Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ccerdem Tarafından Yapılan Yorumlar

30.06.2006

Tarihte kalmışlık olgusuna yazar "zihniyet çatlağı" adını veriyor; yaşanan hayatın gerekleri ile taşınan zihniyetin yarattığı "bilinç yaralanması" gerçekten de islam toplumlarının bugünün dünyasındaki en büyük problemlerinden biridir.
Yazarı okuduğunuzda yüzleşilmesi gereken pekçok sorun olduğunu göreceksiniz.
30.06.2006

Kitabı okuduğunuzda, Molla Sadra gibi büyük bir şahsiyetin islam coğrafyasında yeterince tanınmamasına hayret etmemek mümkün değil.
Sadece hareket-i cevheri fikri değil, "zaman" konusunda da oldukça ilginç görüşler serdedilmiş.
Kesinlikle tavsiye ederim.
30.06.2006

Yazar, yaşadığı dönem içerisinde belki yapılması en zor olan şeye soyunmuş; maddi evrende evrim fikri ve bilinç inşasına yönelik kendi dönemi içerisinde ilk olanı söylemiş. Evrim konusunda verdiği bilgi ve çizdiği profil oldukça derinlikli. Tahminlerimin çok ötesinde faydalandığım bir eserdir.

İlk bakışta “din adamı kimliği güdümlü evrim fikrini temellendirmesine yardımcı olmuştur ve tanrı fikrini eserinin her yerine yaymıştır” diye düşünülerek okunan bir eser. Oysa okumanız ilerledikçe yazarın yaratıcı kavramını konuya düğüm attığı son satırlara sakladığını göreceksiniz. Bu durumu, olumlu anlamda ciddi bir namus ve yaklaşım göstergesi olarak değerlendiriyorum.
30.06.2006

Dinlerin tevhidden sapma yoluyla çoktanrıcılığa evrildiği görüşüne katılmıyor ve burada iki yönlü bir hareketin eşzamanlı olarak varolabileceğini düşünüyorum.

Birincisi, evrilme hareketiyle ilgili mevcut pozitivist izahı yani çoktanrıcılıktan tevhide yöneliş hareketinin tabii bir seyir olarak kesinlikle yaşandığını , diğer yandan ikincil olarak her toplumun içinden vehbi ve kesbi olarak üretilen vahiy taşıyıcıları ile tevhid inancının dönem dönem yeşertildiğini düşünüyorum. Bu geçişlerde, her iki inanç yapısına dair bazı ögeler yeşertilen veya bozuma uğratılan yapı içindeki bazı ögelerin yerini almış olabilir. Tabiri caizse, eski kavramlar alınıp toplumsal muhayyile de içi yeniden doldurulmuştur diyebiliriz. Yazarın kitabın bir yerinde -mealen- vurguladığı “tevhitte içrek olan yaratıcılık fikri ile dişi güçler, ana tanrıça ve toprak ana kültleri” arasında kurduğu ilişkiler bu geçişlerin tipik örneğidir.

Pozitivizm vahyi reddettiği için, bilim nazarıyla bakıldığında bu düşünceme belki bir paye verilemez, fakat bu düşüncenin tevhidi kimlikle bağdaştığını söylemek mümkün olacaktır.

Öte yandan, yazarın arkeolojik materyalleri hatırı sayılır bir ölçüde kullanmasını övgüye değer bulduğumu ifade etmek istiyorum. Özellikle Hz.İbrahim’in Urfa ile hiç ilişkilendirilemeyecek bir şahsiyet olarak sunulması, tarihi mekanlara dair taşıdığımız bilgilerin güvenirliğini sorgulatıyor.
30.06.2006

Salt mistik tecrübelerin hikayesiyle oluşturulmuş bir anı kitabıdır.
Castaneda ile Don Juan arasındaki usta-çırak ilişkisinde ele alınan ilk konulardan olan “küçük tiran” arayışlarına dair hikayeyi iki yönden çok ilginç buluyorum; Birincisi, hikaye bize her insanın kendi hayatında bulabileceği küçük tiranların (=somutlaşmış şeytan, kötü arkadaş, kötü komşu, gücünü adaletsizce kullanan bir amir, ilh..) farkındalık, nefs terbiyesi ve irade kontrolünde ne kadar doğru bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor oluşudur. İkincisi ise, bize temelde İslam sufiliği ile Don Juan mistisizmi arasındaki farkı gösteriyor oluşudur; Castaneda Don Juan’dan “tirana karşı sabır göstererek erk biriktirmeyi ve yeterli olgunluğa erdiğinde gerekiyorsa tirana zarar verecek son hamleyi de yaparak onu hayatından çıkarmayı” öğrenmiştir. Oysa, İslam sufiliği bu durumda dahi “eyvallah” demeyi öğütler. Bu bakımdan, her uçanı gavs zannetmemek gereklidir.