Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Emre Kurt

çok okur, çok yazar, çok izler, çok gezer. şiirleri hiç yayınlanmamış dahası hiç yayınlamayı denenemiş bir şair, öyküleri hiç yayınlanmamış dahası hiç yayınlamayı denenemiş bir yazar, yolunu arayan, bulamayan ama çok güzel arayan biri. kitaba, müziğe ve filmlere sığınmış fırtınanın dinmesini bekleyen biri.

Emre Kurt Tarafından Yapılan Yorumlar

Bir şairi okumak yalnızca kelimelerinin büyüsüne kapılmak ya da büyüleyici satırlar yakalamaktan ibaret değil. Birkaç şiirle şairi tanımak, onu anlamak, onunla seyahat etmek mümkün. Elbette çeviri şiirlerde bu daha zor olabilir ancak F.G Lorca’yı bu kitabıyla tanıdığımı düşünüyorum.

1910-1930 civarları dünya için zor yıllar. Dünya savaşı bitmiş, dünya ekonomik bir buhranda. İspanya’da doğmuş bir şairin New York’ta hissettikleri – belki başka bir zamanda farklı olabilirdi- çok karışık, zıtlıklarla dolu ve değişik olmalı. Göz kamaştıran bir nehir ve bir ceset nasıl yan yana gelebilir? Granada’lı bir şair için, belki biraz kendimden parçalar da bulduğum için, oldukça karışık ve hatta absürt ve bir o kadar da olası…

Ben sevgili Lorca’yı hayli sevdim. Romantizmini, gerçekçiliğini, insanlara ilgisini, etrafını anlamlandıramayışını ve içsel yolculuğuna tanık olmayı sevdim. Ve tam şuralarda kendisine eşlik ettim:

“Bana bir şey sorma. Bunları gördüm ben
Ne kadar tutunacak yol aradılarsa,
Hep kendi boşluklarına vardılar.
İnsanlardan yoksun havada, dehlizlerin hüznü var
ve gözlerimde giyinmiş yaratıklar. Soyulmamış!”
Kitap, Mezopotamya bölgesinin zengin tarihini ve kültürünü ele alan bir eserdir. Radner, bu kitabında tarih öncesi dönemlerden başlayarak Sümerler, Akkadlar, Babilliler ve Asurlular gibi önemli medeniyetlerin gelişimini kronolojik bir şekilde inceliyor. Kitabın ana teması, Mezopotamya'nın coğrafi ve iklimsel özelliklerinin bu bölgedeki toplumların gelişimini nasıl şekillendirdiği üzerine kurulu.

Radner, Sümerler'in şehir devletlerinin kuruluşundan yazının icadına; Akkad İmparatorluğu'nun yükselişinden Babilliler ve Hammurabi Kanunları'na; Asur İmparatorluğu'nun askeri başarılarına kadar pek çok önemli konuyu ele alıyor.

Karen Radner, kitabında arkeolojik buluntular, antik metinler ve modern bilimsel araştırmalar gibi çeşitli kaynaklardan yararlanan bir anlatım yöntemi seçmiş. Anlaşılır ve akıcı bir metin olmasına rağmen kitabın ancak bir giriş mahiyetinde değerlendirilebileceği kanaatindeyim. Kitabın bazı bölümlerinin fazla detaylı ve teknik olduğu söylenebilir. Bölgesel ve kronolojik olarak geniş bir alanı kapsadığı için bazı konuların fazla yüzeysel geçildiği de ifade edilebilir.

Açıkçası, bir kronolojik akış şeması ile coğrafi özellikleri ifade eden haritaların olması çalışmayı daha anlaşılır kılacaktır...

Sonuç olarak, Karen Radner'in "Mezopotamya: Dicle ve Fırat Nehirlerinin Kıyısındaki Erken Yüksek Kültürler" kitabı, Mezopotamya'nın zengin tarihini ve kültürünü anlamak isteyen herkes için giriş mahiyetinde yeterli bir kaynaktır. Medeniyetin beşiği denilen coğrafyada şehir devletlerini ve imparatorluk/krallıklara geçişi, dini pratikleri, din ile devlet birlikteliği ve ayrımlarını görmek için okunması faydalıdır. Belki coğrafi etkiden, belki kültürel mirastan, belki genetik aktarımından, sosyolojik ve devlet anlamında birçok şeyin kaynağını veya günümüze geçmişin etkilerinin görülmesi mümkün.

Kitapta sosyal hayat ve yaşam tarzına ilişkin bilgilerin daha detaylı yer alması bence iyi olurdu diye düşünüyorum. Ancak olumlu yönden bakarsak da bu alanda okumalar yapmak için beni motive ettiğini söyleyebilirim.

Keyifli okumalar.
18.06.2024

kısa, öz, rahat ve öncü. ilk tiyatro eseri olduğu için elbette beklentiyi fazla tumayacak ve hak ettiği değeri vereceğim. okunmalı, zaten iyi bir okuyucu için 15 dakikayı geçmez okuma süresi
18.06.2024

fazla karmaşık ve detaylı geldi bana, sanırım biraz daha temellere inip sonrasında bu kitabı tekrar okumalıyım
“Bu yaptığın etik değil” veya “ahlak kalmadı” gibi ifadeler, çok sık duyduğumuz ve kullandığımız kavramlar. Ancak gerçek anlamda ahlak ve etik nedir? Neden bunlara ihtiyacımız var?

Öncelikle, bu kitabın bir giriş kitabı olup olmadığı konusunda emin değilim. Konulara aşina kişiler için belki bir giriş olabilir, ancak yoldan geçen kişiye sıfırdan anlatan bir kitap da diyemeyiz. Kitapta fazlaca kavram ve konsept bulunuyor. Eğer sıfırdan başlıyorsanız, sözlüğünüzü hazır tutmanızı tavsiye ederim.

Höffe’nin eseri, ahlak felsefesine dair temel konuları aşırı detaya inmeden (sıkmadan ve boğmadan), derli toplu bir çerçevede irdeleyen değerli bir kaynaktır. Aristoteles'ten beri var olan ahlak ve etik kavramlarını geniş açıdan, sistematik ve güncel bir şekilde ele alıyor.

Kant, John Stuart Mill, Hume gibi önemli filozofların görüşlerine yer verirken, Nietzsche gibi geleneğe karşı görüşleri de ifade etmekten geri kalmıyor. Bu açıdan baktığımızda, hem etiğin kendisini hem de eleştirilerini açıklama gayreti, okuyucuyu ahlak, değerler, erdemler, sosyal adalet, kişisel adalet, topluma ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluklar alanında düşünmeye itiyor.

Hayatında etik veya ahlak kavramlarını en az bir kere kullanmış herkese okumalarını tavsiye ediyor, ötesine geçip bunu gerçek anlamda diliyorum.