Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Zümrüd-ü Ankaa Tarafından Yapılan Yorumlar

12.03.2025

Serinin üç kitabını da çok beğendim ama sanki üçüncüde kavramlar, duygular, çocuksu korku ve kaygılar daha etraflıca ele alınmış. Okurken kitabın birkaç yerine, “Zackarina aynı benim çocukluğum” tarzında notlar aldım :) Gerçekten bir yetişkin olarak çocukluğuma gittim ve ona sarıldım, terapi seansı gibiydi :) Kumkurdu, Zackarina’nın çocukluğa ait korku ve kaygılarını bilgece cevaplarıyla yatıştırırken içimdeki çocuğun da korku ve kaygıları yatışıyor gibi hissettim. Sıcacık, naif, tatlı, felsefik öykülerin arasına hayata dair meseleler ne güzel monte edilmiş. Zaman, ölüm, pişmanlık, doğruluk ve adalet, atom gibi kavramlar yalın bir şekilde ele alınmış. Öyle ki bu serinin özellikle üçüncü kitabını okuyan yetişkinler de kendi hayatlarına dair birçok şey bulacaklar. “Zaman” kavramına ait başlıkta geçen şu cümleye bayıldım: “Saat yalnızca zamanı ölçer” dedi. “Ama zamana hükmedemez.” Yine renkler hakkında “Işık bir deniz gibidir,” dedi Kumkurdu. “Renkler de bu ışık denizinin dalgalarıdır.”
10.03.2025

İlk kitaptan sonra ikinciyi de okumak istedim. Bu serinin hikayeleri anlatış tarzı, bakış açısı, kavramları ele alış şekli çocuk kalbi yalınlığında. Yalın ama bir yetişkinin de etkileneceği tarzda bir üslup. Çocuk edebiyatının felsefik kitaplarından diyebilirim. Okurken, özellikle ikinci yarısında sıklıkla tebessüm ettim. Gerçek, ölüm ve aşk gibi soyut kavramları çok güzel anlatıyor. Bu kitapla vakit geçirmek insanı yumuşacık yapıyor. Kitap çok basit cümlelerle çok büyük şeyler anlatıyor. Altını çizdiğim cümleleri aktarmak isterim:
- “Aşk her şeyi değiştirmede dünya şampiyonuydu. Mini minnacık bir aşk, birdenbire her şeyi değiştiriyor, başka bir şeye dönüştürüyordu.”
- “Gerçek,” dedi. “Çok büyük, çok önemli bir yer. Orada her şey olur.”
- “Çünkü yolunu kaybeden biri böyle yapmalı; telaşa kapılmayıp beklemeli.(…)”Çünkü kaybolan biri varsa, onu arayan biri de vardır.”
Bunlar gibi birçok cümlenin altını çizdim. Çocuğunuz varsa ya da öğretmenseniz mutlaka bu seriyi edinin ve okutun.
21.02.2025

1 ve 2 güzeldi ama 3 çok daha güzel geldi bana. Seride, hikâyede geçen karakterlerin ilk sayfada tanıtılması güzel düşünülmüş; çocuğun zihnini hikâyenin kurgusuna en baştan hazırlıyor. Serinin bu kitabında yaz tatilinde köye gitmek istemeyen fakat köye gittikten sonra köyde kalmak isteyen bir Asiye var. Asiye’nin yaramazlıkları sonrası aldığı cezalara Eserde, köy ortamı başarılı bir şekilde bir şekilde resmedilmiş. Ayrıca kitap çocukları “Pippi Uzunçorap” serisini okumaya da yönlendirmiş. Bölüm başlıklarından birine B. Bıçakçı’nın kitabı “Herkes Herkesle Dostmuş Gibi” isminin verilmesiyle yazarımız tatlı bir parodi yapmış :) Deli Sabiha’nın hikâyesi de kitaba ayrı bir ton katmış. “Gelinciklerin arasından koşarken kırmızı bir denizde yüzer gibi olmak” benzetmesi de harikaydı. Yorumu kitapta geçen şu güzel cümleyle bitirmek istiyorum: “Utanıyorlar Asiye. O vakit sustukları için şimdi utanıyorlar. Çünkü kötülüğe sessiz kaldılar bir kere.”
19.02.2025

İlk kitaptan sonra ikinciyi de bir çırpıda okudum. “Asiye” serisinin en belirgin özelliği bence iyi insan olmak, hata yaptığında özür dilemek gibi bazı erdemleri çocukların hazzetmediği nasihat ve mesaj yüklü dille değil de hem neşeli hem cesur hem de haylaz bir çocuk olan Asiye’nin yaramazlıklar sonucu çocukluğa has samimi ve insanın içini eriten pişmanlıkla vermesi çok güzel. Bu yaklaşım değerler eğitiminde çocuklara daha kalıcı öğrenmeler yaşatacaktır. Kitapta Asiye’nin ağzından yetişkinlere dair bazı sitemlerde bulunulmuş: “Ama büyükler küçüklere bağırmanın onlara vurmak kadar kötü olmadığını düşündükleri için rahatça bağırırlar:(“ Yine bazı bilgiler kitabın neşeli ve eğlenceli yönünü gölgelemeden verilmiş. Buna örnek olarak, Van Gogh’dan bahsedilmesi verilebilir. Ayrıca yazarın günlük ya da yörelere has dil ve ağız özelliklerini kullanmasını da sevdim. “Gözlerini koca koca açıp BELERTEREK beni uyardı” Bu yaklaşım, çocukların kelime dağarcığını zenginleştirmesi açısından çok iyi.
19.02.2025

Kitabı çok beğendim. Serinin diğer kitaplarını da okuyacağım. Konusu ve eğlenceli karakteri itibariyle her çocuğun beğeneceği, ilgiyle okuyacağı bir kitap. Okulu sevmeyen çocuklar bu kitaba bayılır ama son sayfalara geldiğinde okulu sever :) Bu anlamda çok güzel. Yaramaz çocuklara sonlara doğru okulu sevdirecek kitap diyebilirim :) Kitabı okurken kendi okul yıllarım gözümde canlandı. Halenur Hanım, müthiş gözlem yeteneği ve özgün mizah anlayışıyla okul ve sınıf ortamını öyle güzel resmetmiş ki… Kendi halinde okulun bahçesinde takılan tipler, kalem kutulara konan plastik böcekler, derste kağıdını saklayan inekler, erkenden çizimini bitirip serbest saate geçen mööö’ler, Müdür Bey’in odasında Müdür Bey’in önünde sadece demden oluşan çay… Betimlemeler o kadar güzeldi ki kitabı gülümseyerek okudum :) Yazarın samimi, doğal dili ve başarılı gözlem yeteneği kitabı okutan asıl şey bence. Şeytana pabucu ters giydiren Asiye’ye çocuklarınız bayılacak, bir yetişkin olarak ben de bayıldım! :)