Toplam yorum: 3.284.606
Bu ayki yorum: 6.112

E-Dergi

musaika Tarafından Yapılan Yorumlar

07.05.2025

Kitap klasik menkıbeler kitabı ama hayatımda okuduğum en kötü çeviri olabilir. Sanırım dinî terimler literatür hâkimiyeti hiç olmayan biri aynı zamanda çevirisi orijinalinden daha anlaşılmaz olan "sadeleşmiş türkçe" kelimeleri zorla kullanarak en basit şekilde anlaşılabilecek 2 3 cümlelik kısacık hikmetli menkıbeleri bile anlaşılmaz hale getirmiş. Gerçekten çok üzüldüm. (Örneğin Hz.Ali kıssasının anlatıldığı bir bölümde Hz.Alinin '... Tanrı sana ...' gibi bir cümle kurduğunu, veya Mevlâna Celaleddin Rûmî'nin ağzından '... mistik öğretilerimi...' diye bir cümle okudum)
24.12.2002

Ebuzer...
Kutlu yolcu, modern çağın en çok ihtiyaç duyduğu modern insanın zirve hali...(cümlenin 2 anlamı da doğru) Kalemler bir Allah Rasulünü ve bir de sayılı üç-beş sahabeyi anlatmaktan aciz. Hangi kalem teşebbüs etse yazmaya; ağıtlarla, kan sızıntılarıyla yenik düşüyor sayfaların üzerine ve yığılıp kalıyor. Albayrak'ın ikinci bir Ebuzer yazıvereceğini duymuşmuştum ta kitabı okuduğum 1999 sonlarında. Sizce bu kadar gecikmesinin başka ne sebebi olabilir ki?
Ama, olur da, Albayrak da okuyacak olursa bu yazıları, gecikmiş bir teşekkürü var bende bıraktığı...
Ve siz... Eğer Ebuzeri tanımıyorsanız, önce gidin üstadın yani Şeriatînin zaman makinasına binin, O sizi ebuzerin iç cebine koyup asr-ı saadeti ve biraz sonra(ki hala bitmeyen bir sonra) neler olduğunu göstertsin; sonra da gelin, Sevgili Hakan Albayrak, sizi Ebuzerin sepetli motorunda bir seyahate çıkarsın, modern dünyada...

Vesselam…
24.12.2002

Amak-ı Hayal, Filibeli Ahmet Hilminin ilginç bir kitabı. Genelde okuyanlar bile isminin anlamını merak etmiyorlar ama "hayalin derinliklerinde" gibi bir ismi var kitabın. Kelimelerin anlamını bilinçli olarak verdim çünkü kitabın içeriğine ve temasına bakarken ismi gerçekten ön plana çıkıyor ve bakış açımızı belirliyor.
Cumhuriyet dönemindeki köklü fikri değişiklikler zamanında yaşamış bir insanın, bu dönemin insan düşünce yapısına tesirlerini konu edinmiş ve bu bağlamda felsefi içeriğe bürünmüş bir kitap. Dünyanın bütün lezzetlerini tadan bir insan artık bu dünyanın kendini örtemediğini hisseder de yeni arayışlara çıkar ya, aslında Filibeli de bunu yapmış kitapta. Lakin doğrulara ulaştığından iki noktada şüphem var. Birincisi az evvel söylediğim olay, yani arayışa çıkma, dünyayı yetersiz bulma sebebinden kaynaklanıyorsa da bu kanıya varmanın iki şekli var. Biri Filibelide olan, elde ettikten sonra bıkma şekli, diğeri elde etmediği halde bunu sezme şekli. Filibeli arayışa çıktığında, mevcut zevklerinin veya güdülerinin daha fazla seviyede olanları için bakarken, diğeri daha mükemmel güdüler, duygular için arar. Sonuçta ikinci araştırmacı yeni ve -insan tabiatına uygun yani- değişik sonuçlara ulaşır, fakat Filibeli türü araştırmacı bulunduğu çemberde, çapı büyütür. Yanılma ihtimalini artıran ikinci bir sebepse, bilindiği gibi bir felsefe, barındırdığı pekçok ekolle birlikte eldedir ama siz değişik felsefi yaklaşımlar arası bir kıyasa gittiğinizde bu ekollerin tamamını irdelemeden felsefi yaklaşımı irdelediğinizi öne sürerseniz yanılırsınız. Filibeli diğer Felsefi yaklaşımlarla (ki bunların dahi kısıtlı ekolleriyle) İslamsal bir bakış açısını kıyasladığı halde, bu dinin çok küçük bir ekolüne takılıp kalıyor ve dinin tamamını da bundan ibaret olarak tanımlıyor. İşte eğer siz kitabı, Filibelinin ta kapakta kocaman kocaman uyardığı, bir hayal ve düş cimnastiği olarak değil de reel bir yaklaşım olarak etüd ederseniz, bu köhne neticelere kapılabilirsiniz ama benim gibi bir zihin cimnastiği olarak yaklaşırsanız, kendinizi hoş bir kitap okumuş sayarsınız.
iyi okumalar...
09.12.2002

Kapak yazısında da değinildiği gibi, mezhepler konusu ülkemizde belki de kasıtlı olarak hep gelişigüzel veya belirli kalıplarla işlenmiş, bu konuya ilişkin bilimsel araştırmalar hep yabana atılmış ya da unutturulmuş veya daha kötüsü yapılamamıştır.
Hele yahudi mezhepleri konusunda kitapta verilen bilgiler ve daha ilginci, sanırım bu yüzden olsa gerek, Sayın Kutluay'ın kitap yayımlandıktan kısa bir süre sonra esrarengiz bir biçimde ölümü, insanın aklına bazı soruişaretleri getirirken, kitabın bu bölümünü dikkatli inceleme konusunda da bir sebep sağlıyor.
İlk bölüm olan İslam mezheplerinde ise ufak bir problem yaşanmakta ki zaten bunu yazarın kendisi de; kendi yaptığı araştırmanın belki bir başlangıç olması dileğini ve henüz yeterli araştırmalar yapılamadığı itirafını dile getiriyor. Henüz İslam Mezhepleri konusunda yeterli bir araştırma yapamadığım için yazılanların doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda birşey söyleyemiyorum ama eğer yazar söylediğinde samimi ise bilimsel bir araştırma yapmışa benziyor. Bilimin ise diğer metodlara göre bizi aldatma olasılığı daha az. Doğruluğunu kabul edersek de Abdullah bin Sebe adını hiçbir okuyan unutamaz gibime geliyor.
Okumaya değer.
09.12.2002

Ali Şeriatî'yi bilen bilir; insanları aydınlatmayı ve doğruyu öğretmeyi kendine amaç edinmiş bir filozof.
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri, batıda varolagelen temel ve yaygın felsefi akımlar konusunda Şeriatî'nin edindiği ve paylaştığı bilgiyi içeriyor. Eğer dininizi objektif ve bilimsel yollarla savunmayı, insanların sözlerinizde birleşmesini veya doğruyu bulma yolunda araştırmalarda bulunmayı seven ve fakat batı felsefî mekteplerine ilişkin hiçbir okuma yapmamış biriyseniz; özellikle en gözde ve insanların en çok benimsediği Marksizm ekolünün abcsini ve genel bilgisini bulabileceğiniz bir kitap.
Şeriatî'yi iyi tanıdığım için çok beğendiğim ve herkese tavsiye edebileceğim kitaplarından biri...