Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
muti_ist Tarafından Yapılan Yorumlar
kitap, ülke olarak önemli bir yaramıza/eksiğimize ışık tutmakla beraber, bu önemli alanda belki ilk adım sayılabilir. kaleme alınan makaleler oldukça yalın ve kısa, bu yönüyle yeni ilgilenenler için faydalı ve fikir verici. adının verdiği intibayla, hepimizin bilmediği çok özel ve gizli kalmış somut vakalara değinmektense, genel anlamda resmi tarih yazıcılığını ele alarak bunun milli kültür ve kimlik yapımıza ne denli zararının dokunduğunu, yakın geçmişimize karşı ne kadar şuursuz ve bilgisiz olduğumuzu anlatmaya çalışmış. ancak kitabın yazım dilinde, okuma akışını bozacak yazım hataları fazlasıyla mevcut, yayınevinin tekrar gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum.
önsözde yazarın enteresan bir açıklamasıyla başlıyor kitap. her daim şekil yönüyle, savaşlarıyla, devlet adamlarının isimleriyle bildiğimiz bir dönem Türkiyesini roman konusu yapıyor yazar. her ne kadar tarihin kimyasıyla oynandığını düşündüğümden ötürü tarihi romanları pek sevmesem de, İskender Pala üstün anlatım yeteneğiyle Lale Devri İstanbulunu ve daha da önemlisi o dönemin şehir hayatını, adalet anlayışını, devlet bürokrasinin işleyişini, insanlarının zevklerini ve modalarını yaşatırcasına anlatıyor o dönemi. kitabı okurken, dönemin sosyal hayatına derin bir dalış yapıp, kafanızdaki klasik tarih şablonlarının dışında bir "insan tablosuyla" karşı karşıya kalıyorsunuz. kitapta Lale Devri insanı tarihi birer figür olmaktan çıkıp, kent hayatını paylaşan birer vatandaş olarak çıkıyor karşınıza. roman ve tarih sevgisini aynı anda tatmin eden bir kitap.
kitap her ne kadar ABD ve AB açısından Türkiye'nin "müttefik ülke" konumunun ne denli stratejik olduğunu açıklamaya çalışsa da aslında çok orijinal bir bilgi içermiyor. kitap özellikle, ABD-Türkiye ilişkilerinde tarafların birbirine karşı duruşlarında dikkat etmeleri gereken hususları içermekte. ayrıca anket sonuçlarına göre, Türk vatandaşlarının son yıllarda ABD hakkındaki görüşlerinin radikal biçimde olumsuza kaymasındaki faktörleri irdelemesi ve ilişkilerin tekrar iyileştirilmesinin gerekliliği yanında, bunun hangi konulara ağırlık verilerek yapılacağı gibi hususlara yer vermesi açısından faydalı bir eser. benim için dikkat çekici bir nokta da, tavsiyede bulunulan çoğu konunun mevcut hükümet tarafından halihazırda uygulanan politikaya paralel olmasıdır.
öncelikle dikkat çekici hususlardan biri kitabın basım tarihinin "Ergenekon" adlı yasadışı yapılanmanın ortaya çıkarılıp yargılanmaya başlanmasından önceye denk geliyor olması.yazar kitabında önemli bir tespitte bulunup şu gözlemi yapıyor: İtalya da Gladio ve Belçika'da Glavie adıyla anılan ve "kızıl" tehlikeye karşı NATO tarafından müttefik ülke sınırları dahilinde gizlice faaliyet göstermek üzere kurulan bu orduların hepsi Doğu Blokunun çözülmesinin ardından bir şekilde tasviye edilmişti. Yani mevcudiyetinin kaynağı olan komünizmin tehditkar bir etkisi kalmadığı için, bu yapıların örgütlendikleri ülkelerde bir şekilde dağıtıldığı açıklandı, yalnız böyle bir açıklama ve girişim Türkiye den gelmedi, yani benzer bir NATO güdümlü yapı kurulmuştu, fakat sonra akıbetinin ne olduğunu kimse tam olarak bilemiyordu. Yazar bu görüşüyle, Türkiyede Gladio tarzı bir yapılanmanın olup olmadığı şeklindeki kuşkulu sorunun cevabını, Ergenekon adlı operasyonlardan birkaç yıl önce vermiş oluyor aslında.
kitabı almayı düşünenler bu kitabın bilimsel ve belegelere dayanan, Kosova daki tarihi sorunların politik düzlemde ele alındığı bir kitap olmadığını göz önünde buludurmalılar. kitap sadece savaş döneminde orada bulunmaş olan bir gazetecinin gözlemlerinde ibaret. hatta biraz da günlük köşe yazılarından oluşmuş gibi bir havası var.ama yine de o günlerin tanıklığını yapması açısından incelenebilir.