Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Rıfat Kesriyeli Tarafından Yapılan Yorumlar
İtiraf edeyim, Sayın Livaneli'nin gözümde biraz azalan ( Sabah, Milliyet gibi gazetelerde apolitik yazdığı yazılar yüzünden) değerini , bu kitap geri getirdi. Çok kişi için geçerli bir öznel tanımla devam edeyim. Okurken hem hızla sayfaları çeviriyorsunuz, hemde hiç bitmesin daha uzun sürsün diyorsunuz kitap için. Belkide tek negatif şey kitabın hacminin küçüklüğü. Ama sonunda dediği gibi yazarın, bu bir tarihi roman değil, sadece tarihi dekor olarak kullanan bir kitap. Daha başlar başlamaz isimsiz padişahın kim olduğunu gerçek olup olmadığını merak ediyorsunuz. Buda sayfa çeviriciliği arttırıyor. Ayrıca araya sıkıştırılmış ansiklopedik bilgiler bile çok ilginç. Ama tarih dersleri ne yazıkki böyle anlatılmıyor.
Ben edebiyat öğretmeni olsam sınıfta bu kitabı okuturdum hiç kuşkusuz. Birde daha ilk sayfalarda Türk sineması neden bu kitabı film yapmaz diye sormadan kendini alamamyor insan . Belkide içindeki katliamlarlan dolayı, AB sürecinde önünde insan hakları sürülürken ters bir zamanlama yaratması istenmediğindendir. Kitapda zaman zaman insanı ürperten şiddet var ama günümüzde de hala yokmu( Bazen İstanbul'da stadyumda 17, bazen Mardin de evin önünde 12 yaşındakilere bile)? Neyse kitaptaki şiddetin benzeri ve daha ayrıntılısı "Fatih'in Romanı-Boğazkesen" de de vardı zaten. Bence kesinlikle okuyun.
Gerçekten olağanüstü bir kitap. Pan ile ilgili bölümlerde kitabı kapayıp kapak resmindeki siuletine bakmadan edemedim zaman zaman. Keşke gerçek olsa bende kahramanı olsaydım dediğim ender kitaplardan (Mesela Thea Aleksander: MS 2151 içinde aynı şeyi düşünmüştüm). Kim istemez ölümsüz olmayı üstelik istediği zaman ölümlülüğe dönebilmeyi. İtiraf edeyim kitabı okuduktan sonra pancar yemeyi arttırdım, havuza gitmeyide. Ve o kadar merak ettim ki asfaltın üzerine yayılan o kokuyu, mutlaka okuyun diyorum...
Baştan itiraf edeyim, ben bu kitaptaki ömür boyu içimde kalabilecek duyguyu hissedemedim. Belkide başlarken çok şey bekledim yada anlamadım kitabı. Ama yıllardır yaptığım hatayı yaptım , kitabevi raflarına bakarken gözüme ilişti, arkasını okudum, bu kitapla karşılaşmam kaderimdir veya her işte bir hayır vardır dedim ve almaya karar verdim ama sonra biraz pişman oldum. Bence kitapta yazar ölüm öncesini ve sonrasını otopsi raporu gibi biraz daha fazla anlatmış olsaydı, hani Türkçe'deki "B.k yoluna gitmek" deyimi ki kitabın anafikrinin önemli bir kısmı budur, daha iyi çizilerek anlatmış olurdu gibi geldi bana. Ama kimse yoğurdum ekşi demiyor, hiçbir yayınevi de bastığı kitabın arkasına ilginç olmayan metinler yazmıyor. Kapılıp almamak gerek. Keşke bir yayıncılar birliği gibi merci olsa da bağımsız eleştiriler veya yorumlar kitap arkalarına yazılabilse diye düşünmeye başlamadım değil. Sonuç olarak yayıncının bu kitabın ömür boyu içinizde kalır dediği duygu keşke kitabın kahramanı ben olsaydım (tabi ölen değil) denen kitaplara daha özgü gibi geliyor. (Ben artık eleştirilerime bu cümleyi yazmaya karar verdim bu arada.) Kitapları kıyaslamak doğru değil biliyorum ama örneğin Parfümun Dansı (Tom Robbins) bu nitelemeyi daha çok hakediyor kesinlikle. Yani içinizde ölene kadar kalıp unutulmamayı veya keşke bu kitap gerçek olsaydı kahramanı da ben olsaydım dileğini...
Hesapta olmaya bir tatile gittiğinizde eve sahinbinin küçük bir yazlık kitaplığında elinize geçerse okunabilecek bir kitap, diyorum son olarak.
Merhaba; Ayfer Tunç dostları veya adayları. Bu kitabın şimdilik 3 öyküsünü bitirdim ama dün başlamıştım ve bugün öğleden sonra tadını çıkara çıkara bitireceiğim. Daha kitabı bitirmeden yorum yazmaya başlamktan kendimi alamdım. Sayın tunç'un elime aldığım ilk kitabını okumadım, çünkü adı benimde komşularımıza söylediğim bir cümleydi:"bir maniniz yoksa Annnemler size gelecek" . Gerçeği gizlemeye gerek yok o zaman bana yabancı bilmediğim birşey deyip biraz dudak bükmüştüm doğrusu. Ama şimdi pişmanım. Çok özel bir yazarla karşı karşıyayız eminim. Hayatı hepimiz yaşyoruz ama yazar veya geniş anlamıyla sanatçı yaşanılan hayata başka bakıp içindeki görünmeyenleri ortaya çıkarıp düken insan değilş midir zaten? Ayfer Tunç, çok sıradan basit olayları öyle bir yaklaşım ve duyarlıkla yazıya döküyorki- içimizdeki benim gibi amatör yazarları- adeta kıskandırıyor. Güzünümüzde sinema ve edebiyatta olay tüketmeye alışmış okuru-seyirciyi duruma davet ediyor, orada size bazen bir sigara bazen bir çay yada kahve ikram ediyor. Yada derin bir soluk alıp düşünmeye ve hergün yaşadığımız bazaen 3 sayfa haberlerinde benzerlerini gördüğümüz olayların arkalarında neler olabileceğini gösteriyor. Birde günlük tutmanın bir yazar için bir ressamın desen defterine ne kadar benzediğinin mesajını veriyor. Eğer edebiyat öğretmeni olsaydım öğrencilerime okutur, sınıfta işlerdim ben Ayfer Tunç'u. Yazar karşılaştırmak hoşlandığım birşey değil ama örneğin bu kitabı alanlar şu yazarlarlada ilgilendiler diye bir bölüm olsa idi kitapyurdu sayfalarında, Elif Şafak'ın kitaplarıda orada yer alırdı sanırım, yada almalı. Son söz çok duygusal değil ,tatilde değil ama tekdüzeliğe boğulduğunz zamanlar da okuyun, hayatına getirdiği değişikliğe bakarak hak vereceksiniz. Ama zor kırılgan bir dönemde okursanız sanki daha da hüzne melankoliye gidersiniz gibi geliyor bana.
527 sayfalık bu romanın ancak 377. sayfasına kadar dayanabildim şimdilik. Belki saygıdan tekrar denerim. Ama bence kitap çok sıradan, bir müsamere monoloğu gibi . Hadi bilemedin biraz üzerinde düzeyi. Fondaki 5 yaşındaki fettan kızın 5 günlük bakılması sırasında hep anılar ve hatırlanan veya karşılaşılan haklarında bilgi verilen arkadaşlar. Kız çocuğu aşırı abartılmış ve sırıtıyor. Kitabın sonunda yabancı bir yazarın kahramanına kız çocuğu Tuğde benzetiliyormuş, okuduğum bir eleştiriye göre ama ben oraya kadar gelemedim. MM fanatiği iseniz ancak o zaman okursunuz. Almaya değmez!