Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Bltgmz Tarafından Yapılan Yorumlar
Yedinci Gün, ölümü bir son değil, bir yüzleşme alanı olarak kurgulayan derin ve sarsıcı bir romandır. Yu Hua, bedeninden ayrılmış bir ruhun yedi günlük dolaşımı üzerinden modern toplumun görünmeyen yüzünü gösterir. Yaşarken sesi duyulmayanların, öldükten sonra bile yer bulamayanların hikâyesi anlatılır.
Yazarın sade ve duru dili, anlatılan acıları daha da yoğunlaştırır. Fantastik bir çerçeve içinde ilerleyen roman, aslında son derece gerçek bir dünyanın aynasıdır. Ölümün sessizliğinde; eşitsizlik, yalnızlık ve sevgi yankılanır. Yedinci Gün, insanın dünyadaki yerini ve geride bıraktıklarını sorgulatan, hüzünlü ama etkileyici bir metindir. Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Dili güzel ve anlaşılır, kolay okunan bir eser
Mısır’a Sultan Kuyudan Gelir, insan hayatındaki zorlukların ve kırılmaların aslında birer olgunlaşma süreci olduğunu anlatan anlamlı bir eserdir. Yasin Pişgin, Hz. Yusuf kıssasından ilhamla, düşüş gibi görünen anların insanı gelecekteki yerine hazırladığını vurgular. Kuyu, çaresizliği; sultanlık ise sabrın ve doğruluğun sonunda ulaşılan değeri simgeler.Kitap, okura hayatın her döneminde karşılaşılan sıkıntıların geçici olduğunu ve hiçbir yaşanmışlığın boşuna olmadığını hissettirir. Yazar, sade ve samimi anlatımıyla büyük mesajlar verirken okuru yormaz; aksine düşündürür ve umut aşılar. Eserde öğüt vermekten çok, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi amaçlanır.sabrın, inancın ve umudun insanı nasıl dönüştürdüğünü anlatan bir kitaptır.
Eşekli Kütüphaneci, Fakir Baykurt’un, Anadolu’da eğitimin ve okuma kültürünün ne denli zor koşullarda filizlendiğini anlatan, gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenen etkileyici romanıdır. Kitap, kütüphaneci Mustafa Güzelgöz’ün kitapları köylere ulaştırmak için eşeğiyle yollara düşmesini merkeze alır.Romanın en güçlü yanı, idealizm ve inanç temasını abartıya kaçmadan, sıcak ve samimi bir dille sunmasıdır. Baykurt, eğitimin yalnızca okullarla sınırlı olmadığını; bir insanın kararlılığıyla toplumun dönüşebileceğini gösterir. Eşek, burada yalnızca bir ulaşım aracı değil, bilginin ve umudun taşıyıcısı olarak simgesel bir anlam kazanır.Bu kitap, bir kişinin azmiyle nelerin değişebileceğini gösteren; eğitimi, fedakârlığı ve insan sevgisini anlatan unutulmaz bir Anadolu hikâyesidir.Okura umut ve sorumluluk duygusu aşılar. Okumanın ne kadar önemli olduğunu hissettiren çok akıcı ve kolay anlaşılır bir kitap
Komiser Nevzat, hayatının en karanlık ve en yıpratıcı yıllarına denk gelen bir cinayetle yüzleşmek zorunda kalır. Üstelik bu kez soruşturmanın merkezinde başkaları değil, bizzat kendisi vardır. Şüpheli durumdadır; ancak asıl trajedi, suçlandığı döneme dair zihninde tek bir anının bile kalmamış olmasıdır. Ne cinayeti işlediğini hatırlayabilir ne de işlemediğini… Belleğinin sessizliği, onu hem adaletin hem de kendi vicdanının karşısında savunmasız bırakır.Bu belirsizlik, Nevzat’ın yalnızca mesleki kimliğini değil, insanlara duyduğu güveni de derinden sarsar. En yakınım dediği kişiler bile artık güvenli bir liman olmaktan çıkar; her bakış, her söz, gizli bir kuşku taşır. Dostluklar çatırdar, sadakat sorgulanır ve Komiser Nevzat kendini, herkesin potansiyel bir suç ortağı ya da tanık olabileceği karanlık bir yalnızlığın içinde bulur. Roman, hafızanın kırılganlığı üzerinden insanın kendine ve başkalarına duyduğu inancın nasıl çözülebileceğini güçlü ve edebî bir dille gözler önüne serer.
“Algernon’a Çiçekler, zekânın mutlulukla eş anlamlı olmadığını güçlü biçimde ortaya koyan, sarsıcı bir romandır. Charlie Gordon’ın ameliyatla yükselip ardından çöken zekâsı üzerinden insanlık, empati ve bilimsel etik derinlemesine sorgulanır. Toplumun Charlie’yi yalnızca zekâsı ölçüsünde kabul etmesi, gerçek değerin akılda değil insanlıkta olduğunu çarpıcı biçimde vurgular. Özellikle geçmişine dair anıları canlandıkça, annesinin ona sergilediği sert ve kırıcı tutum okurun yüreğinde derin bir hüzün bırakıyor; bu sahneler romanın duygusal etkisini daha da unutulmaz kılıyor .