Merhaba,
Ben, kitabı okumaya başlarken az da olsa bilgece şeyler bulabileceğimi umuyordum. Hayal kırıklığına uğradım.
Kitabın özellikle ilk bölümlerinde ve sonrasında genelinde yer yer serpiştirilmiş şekilde eski sevgililere, eski eşlere hitaben açık mesajlar var. Biraz, kitaplar onlar için yazılmış da, biz üvey okuyucular olarak mahrem alanlarda bulunuyoruz duygusu yaratıyor, rahatsız edici.
Yazarın komşularıyla arasındaki güzel ilişkileri anlatırken, manav Erdal’ın “En iyilerinden seçer, evime kadar getirir,” diye övülmesi bana rahatsız edici geldi. Bütün kavgalar, çekişmeler, insanların “en iyisini” alma hırsı, bencilliği yüzünden çıkmıyor mu? Bunları aşamamış insanlar bir sanatçı kimliğiyle nasıl başkalarına kendi yaşamını örnek gösterip öğütler verir?
Eleştirmek istediğim bir nokta da, genelevde çalışan kadınları savunması. Şöyle diyor: “Orospuluk yapıyor, ya da genelevde çalışıyor diye hiçbir kadın aşağılanamaz. Beden onlarındır.... Hayır onlar hayat kadını değildir. Onlar serbest çalışıyorlar. Serbest meslek erbapları gibi. Toplumun bir kesimini mutlu etmek için çalışıyorlar. Rahatlatmak için, öğretmek için çalışıyorlar. Hem de en yüksek vergileri ödeyerek.”
Son olarak, çok ilginç bir şekilde, kitabın sonundaki fotoğraflar kısmında ayrıldığı iki eşiyle özel anlarına dair iki fotoğrafın aynı sayfada alt alta konması. Tuhaf görünüyor...