Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

hiçbirisi Tarafından Yapılan Yorumlar

05.07.2008

Bu roman bir senaryo değildir, önce bunu bilmek lazım. Peyami Safa'nın, bizzat yaşadığı bir durumun anlatılışıdır. Zaten bu yüzden de acıyı çok iyi anlatmış, hasta insan psikolojisini çok iyi çözümlemiştir. Yazarın tüm kitapları çok güzeldir ama bu başka, gerçek olduğu için sanırım. Kısacık bir kitapta bu kadar can acıtabilmek ustalara has bir meziyet sanırım. Ben uzun zaman ayaksız gezdim, okuduktan sonra...
05.07.2008

Solculuğa giriş kitabı, derler bu kitap için. Ama yalandır. Devrimcinin ve solcunun yaşadıklarını, bu iki görüşü de dayatmadan anlatabilmek sanırım çok zor iş olsa gerek. Zira başka biri bu tüp bir kitap yazacak olsa, illa ki okuyucusuna ideolojisini dayatacak fırsatları kullanırdı. Fakat, Yücel Sarpdere, ilginçtir, bizi ağlatan işkence sahnelerinden sonra dahi bu fırsatı kullanmamıştır. O fırsatı kaçırmasa, çok kişiyi, o yola çekebilirdi. Ama yapmamış. Zaten uzun bir kitap değil, olaylara bakış açınız, değişecek. Değişmesi zor ama değişecek.
05.07.2008

Garip bir şekilde kutsanmıştır bu kitap. Sorun kutsanmayacak bir ktap oluşunda değil. Zira açıp açıp tekrar okunasıdır evet. Fakat, aslında sıkıla sıkıla okudukları her hareketlerinden belli olan bazı insanların, kitaptan pasajlar ezberleyerek bunları bize dayatma çabası gariptir. Sayfalarca bitmeyen cümlelerdeki, yılgınlığı, yılgınlığa rağmen inatla bitmeyen azmi görememiştir bir çok okuru. Ve bir çok okuru yalnızca Selim' in umursamazlığını ve mithiş intiharını alıp koyar hayatına. Tutunmamak için elinden geleni yapar. Oğuz Atay' da bunu bilir. Ve der ki; "ben, selim romanları okuya okuya selimleşen bir don kişot'um" ... Bir çoğumuzun Don Kişot'tan aşğı kalır yanı yok. Eğer gençliğinizde bir hata yapmış ve anlamadan okumuşsanız bu kitabı, kalkın, dirilin ve tekrar okuyun...
05.07.2008

Milliyetçi bir babanın, babasından daha milliyetçi olan evladıydım. Öyle ki, sanırım içimdeki millet aşkı, bana fazlasıyla burnu büyüklük, kendi ırkını hep üstün görme kazandırmak üzereydi. Kitabı okuyup bitirdiğimde, üstün olan ırkın yalnızca Türk değil, üstün olanın, damarında "boyun eğememe" kaygısı dolaşan ırk olduğunu gördüm. Tek bir millet üstün değildir, asil ve inançlı millet üstündür. Bu açıdan, ömrümün en kıymetli bir kitabıdır. Ama itiraf edelim ki, asla bizim bir Çanakkalemizin, Anadolumuzun hikayesi kadar destansı değildir.
05.07.2008

Ben ilk bu kitap sayesinde Samiha Ayverdi ile tanıştım. Tanıştığıma memnun oldum. İçini karıştırırsanız bir çeşit ansiklopedi gibidir aslında. Hani eski zamanları dedemiz, soba başında anlatır ya, aynen öyle hissediyor insan okurken. Çok canlı, çok samimi. Bir taraftan eski vakitlere hayran olacak, öte yandan yapılan küçük ama mühim hatalara ağlama mecburiyeti hissedeceksiniz. ile getiremediğiniz ama bildiğiniz gerçekleri göreceksiniz. Özellikle hürriyete bakış açımızın ezelden beri değişmediğini görünce, kahırdan ölmemek ne mümkün! Hele sayfa kenarlarında, içinizi dökecek kadar boş yer kalmış olması, ne iyiydi. Zira okudukça dolup, taşıyor insan.