Toplam yorum: 3.284.614
Bu ayki yorum: 6.120
E-Dergi
KY-5900359 Tarafından Yapılan Yorumlar
Genç bir kızın sürgün edilmiş yüzbaşı babasının tekrar özgür bırakılması için Sibirya'dan Rusya'ya yaptığı yolculuğu okuyoruz. Hakkında anlayabileceğim pek bir şey yok, yolda başına gelenler ve bütün bunlara rağmen bütün saflığı ve iyi niyeti, en önemlisi de Tanrıya olan bağlılığını asla kaybetmemesiyle zorlukların üstesinden geliyor. Pollyanna sinir bozuculuğu olmayan bir iyimserliği var Praskovya Lopulov'un, yazarın biraz da kendi hayatından izdüşümler görüyoruz. Bende aşırı bir iz bıraktığını söyleyemem doğrusu ama bir başlangıç ve ilerleyiş ve her şeyin sonunun geldiği bir hikâyeydi, bu yüzden okuması da keyifli oldu.
Gerçekten muhteşem bir kitap ama yayınevinin derhal toplatıp baştan düzenlemesi gerek. Yazım ve noktalama hataları o kadar çok ki neredeyse kitabı bırakıp atacaktım... Yine de Nietzsche'nin Übermensch düşüncesinden etkilenip yazılmış harika bir kitap.
Kitaptaki adamın hiçbir öne çıkan özelliği yok, yolda yürürken yanından geçtiğin herhangi bir insandan veya bizzat kendinden hiçbir farkı yok. Sanırım bu yüzden bu kadar etkilendim. Yaşam, ölüm, yaşamak için yapabileceklerin, hayatta kalmak ve yaşamak arasındaki fark, fark etmediğin ama çok kıymetli olan o küçük şeyler... Bu kısacık bir yorum olacak belki ama bu kitap benim hayatımda iz bırakan kitaplardan biri oldu, bunu şimdiden hissedebiliyorum. Beni çok kişisel noktalardan, çok doğru ve yerinde atışlarla vurdu.
Dönülmez bir yoldan geri dönüldüğünde bir daha eskisi gibi olunabilir mi sorusuna cevap aramış ilginç bir kitaptı. Olaylar ikinci tekil ağızdan, vurulup komaya girmiş ve dört sene sonra uyanmış bir adamın kız kardeşi tarafından anlatılıyor. Adamın döndükten sonraki değişimi ve o gelene kadarki süreci ortak bir bilinçle görülen rüya üzerinden keşfediyoruz. Dil ve işleniş bakımından bana farklı bir bakış açısı getirdi doğrusu, bir yönlendirme okuyor gibi hissettirdi ama aynı zamanda sanki adam benmişim de bana konuşuyor gibiydi. Yazar çok gençmiş, genç bir kalem okumak o yüzden güzel geldi.
Bir çırpıda biten, saçmalıklarıyla eğlendiren ama son üç sayfasıyla hayatın gerçekliğini ve insanlığın salaklığını tokat gibi yüzüne çarpan bir kitap. Yalan olmasın uzun yıllardır Türk yazar okumuyordum, Hüseyin Rahmi’den başlamak konusunda da emin değildim ama hiç pişman olmadım. Hurafelerin inanan insanları nereye kadar sürükleyebileceğini absürt bir şekilde anlatıyor. Kitap biterken “aha işte şimdi gerçek ortaya çıktı” diyorsunuz ve harika bir kıssadan hisseye bağlanıyor. Hâlâ geçerliliği olan bir duruma hem de. Kitabın dili olabildiğince modern Türkçeye uyarlanmış, bir kısmı da konuşanların nasıl olduklarını anlatabilmek için aynı kalmış. Başta biraz okurken afalladım ama birkaç sayfa sonra alıştım. Yok artık daha neler dedirten ama sonu havada kalsa bile gerçek hayata bağlayan güzel bir kitaptı.