Toplam yorum: 3.285.024
Bu ayki yorum: 6.550

E-Dergi

Müşerref Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar

21.11.2025

Eser, tek bir fikrin bile kırk farklı kapı açabileceğini hatırlatırken, düşüncenin bir iddia değil bir yolculuk olduğunu anlatır. Meriç’in dilindeki keskinlik, çağının karanlığına tutulmuş bir projektör gibidir; okuru hem sarsar hem de düşünmeye zorlar. Bu nedenle kitap, yalnızca bir deneme değil, zihinsel bir meydan okumadır. Düşünmeyi ciddiye alan herkes için vazgeçilmez bir duraktır.
16.09.2025

yalnızca bir aşkın değil, aynı zamanda bir ruhun derinlikli çığlıklarının da tanığıdır. Kafka, Milena Jesenská’ya duyduğu tutkulu ama imkânsız aşkı, çoğu zaman içsel çelişkiler, kaygılar ve yalnızlık duygusuyla harmanlayarak mektuplarına döker. Bu mektuplar, bir adamın bir kadına olan sevgisini ifade etmesinden çok daha fazlasıdır; insanın varoluş sancılarını, yabancılaşmasını ve iç dünyasındaki kırılganlığı da gözler önüne serer. Kafka, Milena’ya bir yandan yaklaşmak isterken, diğer yandan kendi korkuları ve hastalıklarıyla arasına görünmez duvarlar örer. Onun kalemi, bazen sevgi dolu bir şefkat, bazen de umutsuz bir çığlık gibi yankılanır. Bu yönüyle eser, klasik bir aşk mektubu kitabı değil, edebiyat tarihinin en derin ve içten ruh çözümlemelerinden biridir. Milena’ya Mektuplar, hem bir aşkın hem de bir yazarın iç dünyasının en çıplak haliyle belgelendiği nadir yapıtlar arasında yer alır.
28.06.2025

hem edebi hem de tasavvufi yönüyle dikkat çeken, derinlikli bir biyografik romandır. Kitapta Neyzen Tevfik’in hayatı; onun içsel yolculuğu, sanat anlayışı, topluma ve dine karşı eleştirileriyle birlikte sade ve etkileyici bir dille anlatılır. Sinan Yağmur, Tevfik’in hem sarhoşluğu hem de dervişliğini bir arada işleyerek okuyucuya çok yönlü bir portre sunar. Eserde, Neyzen’in ney ile kurduğu bağ, kelimelerle dans eden zekâsı ve sivri diliyle iktidara karşı duruşu güçlü bir şekilde yansıtılır. Aynı zamanda insanın hiçlik noktasına ulaşması gerektiği fikri de işlenir. Yağmur’un anlatımı, hem tarihsel gerçeklere hem de tasavvufi derinliğe yaslanır. Kitap, sadece Neyzen’i değil, onun iç dünyasında yankılanan felsefi duruşu da anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır.
02.06.2025


"Piraye'ye Mektuplar", Nazım Hikmet'in 1933-1942 yılları arasında eşi Piraye’ye Bursa Cezaevi’nden yazdığı mektuplardan oluşan bir derlemedir. Bu kitap, yalnızca bir aşkın değil; hasretin, umudun, direnişin ve insan ruhunun derinliklerinin mektuplarla yazılmış bir tarihidir.

Nazım Hikmet’in kelimeleriyle Piraye’ye duyduğu sevda, mahpus duvarlarının ötesine geçerek âdeta zamanın ruhuna işlenmiştir. Mektuplarda yalın bir dil vardır ama duygular yoğun, içten ve yıkıcı güzelliktedir. Bazen bir yorganın dikilişinden bahseder, bazen bir kitap tavsiyesi verir, bazen de umutsuzluğun eşiğinden dönüp tekrar "dayan Piraye, dayan güzelim" der. Bu yönüyle kitap, edebi olduğu kadar insani bir vesikadır.

Aşkın yanında dönemin siyasi havasını, cezaevi yaşamını, Nazım’ın üretkenliğini ve zihinsel yolculuklarını da gözler önüne serer. Bu yüzden sadece bir aşk mektubu koleksiyonu değil, aynı zamanda bir dönemin ruhsal ve tarihsel panoramasıdır.

03.01.2025

kitap boyunca sürecek hayatlarındaki çeşitli dönüm noktalarını ve yaşadıkları iç çatışmaları işler. Ancak okuyucuyu sadece dış sorunlarla değil, aynı zamanda kendi ruhsal, duygusal ve zihinsel hallerinin derinliklerine de davet eder. Yazar, insanların kişisel gelişim ve içsel huzur arayışında seslenir. Her bölümde farklı bir yaşam kesiti alınırken, insanlar arasındaki ilişkiler, bireysel hedefler, toplumdaki roller ve bunların oluşturduğu baskılar üzerine düşündürür.