Toplam yorum: 3.285.289
Bu ayki yorum: 6.815
E-Dergi
Veda Tarafından Yapılan Yorumlar
“Zaten, bir cümle yazmak aynı zamanda beste yapmak değil midir?” diye bitiyor Harfler ve Notalar.
Okumadınız mı hâlâ dostlar?
Yine büyülü gerçeklikle bezenmiş bir Marquez kitabı. İçinde ayrı ayrı yedi hikaye olan bu kitapta küçük ayrıntılarla aslında hikayeler arasında bağ kurulmuş, birbirine bağlanmış -fark edene-. Gökten düşen yaşlı bir melek, mucize satıcılar, iyi kalpli Erendira, acımasız ve bir türlü kurtulanamayan büyükanne... Fantastik ögeler mevcut ama fantastik bir kitap denemez.
Son hikaye de asıl adı "İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü" olan uzun hikayenin Can Yayınları tarafından kısaltılıp kitaba da adını veren İyi Kalpli Erendira. Ahh be Erendira, ne çektin?!! O nasıl bir büyükannedir, düşman başına. Marquez yine minik büyüleriyle bizi normalde saçma göreceğimiz noktalara inandırıyor ve hatta hayran bırakıyor.
Bir göz atın derim. Kendinizi Gabriel'in kollarına bırakın, bu büyülü dünyaların tadına varın.
Bitmesin diye kıyamadıklarımdan. Benim için Murat Gülsoy denince akan sular durur. Kitabı ilk gördüğümde ona ait sanmıştım ama daha güzeliymiş. Bizimmiş kitap.Bu uzun süren bir emeğin sonucu. Kitap haline getirilirken de pek çok tanıdık isim hikayeleri incelemiş, varsa hatalar düzeltmiş, böylece yayına hazırlamış. Hikayeler de seçilmiş olduğu için her biri ayrı bir tat bırakıyor damağımda. Okuduktan sonra kitabı kapatıp bir süre düşünüyorum. Öyle uzun hikayeler de değil. İkişer üçer sayfalık. Az ve öz. Ve bizden. Biz. Tanıdık. Aileden, mahalleden, arkadaştan, okuldan, akrabalardan...
Küçük bir Ege kasabasında Gülhisarlı Terziler dükkanı etrafında küçükken babası tarafından terk edilen Ayhan Demir'in ve etrafındakilerin hikayesi. Durağan ama teyzesinin, ustasının ve komşu kızının içinde kopanlar da dile geliyor. Terzi dükkanında raflar dolusu kitap. Ayhan'ın ustasının ustasının ve onun da ustasının defterlerle, günlüklerle onlara aktarılan nahif geçmişleri. Masal gibi, Türk filmi gibi. Yumuşacık hisler uyandıran bir kitap oldu benim için. Hüsnü Arkan'ın tüm kitaplarını okudum, bu da kaçmaz dedim.
Ali'nin yayımlanmamış, sandığından çıkan değerli parçalar. Dört hikayesi ve bunlardan biri Çakıcı'nın İlk Kurşunu. El yazısı şiirleri, çizdiği resimler, yazmayı düşündüğü kitapların listesi ve konferanslarda yaptığı konuşmalar. En çok konuşmalarını sevdim ben. Hem doğru hem de hala güncel konular olup ders almamız gereken şey çok fazla. Kadınlar ve genç kızlar üzerine yaptığı konuşma da favorim. Hapishaneler, suç ve eğitimsizlik üzerine olan fikirleri de gayey manidar.
Çakıcı'nın İlk Kurşunu diğer Ali kitaplarını okuduktan sonra okunması gereken bir kitap bence. Başlangıç için uygun değil. Zira asıl tadı alamazsınız, bir şeyler eksik kalır. Yine de sade dili ile Sabahattin Ali bu gizli kalmış eserlerine de imzasını atmış.