Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
İsmail Üzgör Tarafından Yapılan Yorumlar
Aldatmak, ihanetin yalnızca bir eylem değil, insanın kendine söylediği yalanlarla büyüyen bir iç parçalanma olduğunu anlatan güçlü bir roman. Altan, ilişkilerin görünmeyen çatlaklarını, arzuların gölgeye çektiği vicdanı ve gerçeğin er ya da geç kapıyı çalmasını incelikle işler. Hikâyede karakterler birbirlerini aldatırken aslında en büyük ihaneti kendi benliklerine yaparlar; romanın gerilimi de tam bu iç hesaplaşmadan doğar.
Altan’ın dili keskin ama şiirseldir; duygu yoğunluğu bir melodrama dönüşmeden derinleşir. Karakter çözümlemeleri neredeyse klinik bir titizlikle yapılmış; her seçim, her sessizlik yeni bir anlam katmanı yaratır. Kurgu sade görünse de, duygusal gerilimin sürekli yükselmesi romanı sürükleyici kılar.
Psikolojik çözümlemesi güçlü, cesur ve sarsıcı bir eser; aşkın, ihtirasın ve yalanın insanda açtığı yaraları ustalıkla görünür kılıyor.
Antep’in tarih kokan çarşısını, dükkânların arasına sinmiş insan hikâyelerini ve çocukluktan yetişkinliğe uzanan duygu yolculuklarını içten bir dille anlatıyor. Mithat Enç, hem mekânı hem insanları neredeyse elle tutulur bir ayrıntıyla kuruyor; okur kendini çarşının taşlarına, ustaların sesine, baharat kokusuna karışmış buluyor.
Kitap, nostaljiye yaslansa da yalnızca geçmişi övmekle yetinmiyor; esnaf dayanışmasını, zanaatın onurunu ve bir toplumun kültürel belleğini oluşturan küçük anları görünür kılıyor. Yazarın yalın ama derinlikli üslubu, her karakteri bir hatıradan çok bir yaşam parçasına dönüştürüyor.
Sıcacık, sahici ve kültürel hafızayı diri tutan bir anlatı; hem edebi hem insani açıdan kusursuza yakın bir eser. Tanpınar'ın Beş Şehir isimli eseri ile ruhen aynı kültürel hassasiyetten beslenen iki farklı damardır denilebilir.
Oda, New York Times'ın "2010'un en iyi 10 kitabından biri" olarak seçtiği bir kitap. Beş yaşındaki Jack’in gözünden anlatılan, hem esaretin hem de özgürlüğün anlamını ters yüz eden bir roman.
Jack ve annesi, yıllardır tek bir odada tutsak tutulurlar; fakat çocuk bu daracık mekânı bütün dünyası olarak bilir. Anne için hapishane olan yer, Jack için sevgi ve ritüellerle örülmüş bir evdir. Gerçek dünya ile yüzleşmeleri başladığında, roman fiziksel kurtuluşun aslında duygusal ve zihinsel bir sınav olduğunu gösterir.
Donoghue’nun en büyük ustalığı, çocuğun bakış açısını yapaylığa düşmeden tutturması. Dilin masumiyeti, yaşanan karanlığı daha da sarsıcı kılıyor. Bazı bölümlerde temponun düşmesi hissedilse de, karakterlerin psikolojik çözülüşü ve yeniden doğuşu son derece etkileyici işlenmiş.
Hem kırılgan hem cesur bir anlatı; kapalı bir odadan evrensel bir insan hikâyesi çıkarıyor.
Ulusların Düşüşü, ülkelerin neden zengin ya da yoksul olduğuna dair tartışmayı kökten değiştiren bir tez ortaya koyuyor: Ekonomik kaderi belirleyen şey coğrafya ya da kültür değil, siyasi ve ekonomik kurumların niteliğidir. Yazarlar, kapsayıcı kurumların yenilik ve refahı beslediğini; dışlayıcı kurumların ise gücü dar bir elite toplayarak toplumları yoksulluğa mahkûm ettiğini tarihsel örneklerle gösteriyor.
Kitap, akademik bir çalışmanın sağlamlığını popüler anlatının akıcılığıyla birleştiriyor. Kurumlar arası nedenselliği açıklarken karmaşıklığı basite indirgemeden anlaşılır kılmayı başarıyor. Her bölüm, okuru “bugünkü dünya düzeni nasıl oluştu?” sorusuna daha berrak bir cevapla bırakıyor.
Sarsıcı, ufuk açıcı ve düşünce biçimini kalıcı olarak değiştiren bir eser; sosyal bilimlerde modern bir klasik niteliğinde.
Son Ada, dış dünyanın hırgüründen uzak, sakin bir adada yaşayan küçük bir topluluğun, emekliliğini burada geçirmek isteyen eski bir devlet başkanının gelişiyle yavaş yavaş çözülüşünü anlatıyor. Başlangıçta huzurlu görünen yaşam, liderin otoriter yöntemlerle adayı “düzeltme” çabasına dönüşünce, doğa ve insanlar arasındaki hassas denge bozuluyor. Martıların yok edilişi ile başlayan ekolojik çöküş, adalıların da ahlaki ve insani çöküşüne paralel ilerliyor.
Livaneli, basit görünen bir ada hikâyesinden evrensel bir politik alegori çıkarıyor. Dili akıcı, sembolik örgüsü güçlü; ancak bazı karakterler özellikle ikinci yarıda daha derinleşebilirdi. Yine de doğa–iktidar–insan üçgenini çarpıcı bir yalınlıkla işlediği için etkileyici bir toplam sunuyor.
Sarsıcı bir uyarı masalı; kusurlarına rağmen kalıcı iz bırakan bir anlatı.