Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Seniha Safa Tarafından Yapılan Yorumlar
Eser, deneme ve şiirin iç içe olduğu bir tür olarak çıkıyor karşımıza. Daha çok “ben” problemini, kendi olmayı ele aldığı bu eser sorgulayıcı, umutla, sevgiyle başlayıp karamsarlığa dönüşen bir deneme- şiir. Nurgül İlhan, geçmişi sürekli gündeme getiren, geçmişi içinde bugüne taşıyan bir şair. Denemelerde kendini, geçmişi sorgulayışı ön planda. Şiirlerde çaresizlik, karamsarlık, umutsuzluk gibi duyguların yanında yeni dost bulmanın sevinci, saf sevgi gibi duygular da görüyoruz. Denemeler kadar ne hissettiğini olduğu gibi ifade etmese de şiirler, hisleri ima ediyor. Deneme ve şiirin sıcak bir karşılaşması olmuş. Bazen deneme ve şiirlerdeki duygular arka arkaya denk gelmiş. Mesela umuttan bahseden bir denemeyi umutlu bir şiir takip etmiş, sorgulayan bir denemeyi sorgulayan bir şiir. Bu bilinçli de yapılmış olabilir. Bilinçli ise güzel çalışma, değilse güzel tesadüf. Okuduktan sonra hangi ruh hâline büründünüz derseniz: Birini, bir şeyi… uzun zamandır bekliyormuşum gibi bir hâl bıraktı.
Ergen Divanı, yazarın lise yıllarında ders sıralarında, farklı zamanlarda farklı yerlere yazdıklarından ve sonradan bir araya getirdiklerinden oluşuyor. Yazma yıl aralığı 1994-2000. Yıllar sonra eski defterleri karıştıran yazar ergenliği ile barışık olduğunu gösteriyor. Çoğumuz o dönemde yazdıklarımızı kimsenin okumasını istemediğimiz için yok ederiz. Yazar özellikle eline almış, yıllar önce yazdıklarını eleştirmiş, okura sunmuş. Bunu yapmasındaki amaçlarından biri çocukların, gençlerin bilhassa ergenlikte anlaşılmalarını, hoş görülmelerini, anlamlandırılmalarını ve sanatla yaratıcılıklarını keşfetmeleri yönünde teşvik edilmelerini, geleceğe umutla bakmalarını istemesidir. Sadece şiir değil hikâye de var içinde. Hikâyeleri daha başarılı bulduğumu söylemek isterim. Kendi yazdıklarını eleştirdiği kısımları da beğendim. Ve eski yazdıklarını görünür kılmasını cesurca buldum. Lise yıllarını şiirler okuyarak geçirdiğini de ifade ediyor, okuduğu şiirlerden etkilendiğini söylüyor yazar.
Cesurca Özgürlüğe Doğru, yazarın kendi hayatımdan derlediği anılarıyla yoga yolculuğunda öğrendiklerini hayata geçirdiğini ve kendi yolculuğunu, iyileşme ve özgürleşme sürecini okurla paylaştığı eser. Kendi bastırdığı duyguların esiri olmaktan, kendini tanımakla ve kabul etmekle kurtuluyor. Bireyin kendisine şifa vermesi nasıl mümkün, kitaptan ilham alınabilir. Kabul etme, tanıma ve asıl kendimiz, yaşamda sergilediğimiz tavrın bir yansımasıdır. Bu yüzleşmeye cesaretle yaklaşıp, gereken çabayı gösterdiğimizde korkularımızla sağlıklı bir şekilde yüzleşebilir, onları anlar ve içimizde saf sevgi, şefkat ve cesaret oluşturabiliriz. Gen aktarımı ile bize kadar iyileşmesi gereken eğilimler gelebilir. Şiddet eğilimi bunlardan biridir. Fakat eğilimleri de eğitmek mümkündür. Bu eğilimi eğitip iyileştirilmiş bir davranışa dönüştürdüğümüzde yaşamımızda şiddete yer vermeyeceğimiz bir ilerleme imkânına sahip oluruz. Bizden önce var olana, öğretilere kulak vermemiz, onları duymamız gerekir.
Amaringo, yalnızlık, sevip sevilmeme, düşüncelere dalıp çıkamama, karmaşa çerçevesinde yazılan şiirlerden oluşuyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde kendi şiirleri ikinci bölümde babasının 1994 tarihli şiirleri var. Babasının şiirlerinin çoğunluğunu askerlik zamanlarında yazılmış aşk şiirleri oluşturuyor. Kafiyeli ama heceyle yazılmamış şiirler. Kendi şiirlerinde aşk temasındakilerde sitem, kendisinin sevmesi, karşı tarafın bunu görmemesi ya da yazan kadar sevmemesi öne çıkıyor. Diğer şiirlerde, şiiri yazanın sık sık düşüncelere daldığını mısralarda da okuyoruz. Kendi kişiliği ve beğenileriyle ters düşmeyen şiirler yazmış.
En sıradan anlarda bile düşüncelere dalabilen bir insanın bunu birçok ifadeyle yansıtması oldukça normal. Yaşam düşüncelerden ibarettir diyen şair, yazdıklarını kendisinin değil düşüncelerinin yazdığını söylüyor.
Kitap, her aya bir mektup olacak şekilde yazılmış tek taraflı mektuplar toplamı. Tek taraflı çünkü yazılan, “Sevgili Çocuk” diye hitap edilen biziz. Bizim yahut yazarın içindeki çocuk.
Yazarın zaman zaman geçmişe gittiğini, geçmişi hatırlarken bile mutlu olduğunu görüyoruz. Hatıraların zevkini ben de aldım okurken. Kendimi bir serin yaz akşamında, bana gelmiş mektupları okuyormuş gibi hissederek okudum. En hüzünlü anlarını yazarken bile çocuğa umuttan bahsetmesi çok etkileyici. Ben hüzünlüyüm, ben iyi değilim, ben yorgunum… Ama sen iyi ol… Kim kimi kendinden çok düşünür?
Okurken sanki yıllar öncesindeydim ve bir yayla evinin penceresinde akşam serinliğinde okudum bu içimdeki çocuğa yazılmış mektupları. Bitince şimdiki zamana geri döndüm. Bir eksikliği gideriyor bu mektuplar. İçimizdeki çocuğa büyümeyi değil yaşamayı öğretiyor. Cevabı olmayan ama arkası hiç kesilmesin isteyeceğiniz öğretiler sıralaması gibi. Sonda ek bir yazı var, öykü tadında. Ağızda hoş bir tat bırakan meyve gibi...