Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Seniha Safa Tarafından Yapılan Yorumlar

09.01.2026

Yalkın Tuncay’ın Kuantum Tasavvuf kitabındaki teorik zemin, bu romanda sürükleyici bir kurguyla ete kemiğe bürünmüş. Yazar, metafizik ve bilimsel arka planı önceki eserlerine göre çok daha derin ve yoğun bir ustalıkla harmanlamış. Romanın en etkileyici tarafı, rüyalar ile bilincin kuantum düzleminde iç içe geçmesi. Özellikle "berzah" kavramının statik bir mekân olmaktan çıkıp Mira ve Evren ile birlikte yaşayan canlı bir karaktere dönüşmesi, okura aynı gerilimi yaşatıyor. Evren ile Gölge arasındaki çatışma ise sadece fantastik bir öğe değil, insanın kendi hakikatiyle yüzleşmesinin güçlü bir metaforu. Tuncay’ın alışık olduğumuz öğretici üslubu bu kez didaktiklikten uzaklaşarak kurgunun akışına ustaca yedirilmiş. Bilim ve tasavvufu ayırmadan özgün bir denge kuran bu eser, her iki alanın meraklılarını da fazlasıyla tatmin ediyor. Önceki bilimsel çalışması gibi bu derinlikli romanı da hararetle tavsiye ediyorum.
27.12.2025

Kalp Lambası, Güney Hindistan’ın mahrem avlularından yükselen, hem çok tanıdık hem de sarsıcı bir kadın öyküleri seçkisi. Yazar, ataerkilliğin sadece erkekler tarafından dayatılan bir iktidar değil, kadınlarca da sessizce taşınan ve aktarılan bir yük olduğunu "Dakhni" kültürünün çok katmanlı yapısıyla işler. Öykülerde ev içi hiyerarşi ve dinî ritüellerin ardına gizlenen ikiyüzlülükler ustaca sergilenir. "Kefen" öyküsünde, zengin Shaziya’nın yerine getiremediği bir söz yüzünden yaşadığı manevi çöküş, "Topuklu Ayakkabı"da bir kocanın estetik fantezisinin, hamile bir kadının bedensel gerçekliğiyle çarpışması ve kadının o topukları parçalayarak direnişi, aslında bir özgürleşme ânı sunar. Kitabın zirvesi ise "Ya Rabbi, Bir Kerecik de Kadın Ol!" adını taşıyan öykü. Bu bir yakarıştan öte, bir başkaldırıdır. Eser, Doğu'nun kaderciliğini değil, o kaderin içinde filizlenen direnişi hiç sönmeyen bir "kalp lambası" metaforuyla aydınlatır. Tam not aldı benden.
23.12.2025

Bu kitabı okurken fark ettiğim en önemli şey şuydu: Yapay zekâ artık bir “teknoloji konusu” değil, bir düşünme ve çalışma biçimi. Kitap bunu çok net anlatıyor. Araç isimleri veya geçici trendler yerine, kalıcı kavramlara odaklanmış. Bu sayede okuduklarımın birkaç ay sonra geçersiz kalmayacağını hissediyorum. Teknik geçmişi olmayan biri olarak zorlanmadım; aksine konuyu ilk kez bu kadar bütünlüklü gördüm. Yapay zekâyı günlük iş akışlarıma nasıl dâhil edebileceğime dair net fikirlerle kapattım kitabı. Hızlı okunuyor ama etkisi uzun sürüyor.
13.12.2025

Türk tarihi boyunca; yetimlerin, kimsesizlerin, yardıma muhtaç çocukların barınmasından eğitimine, oradan çıktıklarında iş sahibi olmalarına kadarki devlet yapılanmalarını ve tutumlarını inceleyen bir akademik çalışma. Tarihimiz boyunca yetim ve kimsesiz çocukların himayesi ve eğitimi görevini yerine getirmiş bir millet olduğumuzun altını çizen bu çalışma sadece akademinin değil ne olduğumuzu görmek isteyenlerin de başvuru kaynağı niteliğinde bir kitap. Yazar, dönem dönem değişen kurum ve kuruluşların farklı adlarla da olsa daima var olduğunu, kimsesiz çocukların asla ihmal edilmediğini gösteriyor. Yönetim değişse de görmezden gelmeyen bir devlet anlayışı var. Kimsesiz ve yetim çocukların himayesi ve eğitimine yönelik çalışmalarda BB Arşivleri ve TBMM tutanaklarından kaynaklar gösterilmiş. Tablolarda verilere ulaşılabilir. İhmal edildiği takdirde olumsuz sonuçları görülebilecek kimsesizler meselesi üzerine devlet titizliğiyle eğilip emek harcadığı için yazara teşekkürü borç biliyorum.
17.11.2025

Okurunu bir uyanışa tanıklığa çağıran bir kitap olduğunu anlıyorsunuz. Bilimsel terimlerle kurduğu ikna edici üslubuyla başlıyor; ancak bu yalnızca bir inceleme değil, aynı zamanda felsefî bir sorgu. Evrimsel süreci aşk, içgüdü, zaman ve bilinç ekseninde ele alarak insanın sadece biyolojik bir varlık değil, bilinçli bir aktarım mekanizması olduğunu savunuyor. Kodlarla örülü bir varoluşun peşine düşüyor ve bunun anlaşılması için sorgulamayı şart koşuyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri, aşkı, ebeveynliği ve tanrı inancını evrimsel bir stratejinin parçası olarak yorumlaması; aşkı üremenin estetiği, tanrıyı ise mistik bir figür değil, evrimin ulaşmak istediği bilinç aşaması olarak sunması. Zamanı ölçüm değil ilişki olarak ele alması, “başlangıç” fikrini tartışmaya açması kışkırtıcı. Ruh kavrayışı da dikkat çekici. Evreni ve bilinci anlamaya meraklı okur için güçlü bir kaynak; evrim ve felsefeyle ilgilenenlere bir başucu niteliğinde.