Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
Özkan Aksoy Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap 12 tane kısa hikayeden oluşuyor. “Zeliş” başlıklı hikaye; 4 yaşındaki Zeliş’in babasını bir hastalıktan kaybedişini, hislerini anlatan bir kesit. Kitaba da adını veren “Bir Tas Çorba” başlıklı hikaye sokakta ayağına cam batan 12 yaşındaki Elif ile karşılaşan bir adamın kendisini ve hayatını sorgulamasını ve önemli bir adım atmasını anlatıyor. “Başka şeyler” başlıklı hikayede Ali’nin hayal ettiği hayatla yaşadığı hayat arasındaki çizgisini anlatıyor. Diğer tüm hikayelerde de insanların hayatlarından böyle farklı kesitler var. Hikayelerde olay öyküsü de durum öyküsü de var diyebiliriz. Kahraman bakış açısı- ben anlatıcı hakim. Hikayeler zihnimizde devam ettirilmeye uygun ucu açık ve zaman zaman ders verir nitelikte.Çoğunlukla Adana’da geçiyor. Bazı hikayelerde kadın cinayeti, yetim çocuklar, sokakta yaşayan çocuklar gibi toplumsal sorunlara da değiniyor. Bir oturuşta hiç sıkılmadan keyifle okudum. Hikaye severlere tavsiye ediyorum.
Kitabı okurken kendinizi bambaşka alemlerde ve hayal gücünüzün zirvelerinde bulacaksınız. Daha ilk sayfalarda fantastik kurgu kendini hissettiriyor. Masalsı bir topluluk olan inuitlerin lideri Tingiyok’un avcılığıyla ünlü oğlu Sangilak’ın birgün avlanırken Sibirya şamanları tarafından kutsal olarak görülen ve tapılan kutup ayısını anlık bir refleksle öldürmek durumunda kalması sebebiyle ölmez avcı olan lakabı lanetli adam olarak değişiyor. Bu olaydan sonra halk onlara tepki gösteriyor ve yeni liderleri Tingiyok’un kardeşi olan Nunataq isminde, soyundan gelen şamanist güçlerini kötüye kullanan, dini çıkarlarına alet eden biri oluyor. Halkı Sangilak ve ailesine karşı kışkırtıyor. Nunataq ölen Tanrı ayı için bir kurban arıyor. Sangilak’ın bir kız çocuğu oluyor. Bu doğum esnasında ve bebeğin her hareketinde doğa canlanıyor,Dört dişi geyik yani dört azize aynı anda intihar ederek ölüyorlar. Bebeğin bedeninde yeniden doğuyorlar. Bebeğin “Nanurjuk” oluyor. İşte her şey asıl şimdi başlıyor...
Öncelikle kitabın kapağını ve şiir+foto konseptini beğendiğimi ve farklı bulduğumu söylerek başlamak istiyorum. Şairin; yalın, sade ve samimi bir dili var. Serbest ölçü kullanıyor, biçim kaygısı yok. Şiirlerin neredeyse tamamı aşk şiirlerinden oluşuyor. İçinde aşka dair özlem, ayrılık, pişmanlık, öfke, şefkat, mutluluk, keder gibi çokça duygular barındırıyor. Kitapta geçen kadın isimlerini düşündüğümde bunun kurgulanmış kişiler de gerçek kişiler de olabileceğini düşündürüyor, çünkü şiirlerde yaşanmışlık kokusu geliyor. Her şiirden sonra o şiirler özdeşleşen bir fotoğraf eklenmesi farklı ve hoş olmuş. Kitaptaki kısa şiirler bana daha çarpıcı ve kulağıma daha iyi geldi. Şair içinden gelenleri şeffaf ve içten bir şekilde yazmış. Şiirsevenlere tavsiye ediyorum.
Dekolte ruhlar; aslında insan ilişkilerinin ve özellikle evli çiftler arasındaki ilişkilerin nasıl da pamuk ipliğine bağlı olunduğunu, insanın sahip olduğu güzellikleri fark etmesinin ve onlara sahip çıkmasının ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bizlere. Eyşan ile Hakan çiftinin birbirleriyle ve aileleriyle olan ilişkileri ve yaşadıkları bizlere aslında mutlu olmanın ve mutlu etmenin çok da zor bir şey olmadığını gösteriyor. Hakan’ın annesi Fikriye Hanım’ın yaptığı kötülükler ve Hakan’ı Eyşan’a karşı sürekli doldurması gerçekten de bunu yaşayan birçok insanın olduğun bilmek, kitabı okurken beni biraz üzdü. olaylar tahmin ettiğimden farklı bir seyir izledi. Anlatım dili sade, yalın, akıcı ve bol diyalog içeren durumdan ziyade olay örgüsü içerisinde ilerleyen, okumaktan keyif aldığım bir roman oldu. Yazarın da belirttiği gibi “Senden, benden ve bizden” bir roman olmuş. Kitapseverlere tavsiye ederim.
Meryem’in Ali’ye duymuş olduğu büyük aşk, yanlış anlamalar ve gurur sebebiyle ayrılmaları üzerine çektiği büyük acılar neticesinde Meryem düştüğü boşlukla bir dergaha giderek beşeri aşkı unutup, onun acısından kurtularak Allah aşkını bulmaya adıyor kendini. Ali Meryem’den sonra evlendiği Aylin’den kısa bir süre sonra boşanıyor ve Meryem’e dönmek istiyor. Fakat Meryem için artık yalnızca Allah aşkı vardır.Ali de başta sadece Meryem’i görmek için dergahta kalıyor ama o da zamanla ilahı aşka kendini kaptırıyor. Ali rüyasında bir gün peygamber efendimizin Meryem ile kendisinin nikahını kıydığını görüyor ve bunu şeyhe anlatınca Şeyh ilahi makamda nikahınız kıyılmış dünyada da kıyılmalı diyor ve nikahlarını kıyıyor. Birlikte 1001 günlük çileye giriyorlar ve şehir şehir dolaşarak mübarek insanları ziyaret ediyor ve Medine’ye varıp Umre yaparak asıl sevgiliye birlikte ulaşıyorlar.çok severek ilgiliyle okudum. Sizlere de tavsiye ediyorum.