Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Hilal ÇAKICI Tarafından Yapılan Yorumlar
Diriliş, bir topluluğun ayağa kalkmasından önce tek bir insanın vicdanında başlar.
Aslında Karakoç’un derdi, “yeni bir tür insan” fikridir. Sistem içinde kaybolmamış, ruhu kurumamış, hikmetle yaşayan, iyiliği zor şartlarda bile seçebilen insan. Yani Diriliş İnsanı.
Alex’in şiddet dolu hali beni rahatsız etti, ama bunu kitaptan soğumak gibi değil; daha çok düşünmeye zorlayan bir rahatsızlıktı. “İnsan neden kötülük yapar?”, “Birine iyiliği zorla öğretebilir misin?” gibi sorular kafamda dönüp durdu. Devletin Alex’i “iyi” birine dönüştürmeye çalıştığı kısımda, aslında ilginçti. Çünkü bir insanın kötülük yapma ihtimali bile elinden alınırsa, o kişi hala insan olur mu? Özgürlük dediğimiz şey tam olarak ne?
İyilik zorla dayatıldığında artık iyilik olmuyor. Sadece itaat kalıyor.
Kitabı bitirdiğimde içimde tuhaf bir sessizlik kaldı. Ne tamamen sevdim diyebiliyorum ne de sevmedim. Ama kesin olan bir şey var: Unutulmuyor. Bir süre kafanda yaşamaya devam ediyor.
Hayallerin bedelinin ağır olduğu bir dünyada, insan kalabilmenin hikayesini anlatmış Steinbeck.
Masum bir dostluğun, trajik bir sonla biten masalı.
Okurken içimizde beslediğimiz merhameti doyasıya hissettiğimiz, insanlığımızı hatırlatan bir eser.
Freida McFadden’in Hizmetçi serisi, son sayfasına kadar merak uyandıran, temposu hiç düşmeyen bir psikolojik gerilim. Yazarın sade ama etkileyici dili sayesinde karakterlerin zihnine girmek çok kolay. Millie’nin yaşadığı gerilim ve belirsizlik o kadar iyi kurgulanmış ki, okur olarak kimin doğru, kimin yalan söylediğini sürekli sorguluyorsunuz.
Serinin ikinci kitabı olan Hizmetçinin Sırrı ise ilkinden bile daha şaşırtıcı; geçmişle bugünün bağlantıları zekice örülmüş.
Psikolojik manipülasyon ve gizem seven herkesin mutlaka okuması gereken bir seri.
Sait Faik Abasıyanık, Türk öykücülüğünün en özgün isimlerinden biri. Öykülerinde İstanbul’un kıyılarını, balıkçılarını, kahvehanelerini ve küçük insanların hikayelerini anlatırken aslında insan ruhunun derinliklerine dokunur. Onun karakterleri sıradan insanlardır; ama onların gözünden dünyaya bakmak, hayatı daha sade, daha gerçek bir şekilde görmemizi sağlar. Sait Faik’in öykülerini okurken hem şehrin kokusunu hem de insan sevgisini hissetmek mümkündür. Belki de bu yüzden onun öyküleri ‘insanı sevmekle başlar’.