Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Muhammed Furkan Karslı Tarafından Yapılan Yorumlar

Kitap kapak kalitesi ve tasarımı güzel. Ancak içerisinde bulunan konular çok fazla dolaylı olarak anlatılmış. Netice olarak bu da okuyucu sıkıyor. Daha sade ve lüb yani öz bilgi verilmesi gerekiyor. Böylesine hızlanmış bir çağda kışır yani kabuk ile ilgilenmeye vaktimiz yok. Ben çok istifade edemedim açıkçası. Abdülfettah Ebu Gudde’nin “Zamanın Kıymeti” eseri okunabilir.
Eser üç farklı hikayeden oluşuyor. Ben ilk hikaye olan “Lyon’da Düğün” hikayesini beğendim.
Yazar bu eserini de eylemleri ve olayları çoğunlukla -di kipi ile aktardığından bazı yerlerinde ufakta olsa kopmalar yaşadım. Yani olaylar dışarıdan üçüncü bir şahıs olarak ele alınmış. Zaten bu usul hikayedeki anlatım tarzlarından biri. Bunun yanı sıra kitabı okurken en çok etkilendiğim yer başrolün kocası ile geçirdiği diyaloglar. Yazar kitap üzerinden omurlarına çok güzel dersler veriyor. Tabi bu tarz dersleri kitabın bütününde aramak haksızlık olur. Genel anlamda güzel bir kitap. En azından düşünce noktasında bir şeyler katar okuyucuya. Ahım şahım bir şey beklememek gerekir.
Evet kitabı okurken kısa ve uzun süreli şoklar geçirmeniz ve doğru bildiğiniz doktrinlerin aslında sorgulanabilir ve hatta sarsılabilir olduğunu gördükçe içinizin ürpermemesi kaçınılmaz değil. Kitap genel olarak yaşlı ve genç adamın ikili diyalogları üzerinden ele alınmış. Yalnız bu tarz felsefi kitaplar okunurken ciddi mir mihenk taşınızın olması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü, felsefe, kelam ve tasavvuf alanında araştırma ve okumalar yağla kaplanmış bir zeminde yürümeye benzer. Sağlam bir ayakkabınız olmazsa kayıp gidersiniz. Velhasıl sağlam mir mihenk yalınızın varsa bu kitaptaki her olduğunuz kısmı o mihenk taşına vurup tartmalısınız. Aksi halde kendinizi hiç ummadığınız yerlerde bulabilirsiniz.
Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi efendi döneminin en büyük mütefekkirlerinden biridir. İçinde bulunduğu dönemi kitabında da bahsettiği gibi çok güzel bir “tahlil usulü” ile değerlendirmiş ve okumuş. Kitabı okurken her bir sayfasının ayrı bir önem arz ettiğini hissettim. Öyle ki, yazdıkları kendi gününden bugüne hâlâ ışık tutmakta ve bir reçete hükmünde. Kitabın elli altı sahife olduğunu görünce hemen bir çırpıda bitirebileceğim gafletine düştüm. Lakin elli altı sahifelik bir kitaba rağmen her okuduğum sahifede şahsına hayran kalmamak ve “Sen nasıl dehşet bir insansın” demekten kendimi alıkoyamadığımı söylemek isterim. Velhasıl her gencin (özellikle idealleri ve hayalleri olan gençlerin) mutlaka okumasını tavsiye edeceğim ilk on kitap içerisinde yer alır kanaatindeyim! Böyle bir eseri bizlere ulaştıran “Büyüyen Ay” yayınevine teşekkürlerimi sunarım.