorumlar
Antisosyal birinin iç dünyasını anlatan bir yapıt. Kuşkusuz içerdiği psikolojik anlam doyurucu; ancak açıkçası ben kurguyu çok beğenmedim; ancak zaten antisosyal bir kimsenin yaşamının da renkli olmasını bekleyemem. Olaylar çok donuk olduğundan kitap da donuk bir kitap. Kısa olması bu açıdan uygun olmuş yoksa okuyucuyu fazlasıyla sıkabilirdi. Görüldüğü üzere kitap hakkında ne olumlu ne de olumsuz bir yorumum var. Sübjektif olarak "sıkıcı" bir kitap ama objektif olarak baktığımda da zaten olması gereken o.
Kitap çözümlendiğinde aslında 1. Dünya Savaşı sonrasında tutucu partinin iktidara gelmesi ve savaş zamanı yaşanan olumsuzlukları totaliter bir çerçevede unutturmaya çalışması, unutmayanları da ortadan kaldırmaya çalışmasını da içeriyor. Septimus Smith, savaşta bizzat en yakın arkadaşını kaybetmiş biri olarak yaşadığı bu travmayı atlatamadığı için onu yok etme çabası içine giren devleti, bunun yanında kendi yaşadığı bunalımı da Clarissa Dalloway aracılığıyla ifade eden Virginia Woolf, bilinç akışı, ironi ve özellikle de metafor tekniklerini kullanmıştır. Kendi içsel yolculuğu da bir roman kadar ilginç olan Virginia Woolf, 2. intihar girişimi sonucunda hayata veda etmiştir. Aynı zamanda feminist de olan Woolf, bu ideolojisini yapıta da yanısıtmıştır. Küçük bir kitap gibi görünse de okunması çok zor (özellikle de bilinç akışı halinde yazılmış olduğundan) anlaşılması daha da zordur.
Kitabın bir sayfasını yırtıp sadece o sayfayı okuduğunuzda gerçekten Türklüğe hakaret edildiği düşünülebilir; ama eser bir bütün olarak değerlendirildiğinde aksine diasporadaki Ermenilerin Türklere olan derin nefretinin önyargıdan kaynaklandığını ifade ediyor. Amerika'da yaşayan bir Ermeni kızın Türklere duyduğu nefretin ve onlara yönelen önyargının İstanbul'a gelerek yavaş yavaş kırılması anlatılıyor kitapta.
Tolstoy'un kendini de Levin karakteriyle az çok anlattığı, bir aşk romanından çok daha öte, çok daha derin; toplumsal değerlerle bireyin kendi değerlerinin çatışmasının farklı figürlerle ve dolayısıyla farklı boyutlarda (aşk, din - Tanrı, sosyetenin yapaylığı, vb) anlatıldığı bir yapıt.
Hiçbir edebi değeri olmayan, tamamen popüler kültürün (ki popüler kültüre "kültür" denilmesi başlı başına ironik) yücelttiği bir kitap. Neyin gerçek neyin kurgu oluğu bile belli olmadığından kişinin bilgi hazinesine de pek bir faydası olmadığını düşünüyorum. "Kitap okumak" dışında hiçbir getirisi yok. Öğretici ve yararlı bir şeyler okumak isteyenler için zaman kaybı. Buna karşın, kitap okumayı sevmeyen, öyle bir alışkanlıktan yoksun olan toplumumuzun genelinin beğenmesi anlaşılabilecek bir durum...