Toplam yorum: 3.285.259
Bu ayki yorum: 6.785
E-Dergi
Seniha Safa Tarafından Yapılan Yorumlar
Ben Ölümü O Gün Anladım, Yasemin Saraç’ın hepsi gerçekçi kurgularıyla yazdığı öykülerden oluşuyor. Okurken bazı hikâyelerde çarpıldığımı söyleyebilirim. Hayatın içinden olaylar, karakterler okudum. Acıları birebir aynı. Bu kitapta kurguysa bile emin oluyor insan, bunlar bir yerlerde yaşandı, yaşanıyor. Bu toprakların öyküleri. Dili sade, akıcı. Bir çırpıda okunabilecek bir kitap. Kitapta beni en çok etkileyen hikâye “Müteveffa Evi Tasfiye Şirketi” adlı hikâye oldu. Bitmesine üzüldüm. Tadı damağımda kaldı. Daha önce okumamış olmayı kayıp saydım. Okuyan herkesi en az beni etkilediği kadar etkileyeceğini sanıyorum. Gerçekçi olduğu için kendi tanık olduğumuz karakter ve olaylara da rastlayabiliriz. Ben rastladım. Her hikâyenin bıraktığı etki farklı. Ölüm teması üzerinde fazla durulmuş. Bunu ben yazılı metinlerde sevdiğim için artı olarak değerlendiriyorum. Şiddet, yalnızlık, umutsuzluk çarpıcı bir şekilde işlenmiş. Yıkıcılığı hissettiriyor. Sevileceğini düşünüyorum. Yazarı tebrik ediyorum.
Geceye Not, yaşamın kıyısında duranların, gecenin içinde kendine notlar bırakan bir şairin kitabı. İçerisinde uzun dizelerle kurulmuş şiirler ve anlatılar var. Bu size sembolik öyküler okuma hissi verebilir. Bu metinlerde okuduklarımız yalnızca bireysel bir iç döküş değil; aynı zamanda toplumsal belleğin karanlık köşelerine birer işaret. Yazar, gündelik olanı şiirsel bir dille ele alıyor, ama süslemek için değil — daha çok kazmak, derine inmek ve okuru da bu karanlığa ortak etmek için. Şiirlerin çoğunda bir bekleyiş, bir yüzleşme ve zamanla hesaplaşma var. Zaman, mekân, insan üçgeninde sürekli gerilen bu metinler, okuru da içine çeken bir yoğunlukla ilerliyor. Burada şiirin ötesinde güne notlar, günün hissettirdikleri, defter notları, novella hissi var. Modern ve yer yer deneysel sayılabilecek anlatımı, alışıldık formun dışına taşıyor; ama bu biçimsel arayışlar samimiyetin önüne geçmiyor. Geceye bıraktığınız notlarınız varsa yan yana getirin. Kendinizden bir iz bulabilirsiniz.
Başlangıcı romanın sonuyla yapılmış. Sonda olan olay başta verilmiş ve ilerledikçe geriye dönüş tekniğiyle olay aydınlatılmış. Psikolojik problemleri olan bir karakterin intiharı haberiyle başlayan roman, doktorunun ve hemşirenin odağında tedavi yöntemleriyle çözümleniyor. İntihar haberini gazete aracılığıyla öğrenen doktor, süreç içerisindeki seansları ve konuşmaları, çözümlemeleri vererek okuru olayın içine çekmiş. Roman üçüncü kişi ağzıyla yazılmış. Diyalog tekniğinden sık sık faydalanılmış hatta bütün olay diyalogla verilmiş. Karakterin çocukluğundan okuluna, aşık olmasına ve halüsinasyon görmesine uzanan olay zincirleri var. Çocukluğundaki travma hayatı boyunca karakteri bırakmıyor. Bırakmadığı gibi onun sonu oluyor. Olmayan sesler, karakterler zihninde varmış gibi onu yanıltıyor ve artık dayanılmaz bir hâl alıyor. Arkadaşının ısrarıyla tedaviye başlıyor ve doktorla burada yolu kesişiyor. Önce hasta- doktor ilişkisiyken daha sonra bunun ötesinde, daha samimi bir bağ oluşuyor.
Uzun zamandır okumadığım ve özlediğim macera romanlarından biriydi. En son neden lisede okudum, macerayı seviyormuşum dedim okurken. Korsan temalı tarihî kurgular bir film izliyormuşum gibi hissettiriyor. Bu romanda da karakterlerin canlılığı, olayların ardı arkasının kesilmemesi sevmemi sağladı. Hakan başta olmak üzere karakterler çok canlı, her biri kendi geçmişi ve olaylara dahliyle gerçek gibi hissettiriyor. Özellikle Balya Badra Limanı ve Şarap Sarmaşığı tavernası sahneleri nefes kesici detaylarla anlatılmış. Bu tarz romanlarda okur kendini olaylara dahil hissediyorsa kurgu başarılı demek oluyor bence. Ben de kendimi o geminin güvertesinde, o oyunların içinde hissettim. Fantastik ve macera zirvede, karakterler ise çalışılarak yaratılmış. Kitabın dili etkileyici, diyaloglar doğal. Bu, seri olsun da devamı gelsin diyebileceğimiz bir macera romanı. Belki farklı mekân, aynı ekip, bir sürü başka macera… Birkaç kitap daha gelir gibi. Yazarı tebrik ediyorum.
Hikâyeler arasında konu veya üslup açısından benzerlik olmaması kitaptan sıkılmadan bir çırpıda okumamızı sağlıyor. Bir hikâyede karakterler olayın geçtiği yörenin ağzıyla konuşturuluyor. Mekân ve dil kullanımına bakarak olayların genelinin Toroslarda kırsal alanlarda kurgulandığını görüyoruz. Konu ve üslup birliği olmasa da mekân birliği var. Diğer hikâyelerde sade, akıcı bir dil kullanılmış. Okurken dili ve gözü rahatsız eden kullanımlara rastlamıyoruz. Özenli davranılmış. Kimi olay kimi durum hikâyesi tarzında olan bu hikâyelerde yazar okuru yönlendiriyor. Betimlemeleri güçlü yaparak mekâna dahil olmamızı sağlıyor. Gerek kulübeye ıslanmadan varmaya çalışırken yağmura yakalanması gerek cinayet olayında gerginlik yaratması gerekse uçağı kaçırmak üzere olan karakterin son anda yetişme telaşını üzerimize alıyoruz. Kurgu güzel, sanki biz de içindeyiz. Olaylar da tanıdık zaten hepimize. Ben klasik hikâye açısından başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Okurun da beğeneceğini düşünüyorum.