Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Zümrüd-ü Ankaa Tarafından Yapılan Yorumlar

06.05.2025

Kitaptaki en vurucu ve gerçekçi cümleyle başlamak isterim: “Bazen yirmi dört saate gereğinden fazla şey sığıyor.” Eserde bunun gibi birçok cümlenin altını çizdim; son zamanlarda okurken de bittikten sonra da etkisinden en çok çıkamadığım kitap bu oldu. Şermin Hanım’ın bundan önce hep çocuk kitaplarını okumuştum; bundan sonra diğer romanlarını da okuyacağım. Yazarın yaşanan olayları kahramanlara tek tek kendi açılarından anlattırması okuyucunun empati yapma ve diğerlerinin açısından/acısından bakma farkındalığını geliştiriyor. Kitabı çok güzel yapan şeylerin başında bu geliyor bence. Kurguda insanın kusurlarla çevrili bir varlık olduğuna, yapılan bazı hataların birçok hayatı etkilediğine, kişilerin yaşamlarında çoğu şeyin göründüğü gibi olmadığına değinilmiş. Yorumu romanda hüznünü en çok hissettiğim Ethem’in sözüyle sonlandırmak istiyorum: “Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim.” Su gibi akan bir kitap, çok gerçek bir hikâye…
04.05.2025

Acıyı keşfeden beş yaşındaki duygusal, zeki, altın yürekli çocuk Zeze’nin hikâyesi. Okuduğum en acıklı fakat hayata dair muazzam tespitlerin olduğu her yaştan insana farkındalık kazandıracak kült çocuk kitabı. Kitabı okurken zihnimde arka fon olarak hep şu cümle çınladı: “Bir çocuğun gerçek anlamda ‘acı çekmeyi’ bilmesi ne acı bir şey.”
-“Sence bu yarasa seni çok seviyor mu?”
“Sevmez olur mu…”
“Yürekten mi seviyor?”
“Kesinlikle.”
“Öyleyse geleceğine emin olabilirsin. Biraz gecikebilir ama bir gün mutlaka seni bulacaktır.”
- “Bilesin ki kalbimiz kocaman olduğu sürece sevdiğimiz her şey içine sığar.”
- “Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin. Senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor.”
- “Küçücük bir çocuk nasıl olur da büyüklerin dertlerini bu kadar iyi anlayıp azap çekebilir? Böyle şey görmedim.”
- “Şefkatle Minguinho’ya baktım. Şefkatin ne olduğunu keşfettiğimden beri sevdiğim her şeyi şefkate boğuyordum.”

15.04.2025

Otuzlarında yetişkin bir kız çocuğu olarak:) çok çok beğendim. Pippi çok güçlü bir kız; çocuk edebiyatında çok özgün bir karakter. Cildine de bayıldım. Her yetişkin kadının da kendine ait bir şeyler bulacağı, mesajlar alacağı alt metinlere sahip bir seri. Pippi çok güçlü, cesur ve hayal dünyası çok zengin bir çocuk. 9 yaşında olmasına rağmen yalnız başına yaşayan, fazlasıyla zeki, bütün dünyayı gezen, dramayı sevmeyen, neşeli, atını tek eliyle havaya kaldırabilen, art arda 43 takla atabilen, özgürlüğüne düşkün, devasa okyanusları aşabilen, yaşama sevinciyle dolu, güzel bir kalbi olan, yardımsever, oldukça çılgın, kendiyle barışık, çok özgün bir mizah anlayışı olan Pippi’nin maceralarını keyifle okudum. Hatta Pippi’yi çoğu kez -olağanüstü bir şekilde güçlü olduğu durumlarda- Türk destan kahramanı Oğuz Kağan’a benzettim:) Ayrıca üç kitapta da çizimler çok iyi, sayfalarda anlatılanlar birebir olacak şekilde başarılı bir biçimde çizime aktarılmış. Bu çok özgün seriyi mutlaka okumalısınız.
12.04.2025

Yazar ve çizerin eline sağlık; ilk kitap gibi bunu da çok sevdim. Kitaplar o kadar akıcı ki elime alıyorum, bitirmeden bırakamıyorum. Duyguyu verme anlamında da çok başarılı; okuyucuya Efendimiz’in (s.a.v) zamanına gidip sanki orada, o anda yaşıyor hissi veriyor. Efendimiz’in Allah sevgisi, güzel ahlakı, babasını hiç görmemesi, annesini 6 yaşındayken kaybetmesi, yaşadığı hüzün ve dedesinin ona karşı şefkatli ve özenli tavrı, dedesini de 8 yaşında kaybetmesi ve amcası Ebu Talib’in ona özenli bir şekilde bakması, Nur Çocuk Muhammed’in çobanlık yapmak istemesi, gittiği her yere bereket getirmesi, güvenilir bir tüccar olması, O’nu tanıyan herkesin O’nu çok sevmesi o kadar duygu dolu, güzel ve öz bir şekilde aktarılmış ki okuyan çocukların aklında bu sahneler hep kalacak. Ayrıca kitapta Efendimiz’in konuşma metinlerinin diğerlerinden farklı olarak süslü verilmesi de güzel detaylardan :) Çocuklara Peygamber Efendimiz’i çok sevdirecek bu serinin diğer kitaplarını da heyecanla bekliyorum.
28.03.2025

Çocuk kitapları önerirken üç kez düşünen biri olarak Ömer Faruk Bey’in kitaplarını gözüm kapalı öneriyorum çünkü kurguyu oluştururken oldukça titiz ve özenli davranıyor. Hikâyenin içeriği çok özgün; camide yer alan minare, şadırvan gibi yapılar camiye gelen çocuklarla konuşuyor. Eser akıcı ve yalın bir dille çocuklara camiye ait kavramları (minber, mihrap, şerefe vs.) öz bir şekilde öğreterek çocuklarda adeta “cami kültürü” oluşturuyor. Minarelerin “tak tak”, şadırvanın “şar şar”, tesbihin “şık şık” gülmesi, camideki kapının alkış yapar gibi bir açılıp bir kapanması hoş detaylardan :) Camideki yapıların birbiriyle atışması ise çok sevimli; yazarın mizah anlayışını beğeniyorum. Kitapta cami bir anda yüzen bir gemiye dönüşüyor, o kısımdaki betimleme çok başarılıydı; çocukların hayal dünyasını zenginleştirecektir. Namaz hususunda ise yazar tabiattaki her varlığın namazın bir hareketini temsil ettiğinden, namazın bir nevi Allah’a teşekkür manasına geldiğinden bahsetmiş. İyi okumalar :)