Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Vedat Baysal Tarafından Yapılan Yorumlar

13.07.2015

Lübnan'daki iç savaş nedeniyle ülkesini terk ederek dünyanın çeşitli ülkelerine giden ve yerlerinde kalan bir grup üniversite öğrencisi arkadaşın, ayrılıktan çeyrek asır sonra içlerinden birisi olan Murad'ın ölümü sonrası, yine gruptan olan ve Fransa'ya giden Adam'ın tekrar ülkeye gelip diğer arkadaşlarını yeniden buluşturmak için verdiği uğraşı ekseninde devam eden bir eser.
Farklı inançlardan olmalarına rağmen bunu arkadaşlıklarının önüne hiç bir zaman geçirmeyen, fikri düzeyde tartışmaları olan ve yaşadıkları coğrafyanın aksine dünyayı idealize etmek isteyen ancak bunu başaramayan bir avuç insan.
Kitabı okurken -Âmin Maalouf'un kendisini Adam ile karakterize ederek aktardığı yönündeki değerlendirme eşliğinde- gerek ülkeyi terk edenlerin ve gerek ülkede kalanların bakış açılarının haklı olduğunu düşündüm. Ortadoğu'da yaşanan insanlık dramlarını düşünmeden edemiyorsunuz.
13.07.2015

Kitabın başından sonuna kadar hissettiğim şey: Biteviye konuşan zengin bir ergen.
Ancak bu Holden Caulfield' i sevmeme mani olmadı. Neredeyse etrafındaki hiç birşeyi sevmeyen-kardeşi Phoebe ve ölen kardeşi Allie dışında- hiç birşeyi beğenmeyen, küçük gören ama sempatik biri. Gerçi sürekli okulundan atılacak kadar da sorumsuz ve umarsız aynı zamanda.
13.07.2015

Osmanlı İmparatorluğunun sonunu kesin olarak getiren Büyük harpde Cemal Paşa'nın emir subayı olan Falif Rıfkı Atay'ın anılarının yer aldığı eseri okurken Anadolu insanının can ve malıyla verdiği kahramanca mücadelenin sonuçsuz kalması insanı hüzne sevk ediyor. İttihat Ve Terakkinin 3 kudretli adamının yaptığı hataların nelere mal olduğunu anlıyor, İmparatorluk topraklarında yaşanan açlık ve sefaleti birinci ağızdan dinliyorsunuz.
Kanal karekatı esnasında yaşanan zorluklar, çöllerde çekilen ızdıraplar, yitirilen Ahmetler ve tüm bunlara rağman kaybedilen topraklar. Ne hazin..
13.07.2015

Roman bir anlatıcının gözünden başlayıp yine onun vesilesi ile Raif efendinin Maria Puder aşkını güzel bize anlatı ile bize aktarıyor.

İnsanların dış görünüş ve hatta davranışlarının altında çok farklı bir kimlik yatabileceğini de gözler önüne seren eserin sonlarında -tahmin edilmesine rağmen- çok duygusallaşmaktan kendimi alamadım ki bu da bence eserin insanı kendi içine alıp sarmasından kaynaklanıyor.

Hiçbirşeyin farkında değilmiş ve safmış gibi gözüken Havranlı Hatipzade Raif'in aslında herşeyin gayet farkında olduğu ancak hiç kimse ve hiç birşeyi Kürk Mantolu Madonna'sının yerine koyamadığı için böylesine boşvermiş bir hayat yaşadığı anlaşılıyor.

Okunmasını kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.
06.02.2013

Yine bir Mustafa Armağan klasiği. "Resmi Tarih" in zıddı "Gayri Resmi Tarih". Keşke tarihimiz böyle ifrat-tefrit arasında gidip gelmeseydi ve keşke ideolojilerden uzak objektif olarak aktarılsaydı.