Modern dünyanın kendini gerçekleştirme adına bulduğu değerlerin sonuncusu, modernizmin ölümüyle gözler Şark'a yöneldi.Bu, postmodernizmin zaferiydi. Modernizmin bütün verilerine karşı çıkan, bu arada bazılarından yararlanmayı ihmal etmeyen postmodernizm, bana göre moden bir vitrin içinde kağnı,saman...bulundurmak demektir.Modernizmi üreterek tüketen Batı, yeni akımıyla gözleri Şark'a, dolayısıyla Din'e çevirdi.Simyacı, bu çevirmenin ilklerinden biridir.Şark'ın kendisinde olan değerlerin farkında olmadığını,arayışlara giriştiğini,sonunda aradığının kendisinde olduğunu söylüyor öz olarak.
Yeryüzü Din'i oluşturma gibi Amin Maalouf'ta da görülen bütünleştirme çabalarının bir görüntüsü olarak kahramanımız, Müslümanları da anlıyor, Yahudileri de, Budistleri de.
Çeviri kusuru demeye dilim varmıyor, çünkü bilmiyor olamaz Eray Canberk.(Onun çevirisinden okumuştum.) Bazı adamlar, günün belli saatlerinde birtakım direklerin üstüne çıkarak türkü çığırıyorlar!Safdil bir Berberi'ye de sorsanız ezandan başka bir şey değildir bu.
Tüm bilgelerin anlatımında rastlanan sadelik içinde derin söyleyiş, Simyacı'nın en belirgin özelliği.Kişisel menkıbe,bana hiç olmaz gelmedi.Herkesin bir masalı olmasını savunan İsmet Özel'de çok önce duyduğumuz bir kavram.Yaşayan, bir maceraya atılan herkesin kendince bir masalı vardır ve ömrünce bunu gerçekleştirmeye çalışır kişi.Daha doğrusu çalışmalı.Yaşadığının farkında olan insanı üretmeye davet!